2. Hukuk Dairesi 2015/11141 E. , 2015/12106 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi İŞİN TÜRÜ : 5395 Sayılı Yasaya Göre Koruma Kararı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm kurum tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü; 15.03.2013 doğumlu küçüğe Sağlık Bakanlığınca belirlenen "genişletilmiş bağışıklık programı" uy…
**2. Hukuk Dairesi 2015/11141 E. , 2015/12106 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi İŞİN TÜRÜ : 5395 Sayılı Yasaya Göre Koruma Kararı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm kurum tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü; 15.03.2013 doğumlu küçüğe Sağlık Bakanlığınca belirlenen "genişletilmiş bağışıklık programı" uyarınca yapılması zorunlu aşıları velilerinin yaptırmadığını, yaptırmaktan da kaçındıklarını ileri sürerek, küçük hakkında 5395 sayılı Kanunun 5. maddesinin (1.) bendinin (d) alt bendi uyarınca sağlık tedbirine karar verilmesini istemiş, mahkemece: istek evrak üzerinde kabul edilmiş, velinin temyizi üzerine karar Dairemizce 04.1 1.2014 tarih, 2014/8392-21580 sayılı ilamla bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulmuş ve bozmanın gereği yerine getirildikten sonra “küçüğün yasal temsilcileri olan ana ve babasının aşı yapılmasına olur vermedikleri’' gerekçesiyle istek reddedilmiştir. Uyulan bozma kararı "küçüğe uygulanacak sağlığa ilişkin koruma tedbiriyle ilgili çocuğun yasal temsilcilerine husumet yöneltilmesi, bunların dinlenmesi, göstermeleri halinde delillerinin toplanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekliliğine" ilişkindir. Bozma kararın bundan önceki paragrafında; (Türkiye’nin taraf olduğu “Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi" hükümlerine yer verilmiş ve bu Sözleşmeye göre, tıbbi müdahalenin, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabileceği, muvafakat verme yeteneği olmayan bir kimse üzerinde ise tıbbi müdahalenin sadece onun doğrudan yararı için yapılabileceğine değinildikten sonra, müdahaleye muvafakat verme yeteneği bulunmayan küçüğe veya akıl hastalığı ve benzeri herhangi bir sebepten dolayı muvafakat verme yeteneği bulunmayan bir yetişkine sadece yasal temsilcisinin veya kanun tarafından belirlenen bir kişi veya makam ve kuruluşun izni ile müdahalede bulunulabileceği (Söz. m. 6), bu halde dahi, bu kişi, makam veya kuruluşa, müdahalenin amacı, niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgi verilmesinin zorunlu olduğuna değinilerek) bu konudaki genel ilkeler ortaya konulmuştur.