11. Hukuk Dairesi 2026/1203 E. , 2026/1304 K. "" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1451 Esas, 2025/1962 Karar HÜKÜM : Direnme İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/304 E., 2021/217 K. Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte…
11. Hukuk Dairesi 2026/1203 E. , 2026/1304 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1451 Esas, 2025/1962 Karar HÜKÜM : Direnme İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/304 E., 2021/217 K. Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2019/46216 sayılı ve "..." ibareli başvurusunun, davalı Şirketin "..." ibareli markalarına dayalı olarak yaptığı itiraz sonucu Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiğini, müvekkilinin bu karara karşı yaptığı itirazının da Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile reddedildiğini, oysa tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığını, davacının 1940 yılından beri süt ve süt ürünleri ile peynircilik sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin "..." ibareli tescilli markalarının bulunduğunu, bu markaları nedeniyle müktesep hakkının olduğunu, yine kurucusu olduğu ...A.Ş. ve... A.Ş.'nin de "..." ibareli markalarının bulunduğunu, "..." ibaresinin gerçek hak sahibi olduğunu, ayrıca redde mesnet gösterilen ...........sayılı markaların hükümsüzlüğü talebiyle İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/312 E. sayılı dosyası ile davanın açıldığını, o davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, redde mesnet 2002/23677 sayılı markanın da müddet durumda olduğundan iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmayacağını ileri sürerek YİDK kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Feri müdahiller vekili feri müdahale dilekçesinde; davacının feri müdahil şirketlerin kurucusu ve yöneticisi olduğunu, müvekkillerinin "..." ibareli markalarının bulunduğunu, anılan markaların davacı ile birlikte tanınmış hale getirildiğini, müvekkillerinin ortağı ve kurucusu olan davacıya ait dava konusu başvurunun müvekkilleri adına tescilli markaların serisi mahiyetinde bulunduğunu ileri sürerek davacı yanında feri müdahale taleplerinin ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; tarafların markaları arasında iltibas bulunduğunu, davacı yararına müktesep hak koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davacının "..." ibareli dava konusu başvurusu ile redde mesnet 2004/06273, 2015/46518, 99/021807, 2001/09932 sayılı ve "..." ibareli markalar arasında, başvurunun tescil edilmek istendiği tüm mal ve hizmetler yönünden, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olduğu, zira taraf markalarının asli unsurunu oluşturan ibareler arasındaki tek harften kaynaklanan farklılığın yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı gibi markalar arasında emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği, davanın YİDK karar tarihindeki mevcut şartlara göre inceleneceği, dava konusu YİDK karar tarihi itibariyle redde mesnet markalar hakkında verilmiş bir hükümsüzlük kararı da bulunmadığı, ayrıca davacının YİDK aşamasında müktesep hak iddiasına dayanak olarak, 105263, 2017/67051, 2019/40380, 2019/46216 sayılı markalarına dayandığı, bu markalardan 2017/670 51... /46216 sayılı marka başvurularının geçersiz olması, 2019/40380 sayılı markanın dava konusu başvuru tarihinden sonra tescil edilmesi, 105263 sayılı markanın da üzere uzun süreli kullanım şartını sağlamaması nedeniyle davacı lehine müktesep hak oluşturmayacağı, işbu davada davacının bahsi geçen markalar dışında müktesep hak iddiası bakımından başka markalara dayanmasının mümkün olmadığı, feri müdahiller adına tescilli "..." ibareli markaların davacı yararına müktesep hak oluşturmayacağı, davacının feri müdahillerin kurucusu ve yöneticisi olmasının da varılan sonucu değiştirmeyeceği, eldeki dava marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkin olup iptali istenen YİDK kararının 07.08.2020 tarihinde verildiği, Kurum kararının iptaline yönelik davada, karar tarihi itibariyle henüz ortada olmayan hükümsüzlük kararının değerlendirilmesine imkan bulunmadığı, kaldı ki eldeki davada iptali istenen YİDK kararı 07.08.2020 tarihinde verilmiş iken, redde mesnet markaların hükümsüzlüğü davası ise YİDK kararı tarihinden sonra, 23.09.2020 tarihinde açıldığı, dolayısıyla YİDK karar tarihi itibariyle henüz açılmamış bir davanın sonucunun beklenmesi gerektiğinin söylenebilmesinin de mümkün görülmediği gerekçesiyle eski hükümde direnilmesine, bu çerçevede davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, TÜRKPATENT YİDK kararının iptali talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/5 hükmü gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinde ve Dairemizin davacının temyiz başvurusunu inceleme tarihinde kesinleşmiş bir hükümsüzlük kararının bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir. V.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 ve 373/5 hükümleri uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 05.03.2026 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.