Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/1413 E. , 2024/4903 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2024/1413 Karar No : 2024/4903 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... - (temsilen ... Bakanlığı) ANKARA VEKİLİ : Av. ... 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Kocaeli ili, Dilova ilçesi sınırları içerisinde "rezerv yapı alanı" olarak belirlenen sahada yer alan ve ekli listede belirtilen taşınmazların Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlı
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/1413 E. , 2024/4903 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2024/1413 Karar No : 2024/4903 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... - (temsilen ... Bakanlığı) ANKARA VEKİLİ : Av. ... 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Kocaeli ili, Dilova ilçesi sınırları içerisinde "rezerv yapı alanı" olarak belirlenen sahada yer alan ve ekli listede belirtilen taşınmazların Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 08/07/2022 tarih ve 31890 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 07/07/2022 tarih ve 5786 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 30/12/2021 tarih ve 31705 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 29/12/2021 tarih ve 5034 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının, Kocaeli ili; Dilova ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırmanın şartlarının dava konusu olayda gerçekleşmediği, bölgenin doğal sit alanı niteliğinde olan, yeşil ve doğal yapısını koruyan bir yerleşim alanı olduğu, konut alanı olarak planlanarak acele kamulaştırılmasında hiçbir kamu yararının bulunmadığı, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında bu yöntemin uygulanması gerekçesinin, olağanüstü durumların, bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının, kamu düzeninin korunmasını gerektiren hallerin somut olarak ortaya konulması gerektiği, mülkiyet hakkının ihlal edildiği, acele kamulaştırmanın olağanüstü bir kamulaştırma yolu olduğu ve istisnai hallerde başvurulacak bir yöntem olduğu, taşınmazın bir kısmının sit alanı içinde kaldığı, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. DAVALILARIN SAVUNMALARI: 1-Cumhurbaşkanlığı tarafından, davanın süresinde açılmadığı, Dilovası ilçe merkezindeki sanayileşme istihdamı sonucu ortaya çıkan çarpık kentleşme alanlarının ve sanayi bölgeleri ile iç içe geçmiş sağlıksız konut yerleşim alanlarının planlı kentleşme kriterlerine göre desantralize edilmesi, bu alanda bulunan nüfusun taşınması ve alanın Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun (KAFZ) kuzeyinde ve 1. derece deprem bölgesinde olması, deprem afetine maruz bir konumda yer alması gerekçeleriyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu alanın rezerv yapı alanı olarak ilan edildiği, rezerv yapı alanı ilan edilen bölgede gerçekleştirilecek projelerde, kamulaştırma ile ilgili diğer hususların yerine getirilmiş olması koşulunun da sağlandığı ve acelelik halinin bulunduğu, maliklerin süreci uzatmalarını önlemek amacıyla acele kamulaştırma kararı alınmasında kamu yararının da bulunduğu, iskan projesinin gerçekleştirilmesi amacıyla alanın rezerv yapı alanı olarak ilan edildiği, afet riski altında bulunan Dilova ilçesinin rezerv alana taşınmasının amaçlandığı, Kocaeli Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından hazırlanan Kocaeli İl Afet Müdahale Planında yer alan afet senaryosuna göre olası bir depremde, Dilovası İlçesinde ... ağır hasarlı, 867 yıkık bina olmak üzere 4016 yapının kullanılamaz hale geleceği, ... orta hasarlı yapının da kullanılmaya devam edilmesi halinde risk barındıracağının öngörüldüğü ve bu rakamların deprem gerçekleşmeden önce tedbir alınması gerektiğinin vurgulandığı, bu rapor ile şehrin tekrar iskan edilmesi gerektiğinin belirtildiği, şehrin sanayi bölgesi içerisinden kurtarılması ve deprem gerçekleşmeden önlem alınarak fen ve sanat normlarına uygun sosyal donatı alanları ve altyapısı olan depreme dayanıklı projelerin iskan edilmesi zaruretinin bulunduğu, muhtemel Marmara depremine hazırlık yapılması için Dilova İlçesinin rezerv alana bir an önce taşınmasının gerektiği, davanın reddinin gerektiği savunulmaktadır. 2- Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, davanın süresinde açılmadığı, uyuşmazlığa konu taşınmazın 1/5000 ölçekli nazım imar planında "Mevcut Konut Alanı-Düşük (50-200 kişi/ha.)", 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "(5/A-2/3)" yapılaşma koşullu Yerleşik Konut Alanı” kullanımında kaldığı, halihazırda söz konusu taşınmaz için imar planı değişikliği yapılmadığı, ancak kentsel dönüşüm ile ilgili olarak imar planı değişikliği çalışmalarının devam ettiği, bölgede imar mevzuatına aykırı konut sayısının bir hayli fazla olduğu, olası depremde bu yapıların hasar göreceği, Dilova bilgesinde hava kirliliğine bağlı olarak akciğer kanserine yakalanma oranında ciddi atrış olduğu ve akciğer kanseri gelişme riskinin fazla olduğu, Kanserden ölüm oranının Türkiye ortalamasının üzerinde olduğu, bölgede hava kirliliğinin trafiğin ve gürültünün had safhada olduğu, sanayi kuruluşlarının yoğun olmasından dolayı trafiğin kilitlendiği, halkın hava kirliliği ve sağlık sorunlarının bertaraf edilebilmesi için sanayi bölgeleri ile iç içe geçmiş sağlıksız konut alanlarının en uygun alana desantralize edilmesi gerektiği, Tavşancıl Mahallesindeki tescilli yapıların 6306 sayılı Kanun kapsamında ihya edilmesi ile tarihi kent meydanının çarpık yapılardan temizlenmesi, Dilovası ilçe merkezindeki sanayi bölgeleri ile iç içe geçmiş sağlıksız konut alanlarının kentleşme kriterlerine göre desantralize edilmesine yönelik kararlar üretilmesi, böylelikle insan sağlığı açısından risk teşkil eden, sürdürülebilirlik sorunu yaşanan alanların iyileştirilmesine olanak sağlanması amacıyla alanın rezerv yapı alanı olarak ilan edildiği, anılan kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davanın reddinin gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu 07/07/2022 tarih ve 5786 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı yönünden davanın reddine, dava konusu 29/12/2021 tarih ve 5034 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı yönünden ise davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava; Kocaeli ili, Dilovası ilçesinde "rezerv yapı alanı" olarak belirlenen sahada yer alan ve ekli listede bulundukları mahalle ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesine göre acele kamulaştırılmasına ilişkin 08/07/2022 tarihli, 31890 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 07/07/2022 tarihli, 5786 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının, Kocaeli ili, Dilovası ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir. Davalı idarelerin usule ilişkin itrazları yerinde görülmemiştir. Anayasanın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasaya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır. Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolüyle de mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Öte yandan, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun "Acele kamulaştırma" başlıklı 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği kuralına yer verilmiştir. 2942 sayılı Yasanın 27. maddesinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği, bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 1. maddesinde, bu Kanunun amacının afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olduğu ifade edilmiş, "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde " Rezerv Yapı Alanı: Bu Kanun uyarınca gerçekleştirilecek uygulamalarda (...) kullanılmak üzere ,TOKİ' nin veya İdarenin talebine bağlı olarak veya resen Bakanlıkça belirlenen alanları", (d) bendinde ise; "Riskli yapı: Riskli alan içinde veya dışında olup ekonomik ömrünü tamamlamış olan ya da yıkılma veya ağır hasar görme riski taşıdığı ilmi ve teknik verilere dayanılarak tespit edilen yapıyı" ifade eder hükmü yer almıştır. Aynı Kanununun 5. maddesinde: '' 1) Riskli yapıların yıktırılmasında ve bunların bulunduğu alanlar ile riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarındaki uygulamalarda, öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesi esastır. Anlaşma ile tahliye edilen yapıların maliklerine kiracılarına ve yapıda ikamet etmek şartıyla sınırlı ayni hak sahiplerine geçici konut veya işyeri tahsisi ya da kira yardımı yapılabilir. (2) Uygulamanın gerektirmesi hâlinde, birinci fıkrada belirtilenler dışında olup Kanun kapsamındaki yapıları kullanmakta olan kişilere de geçici konut veya işyeri tahsisi ya da kira yardımı yapılabilir. Bu kişiler ile yapılacak olan anlaşmanın, bunlara yardım yapılmasının, enkaz bedeli ödenmesinin ve bankalardan kullanacakları kredilere dönüşüm projeleri özel hesabından karşılanmak üzere faiz desteği verilmesinin usul ve esasları Cumhurbaşkanınca belirlenir. (3) Uygulamaya başlanmadan önce, riskli yapıların yıktırılması için, bu yapıların maliklerine altmış günden az olmamak üzere süre verilir. Bu süre içinde yapı, malik tarafından yıktırılmadığı takdirde, yapının idari makamlarca yıktırılacağı belirtilerek ve tekrar süre verilerek tebligatta bulunulur. Verilen bu süre içinde de maliklerince yıktırma yoluna gidilmediği takdirde, bu yapıların insandan ve eşyadan tahliyesi ve yıktırma işlemleri, yıktırma masrafı ile gereken diğer yardım ve krediler öncelikle dönüşüm projeleri özel hesabından karşılanmak üzere, mahallî idarelerin de iştiraki ile mülki amirler tarafından yapılır veya yaptırılır. (4) Birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarda belirtilen usullere göre süresinde yıktırılmadığı tespit edilen riskli yapıların yıktırılması, Bakanlıkça yazılı olarak İdareye bildirilir. Buna rağmen yıktırılmadığı tespit edilen yapılar, Bakanlıkça yıkılır veya yıktırılır. Uygulamanın gerektirmesi hâlinde Bakanlık, yukarıdaki fıkralarda belirtilen tespit, tahliye ve yıktırma iş ve işlemlerini bizzat da yapabilir. "hükmü, 6. maddesinin 1 ve 2. bendinde: '' (1) Üzerindeki bina yıkılarak arsa hâline gelen taşınmazlarda daha önce kurulmuş olan kat irtifakı veya kat mülkiyeti, ilgililerin muvafakatleri aranmaksızın Bakanlığın talebi üzerine ilgili tapu müdürlüğünce resen terkin edilerek, önceki vasfı ile değerlemede bulunularak veya malik ile yapılan anlaşmanın şartları tapu kütüğünde belirtilerek malikleri adına payları oranında tescil edilir. Taşınmazların niteliği resen mevcut duruma göre tescil edilir. Bu taşınmazların sicilinde bulunan ayni ve şahsi haklar ile temlik hakkını kısıtlayan veya yasaklayan her türlü şerh, hisseler üzerinde devam eder. Belirtilen haklar ve şerhler, tapuda; tevhit, ifraz, alan düzeltme,taksim,ihdas, terk, tescil, kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesisine ilişkin işlemlerin yapılmasına engel teşkil etmez ve bu işlemlerde muvafakat aranmaz. Yeni yapılar için kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesisi safhasında belirtilen haklar ve şerhler, muvafakat aranmaksızın sadece söz konusu haklar ve şerhlerden yükümlü olan malike düşecek bağımsız bölümler üzerinde devam ettirilir. Uygulama alanında cins değişikliği, tevhit, ifraz, alan düzeltme, taksim, ihdas, terk ve tescil işlemleri muvafakat aranmaksızın Bakanlık, TOKİ veya İdare tarafından resen yapılır veya yaptırılır. Bu parsellerin malikleri tarafından değerlendirilmesi esastır. Bu çerçevede riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarında uygulama yapılan etap veya adada, riskli yapılarda ise bu yapıların bulunduğu parsellerde, yapılar yıktırılmadan önce, parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, ifraz, terk, ihdas ve tapuya tescil işlemlerine, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine, yapının paydaşı olup olmadıkları gözetilmeksizin sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir. Bu karara katılmayanların arsa payları, Bakanlıkça rayiç değeri tespit ettirilerek ve bu değerden az olmamak üzere anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılır. Bu suretle paydaşlara satış gerçekleştirilemediği takdirde, bu paylar, Bakanlığın talebi üzerine, tespit edilen rayiç bedeli de Bakanlıkça ödenmek kaydı ile tapuda Hazine adına resen tescil edilir ve yapılan anlaşma çerçevesinde değerlendirilmek üzere Bakanlığa tahsis edilmiş sayılır veya Bakanlıkça uygun görülenler TOKİ’ye veya İdareye devredilir... (2) Üzerindeki bina yıkılmış olan arsanın maliklerine yapılan tebligatı takip eden otuz gün içinde en az üçte iki çoğunluk ile anlaşma sağlanamaması hâlinde, gerçek kişilerin veya özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazlar için Bakanlık, TOKİ veya İdare tarafından acele kamulaştırma yoluna da gidilebilir. Bu Kanun uyarınca yapılacak olan kamulaştırmalar, 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki iskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma sayılır ve ilk taksit ödemesi, mezkûr fıkraya göre belirlenen tutarların beşte biri oranında yapılır. Tapuda mülkiyet hanesi açık olan taşınmazlar ile mirasçısı belirli olmayan, kayyım tayin edilmiş, ihtilaflı veya üzerinde sınırlı ayni hak tesis edilmiş olan taşınmazların kamulaştırma işlemleri aynı madde hükümlerine tabidir. Bakanlık, TOKİ veya İdare; kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi için mirasçılık belgesi çıkartmaya, kayyım tayin ettirmeye veya tapuda kayıtlı son malike göre işlem yapmaya yetkilidir. ... Kamulaştırma için anlaşma sağlanması hâlinde, Bakanlık, TOKİ veya İdare ile ilgililer arasında taşınmazın tescil veya terkinine ilişkin ferağ ve muvafakati de ihtiva eden sözleşme ve uzlaşma tutanağı tanzim edilir ve ilgili tapu müdürlüğüne gönderilerek kamulaştırmanın resen tapu siciline işlenmesi sağlanır.'' hükmü yer almaktadır. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun yukarıdaki maddeleri değerlendirildiğinde, rezerv yapı alanlarındaki uygulamalarda, öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesinin esas olduğu, uygulama alanındaki yıkım işlemlerine başlamadan önce yapılması gereken işlemlerin Kanunda tahdidi olarak sayıldığı, tahliye ve yıkım işlemleri gerçekleştikten sonra da arsanın malikleri tarafından değerlendirilmesinin esas olduğu üzerindeki bina yıkılmış olan yapılar yıktırılmadan önce yapılması gereken uygulamalarda paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verileceği, bu karara katılmayanların paylarının diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılacağı, paydaşlara satış gerçekleştirilemediği takdirde rayiç bedeli ile Hazine adına tescil edilebileceği ancak, arsanın maliklerine yapılan tebligatı takip eden otuz gün içinde en az üçte iki çoğunlukla anlaşma sağlanmaması halinde gerçek kişilerin veya özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazlar için Bakanlık, TOKİ veya İdare tarafından acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği anlaşılmaktadır. Dosyanın incelenmesinden, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile; Tavşancıl Mahallesindeki 488,41 ha büyüklüğündeki alan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile Tavşancıl ve Çerkeşli mahallelerinde bulunan 175,97 ha büyüklüğündeki alan rezerv yapı alanı olarak ilan edildiği, ... tarih ve ... sayılı işlemi ile de; 664,38 ha büyüklüğünde belirlenen rezerv yapı alanı sınırları revize edilerek 187,60 ha büyüklüğündeki alan rezerv yapı alanı olarak ilan edildiği, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile 6306 sayılı Kanunun 62. maddesinin 12. fıkrası uyarınca Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığının geçici olarak yetkilendirildiği ve anılan Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısı ile, 3000 konut üretilmesi için önerilen 2. ve 3. etap sınırlarının Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığınca değerlendirilerek acele kamulaştırma kararı alınmasına ilişkin iş ve işlemlerin başlatılmasının talep edilmesi üzerine Kocaeli Büyükşehir Belediye Encümeninin ... tarih ve ... sayılı kararıyla; rezerv yapı alanı içerisinde bulunan taşınmazlar için acele kamulaştırma kararı alınmasına karar verildiği, dava konusu 07/07/2022 tarihli, 5786 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile de, Kocaeli İli, Dilovası İlçesinde "rezerv yapı alanı" olarak belirlenen sahada yer alan ve ekli listede bulundukları mahalle ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. 6306 sayılı Kanun uyarınca riskli ve rezerv yapı alanlardaki uygulamalarda, öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesi esastır. Uyuşmazlığa konu taşınmazı da kapsayan alanın rezerv yapı alanı olarak belirlenmesi tek başına acele kamulaştırma yapılmasına gerekçe teşkil etmeyeceğinden alanın rezerv alan ilan edilmesini gerektirecek 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliğinin öngördüğü koşullarda bilimsel verileri içeren teknik ve detaylı bir incelemenin yapılması, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanabilmesi için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının, kamu düzeninin korunmasını gerektiren hallerin somut olarak ortaya konulması gerekmektedir. Bu durumda, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanununda belirtildiği üzere öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesi, taşınmazların malikleri tarafından değerlendirilmesinin esas alınması, Kanunda belirtilen uygulamaların Bakanlıkça yerine getirilmesi, ancak Kanunda öngörülen koşullar sağlanamazsa acele kamulaştırma yoluna gidilmesi gerekirken anılan hususlar gözetilmeksizin rezerv yapı alanına ilişkin Bakanlık Oluru üzerine dava konusu taşınmazın acele kamulaştırılması yolunda tesis edilen Cumhurbaşkanı Kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin davacı parseli yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile; Tavşancıl Mahallesindeki 488,41 ha büyüklüğündeki alan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile Tavşancıl ve Çerkeşli mahallelerinde bulunan 175,97 ha büyüklüğündeki alan rezerv yapı alanı olarak ilan edilmiş, ... arih ve ... sayılı işlemi ile de; 664,38 ha büyüklüğünde belirlenen rezerv yapı alanı sınırları revize edilerek 187,60 ha büyüklüğündeki alan rezerv yapı alanı olarak ilan edilmiştir. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile 6306 sayılı Kanunun 62. maddesinin 12. fıkrası uyarınca Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı geçici olarak yetkilendirilmiştir. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısı ile, 3000 konut üretilmesi için önerilen 2. ve 3. etap sınırlarının Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığınca değerlendirilerek acele kamulaştırma kararı alınmasına ilişkin iş ve işlemlerin başlatılması talep edilmiştir. Kocaeli Büyükşehir Belediye Encümeninin ... tarih ve ... sayılı kararıyla; rezerv yapı alanı içerisinde bulunan taşınmazlar için acele kamulaştırma kararı alınmasına karar verilmiştir. Dava konusu 07/07/2022 tarih ve 5786 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ve 29/12/2021 tarih ve 5034 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile, Kocaeli İli, Dilovası İlçesinde "rezerv yapı alanı" olarak belirlenen sahada yer alan ve ekli listede bulundukları mahalle ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Bakılan dava, dava konusu acele kamulaştırma kararlarının davacıya ait taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde "İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler. Cumhurbaşkanınca kabul olunan, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskan projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla yapılacak kamulaştırmalarda, bir gerçek veya özel hukuk tüzelkişisine ödenecek kamulaştırma bedelinin o yıl Genel Bütçe Kanununda gösterilen miktarı, nakden ve peşin olarak ödenir. Bu miktar, kamulaştırma bedelinin altıda birinden az olamaz. " hükmüne yer verilmiş, 5. maddesi ile kamulaştırma yapılabilmesi kamu yararı kararı alınması şartına bağlanmış; 5. maddede düzenlenen mercilerce verilen kamu yararı kararlarının onay mercilerinin düzenlendiği 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın, yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüş, 8. maddesinde; idarelerin, bu Kanuna göre, tapuda kayıtlı olan taşınmaz mallar hakkında yapacağı kamulaştırmalarda satın alma usulünü öncelikle uygulamalarının esas olduğu, anlaşma olmaması veya ferağ verilmemesi halinde bu Kanunun 10. maddesine göre işlem yapılacağı, 10. maddesinde de; kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idarenin, 7. maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle, 8. madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat ederek, taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma, 3. maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini isteyeceği hükme bağlanmıştır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, Kanun'un amacının, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olduğu belirtilmiş, 2. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, "Rezerv yapı alanı", Kanun uyarınca gerçekleştirilecek uygulamalarda kullanılmak üzere, TOKİ’nin veya İdarenin talebine bağlı olarak veya resen Bakanlıkça belirlenen alanlar olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 6. maddesinin ikinci fıkrasında, "Üzerindeki bina yıkılmış olan arsanın maliklerine yapılan tebligatı takip eden otuz gün içinde salt çoğunluk ile anlaşma sağlanamaması hâlinde, gerçek kişilerin veya özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazlar için Başkanlık, TOKİ veya İdare tarafından acele kamulaştırma yoluna da gidilebilir. Bu Kanun uyarınca yapılacak olan kamulaştırmalar, 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki iskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma sayılır ve ilk taksit ödemesi, mezkûr fıkraya göre belirlenen tutarların beşte biri oranında yapılır..." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul Yönünden: Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından; İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir. Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereğidir. Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği, bu durumda 2577 sayılı kanunun 20/A maddesinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2015 tarihli, E:2014/5590, K:2015/891 sayılı ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararları da bu yöndedir. Uyuşmazlıkta, dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararlarının davacıya tebliğ edildiğine dair belgenin dosyaya sunulmadığı, davacı tarafından öğrenme tarihi üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içerisinde davanın açıldığı anlaşılmış ve davalı idarelerin süre aşımı itirazı yerinde görülmemiştir. Esas Yönünden: Dava konusu 07/07/2022 tarih ve 5786 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile ilgili olarak; Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür. Anayasa'nın 35. maddesinin mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğine ilişkin hükmü çerçevesinde, 2942 sayılı Kanun'la, kamulaştırma ve aynı zamanda acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı ile ya da onaylı imar planı veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve proje ile ortaya konulması gerekliliği düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kanunda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir. Olağan kamulaştırma sürecinde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, Kanun'un 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanun'un 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından Kanun'un 8. maddesine göre idarenin satın alma usulünü, karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak denemesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, Kanun'un 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Acele kamulaştırma usulü ise 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür. Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir. 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir. Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir. Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır. Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açıktır. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın "kamu yararı" ve "acelelik hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu alanın, bölgede imar mevzuatına aykırı konut sayısının bir hayli fazla olduğu, alanın Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun (KAFZ) kuzeyinde ve 1. derece deprem bölgesinde olması ve deprem afetine maruz bir konumda yer alması nedeniyle olası depremde yapıların hasar göreceği, Dilova bölgesinde hava kirliliğine bağlı olarak akciğer kanserine yakalanma oranında ciddi artış ve akciğer kanseri gelişme riskinin fazla olduğu, Kanserden ölüm oranının Türkiye ortalamasının üzerinde olduğu, bölgede hava kirliliğinin trafiğin ve gürültünün had safhada olduğu, sanayi kuruluşlarının yoğun olmasından dolayı trafiğin kilitlendiği, halkın hava kirliliği ve sağlık sorunlarının bertaraf edilebilmesi için sanayi bölgeleri ile iç içe geçmiş sağlıksız konut alanlarının planlı kentleşme kriterlerine göre en uygun alana desantralize edilmesi gerektiği, böylelikle insan sağlığı açısından risk teşkil eden, sürdürülebilirlik sorunu yaşanan alanların iyileştirilmesine olanak sağlanması gerekçeleriyle alanın rezerv yapı alanı olarak ilan edildiği, afet riski altında bulunan Dilova ilçesinin rezerv alana taşınması amacıyla dava konusu acele kamulaştırma kararının alındığı, davalı idarenin savunma dilekçesinde Kocaeli Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından hazırlanan Kocaeli İl Afet Müdahale Planında yer alan afet senaryosuna göre olası bir depremde, Dilovası İlçesinde 3149 ağır hasarlı, 867 yıkık bina olmak üzere 4016 yapının kullanılamaz hale geleceği, 1874 orta hasarlı yapının da kullanılmaya devam edilmesi halinde risk barındıracağının öngörüldüğü ve bu rakamların deprem gerçekleşmeden önce tedbir alınması gerektiğinin vurgulandığı, bu rapor ile şehrin tekrar iskan edilmesi gerektiğinin belirtildiği hususuna yer verildiği anlaşılmaktadır. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 6. maddesinin ikinci fıkrasında; bu Kanun'a göre gerçekleştirilen uygulamalar kapsamında, idareye verilen özel acele kamulaştırma yetkisinin, idarenin, şartlarının oluşması halinde, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi çerçevesinde acele kamulaştırma kararı almasına engel bir düzenleme olarak görülemeyeceği açıktır. 2942 sayılı Kanun'da öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde acele kamulaştırma kararı alınması mümkündür. Başka bir deyişle, acelelik hali ve kamu yararı şartlarının varlığı durumunda, Cumhurbaşkanı kararıyla 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi hükmüne dayanılarak acele kamulaştırma yapılabilir. Uyuşmazlıkta, dava konusu acele kamulaştırma kararının, "Rezerv Yapı Alanı" olarak ilan edilen alanda kalan taşınmazlar hakkında, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesine dayanılarak Cumhurbaşkanı kararıyla alındığı, Tavşancıl 2 Mahallesi sınırları içerisinde bulunan alanın "Rezerv Yapı Alanı" ilan edilmesine ilişkin 05/05/2022 tarih ve 3587154 sayılı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı işleminin uyuşmazlığa konu taşınmaz bakımından halihazırda yürürlükte olduğu görülmektedir. Bu kapsamda, uyuşmazlık özelinde, "Rezerv Yapı Alanı" ilanının hukuka uygunluğundan ziyade, uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu alanın "Rezerv Yapı Alanı" ilan edilmesinin, acele kamulaştırma için gerekli olan acelelik halinin varlığı konusunda, yeterli bir dayanak teşkil edip etmeyeceği hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinin 2. fıkrası hükmü ile, Cumhurbaşkanınca kabul olunan, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskan projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla yapılacak kamulaştırmalarda, kamulaştırma yöntemi konusunda özel bir düzenleme getirilmiştir. "Rezerv Yapı Alanı" tanımı, 6306 sayılı Kanun'un, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olarak belirtilen genel amacıyla birlikte değerlendirildiğinde, "Rezerv Yapı Alanı"na yönelik ilanların, iskan projesi niteliği taşıdığı açıktır. Kaldı ki 6306 sayılı Kanunun 6. maddesinde, 6306 sayılı Kanun uyarınca yapılacak olan kamulaştırmaların, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen iskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma sayılacağı açıkça düzenlenmiştir. Buna göre, "Rezerv Yapı Alanı" ilan edilen bölgede gerçekleştirilecek projelerde, kamulaştırma ile ilgili diğer hususların yerine getirilmiş olması koşuluyla acelelik halinin bulunduğu tartışmasızdır. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 24/06/2021 tarihli, E:2021/1179, K:2021/1308 sayılı kararı da bu yöndedir. Bu durumda; davaya konu acele kamulaştırma kararının iskân projesinin gerçekleştirilmesi amacıyla alındığı, iskan projesinin ise projenin bütünselliği kapsamında projenin tamamının birlikte yapılması gerekliliği dikkate alındığında, iskan projesinin bir an önce tamamlanması gerekliliği, ayrıca 1. derece deprem bölgesinde bulunan alanın, deprem afetine maruz bir konumda yer alması nedeniyle olası bir depremde yapıların hasar görecek olması sebebiyle, deprem gerçekleşmeden önlem alınarak fen ve sanat normlarına uygun sosyal donatı alanları ve altyapısı olan depreme dayanıklı yapıların yapıların bulunduğu yeni yerleşim alanı üretilmesi, depreme hazırlık yapılması için Dilova İlçesinin rezerv alana bir an önce taşınması, depremin etkilerinin ve can ve mal kayıplarının en aza indirilmesi için iskân projesinin gerçekleştirilmesi amaçlandığı dikkate alındığında, dava konusu edilen acele kamulaştırma kararının dayanağı olan iskan projesinde kamu yararı bulunduğu açık olup, iskan projesinin bir an önce tamamlanması amacıyla yapılacak kamulaştırmada acelelik halinin de bulunduğu sonucuna varıldığından, dava konusu 07/07/2022 tarih ve 5786 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Dava konusu 29/12/2021 tarih ve 5034 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararına gelince; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin Hukuk Devleti olduğu belirtilmektedir. Hukuk Devletinin öğesi olan idarece tesis edilen işlemlerin hukuka uygunluğu ve sonuçta idarenin hukuka bağlılığının yargısal denetimi iptal davaları yoluyla sağlanır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde belirtildiği üzere, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar iptal davası olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 14. maddesinde, dava dilekçelerinin ehliyet yönünden inceleneceği ve 15/1-b maddesinde bu hususta Kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği hükmüne yer verilmiştir. İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen sübjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir. Mülkiyet hakkına ilişkin olan ve subjektif nitelik taşıyan kamulaştırma işlemine karşı dava açılabilmesi için kamulaştırmaya konu taşınmaz ile davacı arasında kişisel bir menfaat ilişkisinin bulunması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta; davacı tarafından Kocaeli ili, Dilova ilçesi sınırları içerisinde “rezerv yapı alanı” olarak belirlenen sahada yer alan ve ekli listede belirtilen taşınmazların Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 07/07/2022 tarih ve 5786 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 29/12/2021 tarih ve 5034 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının da iptalinin istenildiği, davacıya ait uyuşmazlığa konu 225 ada, 6 parselin, dava konusu 07/07/2022 tarih ve 5786 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı eki listede yer aldığı ancak, dava konusu 29/12/2021 tarih ve 5034 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının eki liste kapsamında bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemin niteliği göz önünde bulundurulduğunda davacının, dava konusu 29/12/2021 tarih ve 5034 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Dava konusu 07/07/2022 tarih ve 5786 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. Dava konusu 29/12/2021 tarih ve 5034 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı yönünden DAVANIN EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE, 3. Netice itibarıyla davanın ret ile sonuçlanması sebebiyle yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmesi nedeniyle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca aşağıda ayrıntısı belirtilen adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan ...-TL yargılama giderinin 12 eşit taksit halinde davacıdan tahsili için ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, 5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 6. 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 25/09/2024 tarihinde, davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmı yönünden oybirliğiyle, davanın reddine ilişkin kısmı yönünden ise oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava; Kocaeli ili, Dilova ilçesi sınırları içerisinde “rezerv yapı alanı” olarak belirlenen sahada yer alan ve ekli listede belirtilen taşınmazların Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 08/07/2022 tarih ve 31890 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 07/07/2022 tarih ve 5786 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 30/12/2021 tarih ve 31705 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 29/12/2021 tarih ve 5034 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının, Kocaeli ili, Dilovası ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. Anayasanın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır. Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolüyle de mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. 2942 sayılı Yasanın 27. maddesinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği, bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 1. maddesinde, bu Kanunun amacının afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olduğu ifade edilmiş, "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde ise "Rezerv yapı alanı" bu Kanun uyarınca gerçekleştirilecek uygulamalarda kullanılmak üzere, TOKİ’nin veya İdarenin talebine bağlı olarak veya resen Bakanlıkça belirlenen alan olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanununun 5. maddesinde: ''(1) Riskli yapıların yıktırılmasında ve bunların bulunduğu alanlar ile riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarındaki uygulamalarda, öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesi esastır. (Değişik cümle:29/11/2018-7153/22 md.) Anlaşma ile tahliye edilen yapıların maliklerine, kiracılarına ve yapıda ikamet etmek şartıyla sınırlı ayni hak sahiplerine geçici konut veya işyeri tahsisi ya da kira yardımı ve yapım için yardım yapılabilir. (Ek cümle:7/11/2023-7471/9 md.) Yapım için yapılacak yardımın usul ve esasları Cumhurbaşkanınca belirlenir. (3) (Değişik birinci ve ikinci cümleler:7/11/2023-7471/9 md.) Riskli yapıların yıktırılması için, bu yapıların maliklerine doksan günden fazla olmamak üzere süre verilir. Bu süre içinde yapı, malik tarafından yıktırılmadığı takdirde, yapının idari makamlarca yıktırılacağı bildirilir. Verilen bu süre içinde de maliklerince yıktırma yoluna gidilmediği takdirde, bu yapıların insandan ve eşyadan tahliyesi ve yıktırma işlemleri, yıktırma masrafı ile gereken diğer yardım ve krediler öncelikle dönüşüm projeleri özel hesabından karşılanmak üzere, mahallî idarelerin de iştiraki ile mülki amirler tarafından yapılır veya yaptırılır. (4) (Değişik:7/11/2023-7471/9 md.) Üçüncü fıkrada belirtilen usule göre süresinde yıktırılmadığı tespit edilen riskli yapıların yıktırılması, Başkanlıkça yazılı olarak İdareye bildirilir ve bu yapılar, İdarece yıkılır/yıktırılır. Uygulamanın gerektirmesi hâlinde Başkanlık, yukarıdaki fıkralarda belirtilen tespit, tahliye ve yıktırma iş ve işlemlerini bizzat da yapabilir. Kanun kapsamındaki yapıların tahliyesinin engellenmesi durumunda; Başkanlıkça/İdarece talep edilmesi hâlinde, mülki idare amiri tarafından verilecek yazılı izne istinaden yeterli kolluk kuvveti marifetiyle kapalı kapıları/alanları açmak veya açtırmak suretiyle tahliye yapılır/yaptırılır. Başkanlık veya İdare tarafından yapılan veya yaptırılan riskli yapı tespit, tahliye ve yıktırma masrafları, hisseleri oranında maliklerden 6183 sayılı Kanuna göre tahsil edilir. " hükümlerine, aynı Kanunun 6. maddesinin ikinci fıkrasında "Üzerindeki bina yıkılmış olan arsanın maliklerine yapılan tebligatı takip eden otuz gün içinde salt çoğunluk ile anlaşma sağlanamaması hâlinde, gerçek kişilerin veya özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazlar için Başkanlık, TOKİ veya İdare tarafından acele kamulaştırma yoluna da gidilebilir. Bu Kanun uyarınca yapılacak olan kamulaştırmalar, 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki iskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma sayılır" hükmü yer almaktadır. Dosyanın incelenmesinden, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 04/09/2013 tarih ve 5535 sayılı işlemi ile Tavşancıl Mahallesindeki 488,41 ha büyüklüğündeki alanın, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 08/04/2021 tarih ve 20868 sayılı işlemi ile Tavşancıl ve Çerkeşli mahallelerinde bulunan 175,97 ha büyüklüğündeki alan rezerv yapı alanı olarak ilan edildiği, yine 05/05/2022 tarih ve 3587154 sayılı işlemi ile de 664,38 ha büyüklüğünde belirlenen rezerv yapı alanı sınırları revize edilerek 187,60 ha büyüklüğündeki alanın rezerv yapı alanı olarak ilan edildiği, daha sonra 07/07/2022 tarih ve 5786 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ve 29/12/2021 tarih ve 5034 Cumhurbaşkanlığı Kararı ile ekli listede gösterilen taşınmazların 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre acele kamulaştırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlığa konu taşınmazların bulunduğu alanın rezerv alan ilan edilmesini gerektirecek 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliğinin öngördüğü koşullarda detaylı bir teknik inceleme yapılmadığının anlaşılması karşısında rezerv yapı alanında kalan taşınmazların kamulaştırılmasına ilişkin acelelik halinin oluşmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, rezerv yapı alanlarında, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanununda belirtildiği üzere öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesinin esas alınması, Kanunda belirtilen uygulamaların Bakanlıkça yerine getirilmesi, ancak üzerindeki bina yıkılmış olan arsanın malikleri salt çoğunluğu sağlayamazsa acele kamulaştırma yoluna gidilmesi gerekirken, anılan hususlar gözetilmeksizin rezerv yapı alanı belirlenmesi kararı üzerine uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılması yolunda tesis edilen ve bu nedenle hukuka aykırı olduğu sonucuna varılan dava konusu 07/07/2022 tarih ve 5786 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının uyuşmazlığa konu taşınmaz yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, Dairemiz kararının anılan kısmına katılmıyorum.