21. Hukuk Dairesi 2018/6924 E. , 2019/6844 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ : İş Mahkemesi A)Davacı İstemi; Davacı vekili, davacıya gönderilen 2015/10663 ve 2013/15841 takip nolu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. B)Davalı Cevabı; Davalı Kurum vekili, haksız ve yersiz açılan davanın reddi ile reddolunan miktardaki kamu alacağının % 10 zamlı olarak tahsil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. C)İlk Derece Mahkemesi K
**21. Hukuk Dairesi 2018/6924 E. , 2019/6844 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ : İş Mahkemesi A)Davacı İstemi; Davacı vekili, davacıya gönderilen 2015/10663 ve 2013/15841 takip nolu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. B)Davalı Cevabı; Davalı Kurum vekili, haksız ve yersiz açılan davanın reddi ile reddolunan miktardaki kamu alacağının % 10 zamlı olarak tahsil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. C)İlk Derece Mahkemesi Kararı; “Davacının davasının KABULÜ ile; 1-2015/10663 ile 2013/15841 takip numaralı ödeme emirlerinin ve takibin davacı yönünden iptaline, 2-Davacının bu ödeme emirlerinden dolayı davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine," karar verilmiştir. D)Bölge Adliye Mahkemesi Kararı; "İlk derece mahkemesinin kararının yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından 6100 sayılı HMK'nun madde 353/1-b.1 hükmü gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, İlk Derece Mahkemesince hüküm kurulurken asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı hüküm kurularak, ayrı ayrı yargılama gideri ve vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, 6100 sayılı HMK'nun 297. maddesine aykırı karar verilmesi de hatalı olduğu, davacı vekilinin buna yönelik istinaf itirazının yerinde olduğu ve kabulü gerektiği sonuç ve kanaatiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ; ...İş Mahkemesinin 26/03/2018 Tarih, 2017/345 Esas, 2018/169 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 hükmü gereğince kaldırılmasına, A) Asıl dosya 2017/345 Esas sayılı dosya yönünden: Davacının davasının kabulü ile; 1-2015/10663 ile 2013/15841 takip numaralı ödeme emirlerinin ve takibin davacı yönünden iptaline, 2-Davacının bu ödeme emirlerinden dolayı davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine, B) Birleşen 2017/361 Esas sayılı dosya yönünden davanın esası ile ilgili birleşen dosyada hüküm kurulduğundan yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına," karar verilmiştir. E) Temyiz Nedenleri, Davalı Kurum Vekili; tüzel kişiliğin yönetim organındaki kişilerin de primlerin ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulması gerektiği, birleşen dava bakımından aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesi nedenleriyle kararın bozulmasını talep etmiştir. F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe; Dava ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanaklarını oluşturan, 506 sayılı Yasa’nın 80/12. maddesinde; sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkililerinin Kurum'a karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları, 5510 sayılı Yasa'nın 88. maddesinde de Kurum'un sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanun'da belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin Kurum'a karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları bildirilmiştir. Yerleşmiş Yargıtay uygulamaları ile öğretide kabul edildiği üzere "üst düzey yönetici" kavramından anlaşılan şirketin mali ve idari konularında tek başına emir ve tasarruf yetkisine sahip özel şekilde kendisine yetki verilen kişidir. Türk Ticaret Kanunu'nun 317. maddesine göre anonim şirketlerde şirketi yönetmek ve temsil etmek yönetim kuruluna aittir. Anonim şirkette primlerin ödenmesinden müteselsilen sorumlu üst yönetici ve yetkiliden söz edebilmek için primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili üst düzey yönetici olması, yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı gibi unvan taşıması veya temsil ve ilzam yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi olması gerekir. Öte yandan süresinde ödenmeyen prim ve diğer Kurum alacaklarının bizzat Kurum tarafından cebren takip ve tahsil edilebileceği 5510 sayılı Yasa'nın açık hükmü gereğidir. Cebren tahsil ve takip esasları 6183 sayılı Yasa'da gösterilmiştir. 6183 sayılı Yasa'nın mükerrer 35. maddesinde asıl borçlu hakkında yapılan yasal takip ve araştırmalar sonucu kamu alacağının tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde yasal temsilcisine ödeme emri çıkarabileceği bildirilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 85’inci maddesi ile 2908 sayılı Dernekler Kanununun 27’nci maddesi hükümleri uyarınca; derneklerin yönetim kurulları, derneğin yürütme ve temsil organlarıdır. Bu görevlerini, kanuna ve dernek tüzüğüne uygun olarak yerine getirmelidirler. Ayrıca temsil görevinin, yönetim kurulunca üyelerden birisine veya üçüncü bir kişiye devri de mümkündür. Belirtilen yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, dernek niteliğindeki spor kulüplerinde; prim alacağının tahakkuk ettiği ve ödenmesi gereken dönemde, işverenle birlikte müteselsil sorumluluk koşulunun oluşması için kulübün “...temsil ve ilzama yetkili üst düzey yöneticisi veya yetkilisi...” durumunda olunması gereklidir. Dosyadaki kayıt ve belgelerden ; ödeme emirlerinin 2013/2-5. dönemler ile 2014/5-2015/2 dönemlerine ait olduğu, davaya konu ödeme emirlerinin 04/08/2017 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davanın 7 gün içinde açıldığı anlaşılmaktadır. 5510 sayılı Yasa'nın 88. maddesinde "... tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere..." denildiğinden, "şirket" haricindeki tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin yönetim kurulu üyesi; üst düzeydeki yönetici, yetkililer veya kanuni temsilcileri ile Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulamayacaktır. Diğer bir deyişle, salt yönetim kurulu üyesinin 5510 s. Kanun ve 6183 s. Kanun'un mükerrer 35. maddesi gereğince müteselsilen sorumluluğu sadece şirketlere özgüdür. Belirtilen yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, dernek niteliğindeki spor kulüplerinde; prim alacağının tahakkuk ettiği ve ödenmesi gereken dönemde, işverenle birlikte müteselsil sorumluluk koşulunun oluşması için kulübün “...temsil ve ilzama yetkili üst düzey yöneticisi veya yetkilisi...” durumunda olunması gereklidir. Somut olayda ; davaya konu borç dava dışı derneğe aittir. ...Spor Kulübü Derneği yönetim kurulu üyesi olan davacının imza yetkilerinin belirlendiği 14/06/2014 tarihli toplantı tutanağından temsil ve ilzam yetkisine sahip olmadığı anlaşıldığından dava dışı derneğin bu tarihten sonraki borcundan dolayı sorumlu tutulamayacağı açıktır. Ancak belirtilen tarihten önceki sorumluluğunun belirlenebilmesi için belirtilen tarihten önce temsil ve ilzam yetkisine sahip olup olmadığının, sayman veya parasal konularda imza yetkilisi olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Mahkemece, davacının anılan dava dışı borçlu derneğin yönetim kurulu üyesi olduğu ve derneği temsil ve ilzam yetkisine sahip olmadığı, gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de; davacının ...Kulübü Derneği yetkili üst düzey yöneticisi, temsil ve ilzam yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Mahkemece yapılacak iş; ...Kulübü Derneği'ne ait 14/06/2014 tarihinden önceki dönemde kulüp sorumlularını belirten yönetim kurulu kararları (imza yetkililerinin belirlendiği), gelir-gider defterleri, karar defter ve tutanakları dâhil tüm bilgi ve belgeler getirtilerek davacının; 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesi anlamında ...Kulübü Derneği’nin temsil ve ilzama yetkilisi olup olmadığının tereddüte yer vermeyecek şekilde araştırılıp tespit edilerek; temsil ve ilzam yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi olduğunun tespiti halinde 14/06/2014 tarihinden önceki davaya konu kamu borçlarından dolayı 88. madde kapsamında müteselsilen sorumlu olacağı belirlenerek hüküm kurmak aksi takdirde şimdiki gibi davanın kabulüne karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı SGK vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.