11. Hukuk Dairesi 2021/3964 E. , 2022/7932 K. MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23/10/2017 tarih ve 2015/868 E.- 2017/756 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 26/03/2021 tarih ve 2018/1989 E.- 2021/649 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı v…
**11. Hukuk Dairesi 2021/3964 E. , 2022/7932 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23/10/2017 tarih ve 2015/868 E.- 2017/756 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 26/03/2021 tarih ve 2018/1989 E.- 2021/649 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin İstanbul 12. İcra Müdürlüğü'nün 2015/18070 esas sayılı dosyası kapsamında, kendisine ait olduğu iddia edilen ancak gerçekte içeriği kendisine tarafından değil bir başkası tarafından doldurulan bu nedenle sahte olan 01/03/2015 tanzim tarihli, 06/03/2013 vade tarihli ve 83.000,00 TL bedelli bir bonodan ötürü, kambiyo senetlerine ilişkin haciz yoluyla takip yapıldığını, takip konusu bonoyla ilgili olarak icra takibinden önce İstanbul 4 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1024 D.İş sayılı dosyası kapsamında alacağın 1.000,00 TL'lık kısmı için ihtiyati haciz kararı alınmış ve sonrasında da kesin hacze geçilmiş olduğunu, ödeme emrinde alacağa 37.096,39 TL'de işlemiş faiz ise 120.096,39 TL olduğunu belirterek, takibin durdurulmasına, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının senedi Tokosan unvanlı şirkete teminat senedi olarak verdiği iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, davacının dava konusu bonoyu müvekkilinden aldığı borç karşılığı verdiğini, davacının senedin keşide tarihi, ad soyad, imza dışındaki bilgilerin kendisi tarafından doldurulmadığı iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, 01/12/2016 tarihinde sunduğu ikinci cevap dilekçesinde, Toko San. Şirketi'nin sahibi ... Toko'nun, davacı ...'in kendisinden borç istemesi üzerine davacıya borç verdiğini ve ...'in ...'dan 91.000,00 TL borç aldığını, aldığı borçları ödemeyen davacı ile dava dışı Toko San.'ın sahibi ... Toko'nun görüştüğü, davacının ... Toko'ya ...'ın borçlu olduğu bir senet düzenlemeyi böylece borcunu üstlenmeyi teklif ettiğini, ... Toko tarafından da bunun kabul edildiğini, bunun üzerine ... Toko'nun davalı müvekkili ...'a olan borcuna karşılık davacının ... adına dava konusu senedi düzenlediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; alacaklı ile borçlu arasındaki irtibatı sağlayan asıl borçlunun iddiaya göre aradan çıkarmış olmasının da, alacaklı olacak olan davalının alacağına ulaşmasını zayıflatacağı düşünüldüğünde, bunun ticari teammüllerine ve hayatın olağan akışına uygun olmadığı gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile davalı tarafça İstanbul 12 İcra Müdürlüğü'nün 2015/18070 E sayılı dosyasında kayıtlı 01/03/2012 düzenleme tarihli 06/03/2013 vade tarihli 83.000,00 TL'lik senetten ve bu miktar için talep edilen 37.096,39 TL'lik işlemiş faizden borçlu olmadığının tespitine, davacının takibin iptali yönündeki talebi hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, senede karşı senetle ispat kuralının istisnasını oluşturacak bir hukuki durum bulunmadığı ve imza da inkar edilmediğinden, davacının senedin bedelsizliğini ancak yazılı delille ispatının mümkün olacağı, tanık anlatımlarına itibar edilerek sonuca ulaşılamayacağı, senetteki imza "ikrar" edilmiş olduğundan, senedin diğer unsurlarının sonradan veya farklı kişi tarafından doldurulmuş olmasının ve bu yönde grafolojik inceleme yapılmasının da sonucu değiştirir bir etkisi bulunmayacağından, davalı yan hakkında ceza soruşturmasının takipsizlikle sonuçlandığı gerekçeleriyle kanıtlanamayan davanın reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmesi somut olaya uygun düşmediğinden, davalı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve açılan davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 08/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.