10. Hukuk Dairesi 2022/10219 E. , 2024/1556 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2019/289 E., 2021/569 K. KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında görülen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın davalılar ... ve ... mirasçıları yönünden feraga
**10. Hukuk Dairesi 2022/10219 E. , 2024/1556 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2019/289 E., 2021/569 K. KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında görülen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın davalılar ... ve ... mirasçıları yönünden feragat nedeniyle davanın reddine, davalılar ... Gemi İnş. San. ve Tic. A.Ş. ve ... İş Mak. İml. Kir. San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili özetle; meydana gelen iş kazası nedeniyle müvekkilinin sürekli iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaraladığı, kazanın meydana gelişinde davalıların kusurlu olduklarından bahisle 50.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... şirketi vekili özetle davacının ve bağlı olduğu taşeron şirketin müvekkili şirketle bağlantısının olmadığını, davacının taşeron firmaların ... isimli gemide verdikleri hizmet sırasında meydana gelen kaza sonucunda mağduriyete uğradığını, müvekkil şirketin söz konusu geminin tersane iskelesinde bağlı olması dışında kaza ile ilişkisinin olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili özetle müvekkili şirketin sahibi olduğu eklemli platform şeklindeki aracın diğer davalılara ait işyerinde kirada olduğu sırada ... isimli geminin kapağının üzerine yıkılması sonucunda devrildiğini, olayda müvekkili şirkete izafe edilecek ihmal ya da kusur bulunmadığını belirterek haklarında açılan davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... davayı kabul etmediğini savunmuştur. Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 18.11.2014 tarih ve 2009/635 Esas, 2014/640 Karar sayılı kararıyla; davacının %26,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı kazanın meydana gelişinde davacının %10 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı kabulünden hareketle maddi zararın Kurum ödemeleri ile karşılandığından bahisle maddi tazminat isteminin reddine, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılar,...,...,...,, ... şirketi, ..., ... şirketi ve davalı ...’tan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... şirketi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 05.02.2019 tarih, 2017/4596 Esas, 2019/580 Karar sayılı kararı ile kimsenin bilerek ölü kişi aleyhine dava açmayacağı, davanın açıldığı 11.06.2009 tarihinden önce 13.12.2007 tarihinde vefat eden ve taraf ehliyeti sona eren ... aleyhine dava açılmasının maddi hatadan kaynaklandığı, Mahkemece, ... mirasçıları davaya dahil edilerek delilleri toplanıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, ölü kişi aleyhine hüküm kurulmasının hatalı olduğundan bahisle bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra bozma doğrultusunda davadan önce vefat ettiği anlaşılan ...’in veraset ilamını ibraz etmek üzere davacı vekiline süre verildiği, davacı vekilinin 19.02.2020 tarihli dilekçesi ile ... hakkındaki davadan ve 08.03.2021 tarihli celsede davalı ... hakkındaki davadan feragat ettiklerini beyan ettiği, mahkemenin temyiz incelemesine konu kararında davalılar ... ve ... şirketleri yönünden kusurları bulunmadığından bahisle davanın reddine, davalılar ... mirasçıları ve ... yönünden feragat nedeniyle davanın reddine, diğer davalılar yönünden maddi tazminat isteminin Kurum ödemeleri ile karşılandığından bahisle reddine, davacı lehine 19.800,00 TL manevi tazminatın davalılar ...,...,...,, ..., ... şirketi, ... ve ... şirketinden tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, Mahkemenin bozmadan sonra verilen kararda ''manevi tazminatın bölünemeyeceği'' kuralını ihlal edilerek davadan feragat edilen davalıların kusur oranı ile aynı oranda sorumluluktan kurtulacakları kabulünden hareketle manevi tazminatta indirim yapılmasının hatalı olduğunu, maddi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 439 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava ...) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava ...) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288). Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. Dosya kapsamından, haklarındaki davadan feragat edilen davalı ... mirasçılarının davaya dahil edilmedikleri, hüküm altına alınan manevi tazminattan sorumlu tutulan davalı ... şirketi ticaret sicilinden 09.10.2014 tarihinde terkin edildiği, yine davacı vekili kararı temyiz ettikten sonra davacı asilin 06.11.2023 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle somut olayda, davalı ... şirketinin ticaret sicil kaydının terkin edilmesi nedeniyle tüzel kişiliğinin ve dolayısıyla davada taraf olma ehliyetinin sona erdiği gözetilmeksizin karar verilmesi hatalı olduğu gibi haklarındaki davadan feragat edilmiş olsa dahi davalı ... mirasçıları davaya dahil edilip taraf teşkili sağlanmadan sonuca gidilmesi yerinde görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş; davacı asılın temyizden sonra 06.11.2023 tarihinde vefat ettiğini davacının mirasçılarının tespit edilerek davaya dahil edilmeleri gerektiğini, göz önünde bulundurmak suretiyle taraf teşkilini sağlamak, sonrasında davacı tarafa davalı ... şirketini ihya etmesi için dava açmak üzere önel vernek, ihya davası açıldığı takdirde bu davanın sonucunu beklemek, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde taraf teşkili sağlanarak sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ... ve Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla 20.02.2024 tarihinde karar verildi KARŞI OY Davacı tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davasında, hakkındaki davadan feragat edilen davalının mirasçılarının davaya dahil edilmesinin gerekip gerekmediği noktasında sayın çoğunlukla görüş ayrılığı oluşmuştur. Dava açılırken davalı olarak gösterilen Mahmut Kandemirin dava tarihinde ölü olduğu dikkate alınmaksızın hakkında hüküm kurulduğu, kararın temyizi üzerine, bu davalının mirasçılarının HMK 124. maddesi kapsamında davaya dahil edilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle karar bozulmuştur. Bozma sonrasında yapılan yargılama sırasında davacı vekili tarafından verilen 19.2.2020 tarihli feragat dilekçesi ile yalnızca davalı ... e yönelik davalarından feragat ettiklerini belirtmiş, 8.3.2021 tarihli celsede de davalılardan ... hakkındaki davadan feragat edilmiştir. Mahkemece de bu davalılar yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararın temyizi üzerine Dairemizde yapılan inceleme sonunda karar tarihinden sonra ölen davacının mirasçılarının davaya dahil edilmesi ve 9.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden silinerek terkin edilen davalı ... şirketinin taraf ehliyetinin sona erdiğinin ihyasının sağlanması gerektiği ve hakkındaki davadan feragat edilmiş olsa dahi ... mirasçılarının davaya dahil edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Sayın çoğunluğun hakkındaki davadan feragat edilen ölü davalı ... ... mirasçılarının davaya dahil edilmesine yönelik bozma gerekçesine aşağıdaki gerekçelerle katılınmamıştır. Görülmekte olan dava, iş kazasına bağlı maddi manevi tazminat davası olup, kamu davası niteliğinde değildir. Resen taraf teşkili sağlanmasını gerektiren bir durum olmadığı gibi, davalılar arasında da zorunlu dava arkadaşlığı yoktur. Yargılama sırasında davacı, dava konusu borçtan müteselsilen sorumlu olan davalı ... hakkındaki davasından feragat ettiği konusunda da bir ihtilaf bulunmamaktadır. HMK 307. maddesinde feragat davacının açmış olduğu davada talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak ifade edilmiştir. Medeni usul hukukunda feragat tek taraflı olup kendisinden beklenen hüküm ve sonuçları doğurabilmesi için karşı tarafın izin ve muvafakatine veya mahkemenin onayına gerek yoktur (HMK 309). Somut olayda davacı davalı ... hakkındaki davasından feragat ettiğine yönelik beyanda bulunmuş, mahkemece bu işlem bir feragat işlemi olarak kabul edildiği gibi Dairemiz tarafından da bu şekilde kabul edilmiştir. Feragat sonucu takip edilmesi mümkün olmayan bir hak kapsamında, davalının mirasçılarının davaya dahil edilmesinin davacı açısından hiçbir hukuki yararı bulunmamaktadır. Davaya dahil edilme usul işlemlerinin gereksiz olduğu ortada olup, usul ekonomisi de dikkate alındığında bu yöndeki bozma hatalı olmaktadır. Bu nedenle sayın çoğunluğun feragat edilen dava yönünden mirasçıların davaya dahil edilmesine yönelik bozma gerekçesine katılmıyorum.