T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1058 Esas KARAR NO : 2026/394 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2021/659 Esas- 2023/120 Karar TARİH: 15/02/2023 DAVA: Ticari Şirket KARAR TARİHİ: 02/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmak…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1058 Esas KARAR NO : 2026/394 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2021/659 Esas- 2023/120 Karar TARİH: 15/02/2023 DAVA: Ticari Şirket KARAR TARİHİ: 02/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ..... Şti'nin ...pazarında faaliyet gösterdiğini, şirketin sermayesi 10.000,00 TL olmakla birlikte pazar değerinin sermayesinin çok çok üstünde olduğunu, şirketin asıl gelirinin oyun içerisinde kullanıcıların önüne çıkartılıp izlettirilen reklamlardan ve oyun için sanal ürün satışı üzerinden sağlandığını, şirketin kurulduğundan bu yana .....ler bünyesinde faaliyet gösterdiğini, halen de ...bünyesinde olduğunu, şirketin ...bünyesinde faaliyet göstermesinin altında, Ar-Ge çalışmaları yapılması, büyümek amacıyla hareket eden şirketin vergi ve sigorta prim desteklerinden faydalanması, bu sayede gider ve harcamaları minimum düzeyde tutarak personel istihdamına ve gelişmesine maksimum kaynak ayrılması amaçlarının yattığını, ne var ki hakim ortak ve münferit müdürün bu konuda gereken özeni göstermekten uzak davranışlar sergilediğini, davalının şirkette %99 hisseye sahip olduğunu, şirketin kuruluşundan bu yana olağan ve olağanüstü genel kurul toplantılarının yapılmadığını, hakim ortağın özen yükümlülüğünü yerine getirmek bir yana şirketi zarara uğrattığını,..... Noterliği vasıtasıyla müvekkili tarafından şirkete hitaben gönderilen ihtarname ile şirketten bilgi talep edildiğini, davalının ise .... Noterliği vasıtasıyla gönderilen cevabi ihtarname ile yetkili olunmadığı gerekçesiyle tüm talepleri reddettiğini, şirketin oyun geliştirdikten sonra ve/veya geliştirme aşamasında bir yayıncı ile anlaştığını, oyunun kazanç getirdiği ya da başka bir değişle başarılı olduğu anlaşıldığında oyundan elde edilen gelirin şirket ve yayıncı kuruluş arasında anlaşma koşulları çerçevesinde paylaşıldığını, oyun sektöründeki kazanç paylaşımı usulünün genellikle bu şekilde olduğunu ve kabul gördüğünü, sözleşmeleri incelenen bir kısım oyunların ilk dönem gelirlerinin Aryagames şirketinin hesaplarına hiç veya eksik ya da zamanında aktarılmadığını, şirketin bu yolla kazanç kaybının doğduğunu, platformlara yüklendiğinden bu yana calsual oyun ve aksiyon oyunları kategorilerinde sürekli olarak en iyi oyunlar arasında yer alan ...ve ... ve ... oyunlarının gelirlerinin fatura edilenin çok üstünde olma ihtimalinin azımsanamayacak kadar yüksek olduğunu, 50 milyonun üstünde indirilme/oynanma sayısı olan ve son 3 yıldır top 200 listesinde yer alan ...ve ... oyununun 1 milyon USD dahi etmeyen bir gelir elde etmesinin piyasa koşuları değerlendirildiğinde kabul edilebilir olmadığını, tüm veriler dikkate alındığında toplam gelirin 5 milyon Dolar civarında olmasının beklendiğini, ...ve ... oyunlarına ilişkin 05/07/2019 tarihli sözleşmeden şirketin ne kadar gelir elde ettiğinin ortakların bilgisi dahilinde olmadığını, sözleşmenin ... A.Ş. ile akdedildiğini, kar paylaşımının sözleşmenin 6.3. maddesi uyarınca %30 ......, %70 ....olarak belirlendiğini, sözleşmenin 6.4. maddesi uyarınca kümülatif oyun karının takip eden 60 iş günü içerisinde ödeneceğinin hüküm altına alındığını, sözleşme kapsamında şirketin zarara sokulup sokulmadığının araştırılması gerektiğini, yine ... adlı oyuna ilişkin 17/06/2020 tarihli sözleşmeden şirketin ne kadar gelir elde ettiğinin de ortakların bilgisi dahilinde olmadığını, bu hususun da sözleşme kapsamında belirlenmesi gerektiğini, yine şirketin geliştirmiş olduğu oyunlara ilişkin lisans anlaşmalarının da ortakların bilgisi dışında tutulduğunu, şirketin oyunların ana pazarlama mecrasının ... ve ....olduğunu, şirket tarafından keşide edilen ihtarnameye verilen cevap sonrası şirketin hesabından müvekkiline 6.600,00 TL ödeme yapıldığını, ödeme içeriğinde “Kar Payı” açıklaması yapılmışsa da genel kurul toplantısı yapılmadan, bilanço kar zarar durumu, yedek akçeleri, detaylı mali tabloları belirlenmeyen bir şirketin kar payı ödeme yapmasının anlaşılamadığını, davalının şirketin olağan ve olağan üstü genel kurul toplantılarını yapmadığını, şirketin müdürü olarak görev yaparken şirketi menfaatlerine aykırı yönettiğini, ortakların bilgi alma hakkını engellediğini, hesap verme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, şirketin sözleşme yaptığı ... şirketi ile işçi işveren/danışman ilişkisi içerisine girerek haksız rekabet kurallarına aykırı hareket ettiğini, şirket oyunları ile ilgili sözleşmelerin icrası konusunda özensiz davrandığını, lisans devirleri yaparak şirketi zarara uğrattığını, diğer şirketle ile ilişkileri ile özensiz davrandığını, bu vesileyle şirket tüzel kişiliğine ve ortaklara zarar verdiğini beyanla davalının yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına, ayrıca bu zeminin ispatı açısında ve yine bilgi edinme hakkının engellenmesi nedeniyle TTK m. 614 kapsamında şirketin defter ve kayıtlarının incelenmesine, zararın ve kötü yönetimin tespit edilmesine ve bu duruma bağlı olarak da davalının TTK'nın 630/1I madde gereğince müdürlükten azline, davanın devamı süresince ihtiyati tedbir mahiyetinde olmak üzere ve davada karar verilmesi sonrasında da şirkete kayyım atanmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin dava dışı .......Şti'nin %99 hissedarı ve temsile yetkili müdürü olduğunu, davacının dava dilekçesinde de belirttiği üzere dava dışı şirketin ticari olarak kısa bir sürede belli başarılara ulaşmasındaki en temel nedeninin başarılı ve vizyonlu bir şekilde yönetilmesi olduğunu, müvekkili tarafından 19.06.2019'da kurulan bir şirketin 2.5 yılda geldiği nokta gözetildiğinde şirket müdürü olan müvekkilinin özen yükümlülüğünü yerine getirmediği ve ticari olarak basiretli bir tacir gibi hareket etmediği iddiasının yerinde olmadığını, davacının dava dilekçesindeki beyanlarının kendi içinde çelişkili olduğunu, davacının şirketin kurulduğundan bu yana olağan ve olağan üstü genel kurul toplantısı yapılmadığı iddiasının yersiz olduğunu, zira 2019 ve 2020 yıllarında yapılan ortaklar kurullarının tamamına davacının katıldığını, davacının bilgi talebine ilişkin herhangi bir belgenin mevcut olmadığını, bu nedenle bilgi verilmediği iddiasının da yerinde olmadığını, davacı taraf ..... Noterliğinin ....08.2021 tarih ve ...... yevmiye sayılı ihtarnamesinde bilgi ve belge talebinde bulunduğunu ve taraflarınca bu talebin reddedildiğini ifade etmiş ise de, davacının durumu çarpıtarak adeta deyim yerinde ise cımbızla laf çekerek mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, davacının gelirlere ilişkin iddialarının da varsayımlar üzerinden ilerlediğini, müvekkili ...geliştiricisi olup, kendisi tarafından farklı farklı alanlarda 25 taneden fazla ...geliştirdiğini, bu oyunların yazılımı ve geliştirmesinin tamamen müvekkiline ait olan 3 tanesinin ....kurulduktan sonra ..... adlı şirket ile yapılan yayın anlaşması uyarınca bu şirket üzerinden çıkarıldığını, müvekkilinin .... ile rekabet etmek bir yana tamamen kendi emeğiyle yazdığı ve geliştirdiği oyunları bu şirkete aktardığını, SGK ve Ticaret Sicil kayıtları incelendiğinde görüleceği üzere herhangi bir başka şirket ile ilişkisinin bulunmadığının anlaşılacağını, davacı tarafından kar dağıtımı, şirket mal varlığı, alımlar/harcamalar başlıklı iddialarının da asılsız ve delilsiz iddialarından oluştuğunu, davacı tarafın hiçbir şekilde delil sunmadığını ve “...” sloganı ile dava açtığını, herhangi bir şekilde iddialarını ispatlamaya gidecek bir evrak sunulmadığını beyanla haksız davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın şirket ortağı tarafından 6102 sayılı TTK'nın 614. maddesi uyarınca bilgi alma hakkı talebi ile TTK'nın 630. maddesi uyarınca davalı limited şirket müdürünün azli talebine ilişkin olduğu, bilgi alma ve inceleme talebi yönünden davacı tarafından şirket genel kuruluna başvuru yapıldığına dair herhangi bir belge sunulamamış olup bu haliyle davacının dava açmak için ön şart kabul edilen yükümlülüklerini yerine getirmeden doğrudan dava açamayacağı, bu hususun dava şartı olduğu, 6102 sayılı TTK'nun 630/2. maddesinde; "her ortak, haklı sebeplerin varlığında yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir." düzenlemesinin, 630/3.maddesinde;'' Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneğin kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur.'' düzenlemesinin yer aldığı, bilirkişi teknik heyeti tarafından .... ... .... Şti.'nin 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin incelenmesi sonucu açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yapıldığı, yine 2019-2020-2021 yıllarındaki net satışların, gelir gider tablolarının incelenmesi sonucu elde edilen karın ve dağıtılabilir kar oranlarının incelenmesi ile hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun tespit edilmediği, şirket müdürünün şirket yönetiminde herhangi bir kusurun olmadığı, mali incelemeler sonucu davacı tarafın ileri sürdüğü iddiaların ispatlanamadığı, şirketteki işleyişin kanun ve nizama uygun olarak yerine getirildiği, davalı şirket müdürünün TTK'nın 626.maddesi uyarınca bağlılık ve özen yükümlülüğünü dürüstlük kuralları çerçevesinde yerine getirdiği, aksinin ispatlanmadığı, limited şirket müdürü olan davalının haklı sebebe dayalı olarak azli talep edilmekte olup, ispat yükünün de davacı tarafta olduğu, haklı sebeplerin her somut olay için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, davacı tarafın belirtiği olguların hiçbirinin haklı sebep olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri; İlk derece mahkemesinin kararını bilirkişi raporuna dayandırdığı ancak söz konusu raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, TTK'nın 614 ve 630. maddeleri kapsamında yapılan değerlendirmelerin isabetsiz olduğu, Mahkemece delillerinin toplanmadığı, incelenmediği, eksik inceleme ile karar verildiği, bilirkişi raporunda davalının haksız rekabet yasağına aykırı davranıp davranmadığının incelenmediği, bilirkişi incelemesinin yüzeysel olduğu, itirazları üzerine alınan ek raporda da itirazlarının karşılanmadığı, davalının şirketi yönetirken özen yükümlülüğüne uygun davranıp davranmadığının incelenmediği, şirket mali kayıtlarının incelenmediği, bu hali ile Mahkemece eksik bilirkişi raporuna göre karar verildiği, şirketin tamamının %99 hisseye sahip davalı ortak tarafından idare edildiği, bu kapsamda şirkete yöneltilen ihtarname ve bilgi talebinin şirket yönetici müdürüne ve genel kuruluna başka bir deyişle şirket tüzel kişiliğine yöneltilmiş olduğu, tek ortağın, hakim ortak, müdür, genel kurul, söz sahibi olduğu hallerde "bilgi alma" talebinin şirkete uygun şekilde ulaştırılmadığını iddia etmenin kötü niyetli bir yaklaşım olacağı, davalı ortak tarafından tüzel kişilik adına, iyi niyet kaideleri ve ticaretin olağan akışına uygun olmayacak şekilde cevap verildiği, bilgi alma taleplerinin dava şartı yokluğundan reddinin de isabetsiz olduğuna ilişkindir. Davalı vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri; TTK m.614 gereğince verilen karar kesin nitelikte olduğundan bu kısma karşı istinaf veya temyiz kanun yoluna gidilmesinin mümkün olmadığı, bu sebeple kararın kaldırılması ve kesin olarak verilmesi gerektiği, Yerel mahkeme tarafından tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, davacının birbirinden bağımsız olan birden fazla asli talebini aynı davada dile getirdiği, işbu hususun objektif dava birleşmesi olarak ele alındığı ve bu durumda da birleştirilen talepler birbirinden bağımsız olduğundan, her talep için ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğine ilişkindir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, TTK'nın 614. maddesi uyarınca bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılması ve aynı kanunun 630. maddesi uyarınca davalının limited şirket müdürlüğü görevinden azli taleplerine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.TTK'nın "Bilgi alma ve inceleme hakkı" başlıklı 614. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca limited şirket ortağınca mahkemeden bilgi alma ve inceleme hakkı ile ilgili talepte bulunulması halinde mahkemece verilecek karar kesin niteliktedir. Buna göre somut olayda, her ne kadar Mahkemece verilen kararda, davacının bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılması talebinin reddine dair verilen karara karşı istinaf yasa yolunun açık olduğu belirtilmiş ise de, kararın kesin nitelikte olduğu yasa ile düzenlenmiş olduğundan davacı vekilinin bu karara yönelik ileri sürdüğü istinaf sebepleri ile davalı tarafça bu kararla ilgili olarak ayrıca vekalet ücretine hükmedilmesi ve kararın kaldırılarak kesin olarak verilmesi gerektiğine dair istinaf başvurusu kesinlik nedeniyle reddedilmiştir.TTK'nın 630. maddesi uyarınca limited şirket müdürlerini görevden alma yetkisi genel kurula aittir ancak her ortak haklı sebeplerin varlığında müdürlerin yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden talep edebilir. Müdürlerin özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmeleri veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmeleri haklı sebep olarak kabul edilir. Somut olayda; davacının, davalının %99 pay sahibi ve yetkili müdürü olduğu ... ... Şirketi'ndeki müdürlük görevini özen ve bağlılık yükümüne aykırı şekilde yerine getirdiği, şirket ile haksız rekabet haline girdiği, genel kurul toplantılarını yapmadığı, hesap verme yükümlülüğünü yerine getirmediği, şirketi menfaatlerine aykırı olarak yönettiği, ortakların bilgi alma hakkını engellediği, lisans devirleri yaparak şirketi zarara uğrattığı, diğer şirketler ile ticari ilişkilerde özensiz davrandığını iddia ederek görevinden azline karar verilmesini talep ettiği, iş bu davada HMK'nın 25. maddesinde düzenlenen taraflarca getirilme ilkesinin geçerli olduğu, davacı tarafça dava dilekçesinin deliller kısmında sıralanan deliller dosyaya sunulmadığı gibi bu delillerin nereden celp edileceği ve hangi iddianın ispatı mahiyetinde değerlendirileceğinin de açıklanmadığı, dava dışı şirketin 2019 yılında kurulduğu, 2019 ve 2020 yıllarında olağanüstü genel kurul toplantısı yaptığı, davacının da bu toplantılara katıldığı ve bu toplantılarda şirket müdürü olan davalının ibra edildiği, davacının şirketin genel kurul toplantılarının yapılmadığına yönelik iddiasının haksız olduğu, kaldı ki yalnızca bu hususun davalının müdürlük görevinden azlini gerektirmediği, davacının bilgi alma ve inceleme talebini genel kurula iletmesi gerekirken bu yönde bir talebi olmadığı halde, davalının bu hakkın kullanılmasını engellediğinden bahsedilemeyeceği, bizzat davacı tarafça dava dilekçesinde açıklandığı ve bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere dava dışı şirketin yüksek kar elde eden bir şirket olduğu, davacıya da kar payı ödemelerinin yapıldığı, kötü yönetilen bir şirketin yüksek kar elde etmesinin ticari hayatın olağan akışında kabul edilemez bir iddia olduğu, davacının azil gerekçesi olarak ileri sürdüğü diğer iddiaların ise somutlaştırılmadığı, Mahkemece, dava dışı şirketin tüm kayıtlarının bağımsız denetim yapar şekilde incelenerek denetlenmesi ve davalının varsa usulsüz işlemlerinin tek tek tespit edilmesi ile buna göre davalının müdürlükten azlini gerektirir sebeplerinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, davacının, şirketin kötü yönetildiği, lisans devirlerinin şirketi zarara uğrattığı, şirketin gelirlerinin daha da yüksek olması gerektiğine dair iddialarının soyut nitelikte olduğu ve ispatına ilişkin bir delil sunulmadığı, davalının başka bir şirketin işçisi olmadığı, lisans sözleşmesi imzalanan şirket ile arasındaki ticari ilişkinin mahiyetinin haksız rekabet oluşturduğuna dair iddianın da soyut bir iddia olduğu, bu itibarla Mahkemece davalının şirket müdürlüğünden azli talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin haksız olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 341 ve 352. maddeleri uyarınca usulden reddine, davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 341, 352 ve 353/1-b-1 maddesi gereğince usulden ve esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341, 352 ve 353/1-b1. maddesi gereğince USULDEN VE ESASTAN REDDİNE, 2-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341, 352/1. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda bilgi alma ve inceleme talebinin reddi kararı yönünden kesin olarak, davalının müdürlük görevinden azli talebinin reddi kararı yönünden HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.