6. Hukuk Dairesi 2024/159 E. , 2025/1431 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi (İlk Derece) SAYISI : 2023/5 E., 2023/7 K. Bölge Adliye Mahkemesi (İlk Derece) kararı davalılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 20.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde d…
**6. Hukuk Dairesi 2024/159 E. , 2025/1431 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi (İlk Derece) SAYISI : 2023/5 E., 2023/7 K. Bölge Adliye Mahkemesi (İlk Derece) kararı davalılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 20.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davalılar vekilleri Avukat ... ve Avukat ... geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; arsa sahibi davalılar ile dava dışı yüklenici ... İnşaat ve Sanayi A.Ş. arasında 18.11.2014 tarihinde Kadıköy 8. Noterliği 17164 yevmiye Numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi akdedildiğini, asıl yüklenici şirketin projeyi sürdürecek ve tamamlamaya engel olacak bir takım ekonomik zorluklarla karşılaştığını, bunun üzerine müvekkili şirketlerden oluşan adi ortaklığın 22.04.2016 tarihli Kadıköy 30. Noterliği'nin 26203 yevmiye Numaralı Düzenleme Şeklinde "Muvafakatname" ile projeyi tamamlama sorumluluğunu üstlendiğini, davalıların anasözleşmeyi adi ortaklık tarafları ile değil ... A.Ş. isimli yüklenici firma ile imzaladıklarını ve tahkim şartının bu sözleşmede olduğunu, müvekkili şirketlerin oluşturduğu adi ortaklığın projeyi tamamlama sorumluluğunu taahhüt etmiş olsa da ana sözleşmede yer alan tahkim sözleşmesini kabule ve anasözleşmenin 15. maddesi uyarınca tahkim usulüne başvurma ve tahkim sözleşmesinin varlığı hususunda ne müvekkili adi ortaklığın ne de ortaklığı oluşturan şirketlerin tahkim konusunda açık bir irade ortaya koymadıklarını, buna rağmen davalıların tahkime başvurduklarını, hakem kararının iptali gerektiğini, dava değerinin 921.408,23 TL olduğunu, tek hakem tarafından verilen nihai kararda ise davanın 291.736,10 TL üzerinden kısmen kabul edildiğini, bu haliyle tahkim yargılamasında, 629.672,13 TL üzerinden ret kararı verildiğini, ancak tarafları lehine ret-kabul oranına uygun vekalet ücretine hükmedilmediğini, AAÜT'nin Tahkimde ve Sigorta Tahkim Komisyonunda Ücret Başlıklı 17/2 hükmünde; “...Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine bu Tarifeye göre hesaplanan ücretin beşte birine hükmedilir.” denildiğini, anılan madde hükmü gözetilmeden doğrudan davacılar vekili lehine hükmedilen 43.843,05 TL vekalet ücretinin beşte birinin hesaplanması gerekirken fazla vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, 30.000,00 TL ödemenin mahsup işlemine dahil edilmemesi sonucu kararda maddi hata yapıldığını, tek hakem kararında sözleşme hükümlerinin irdelenmediğini, bu kapsamada davada adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek hakem kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi sıfatı ile yargılama yapan Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tahkime müracaat eden arsa sahipleri ile tahkim davalısı ... A.Ş. arasında imzalanan 18.11.2014 tarihli sözleşmenin 15. maddesinde taşınmazın aynına ilişkin olmayan ihtilaflarda tarafların tahkim usulüne başvuracakları, bu hususta İstanbul Ticaret Odası Tahkim Kuruluna başvurabilecekleri gibi kendilerinin de hakem heyeti oluşturabilecekleri düzenlendiği, aynı maddenin diğer fıkrasında yüklenicinin arsa sahiplerinin izni olmadan sözleşmeyi ve sözleşmedeki hak ve yükümlülüklerini bir başkasına devir ve temlik etmeyeceğinin düzenlendiği, davacıların bu sözleşmenin tarafı olmadıklarını, arsa sahipleri ile davacılar arasında asıl sözleşmenin devrine ilişkin sözleşme bulunmadığı, ek protokollerin yüklenici ... ile bir kısım arsa sahipleri arasında imzalandığı, arsa sahipleri ile iptal davacıları arasında imzalanmış ek protokol bulunmadığı, bu ek protokollerde davaya konu projeyi oluşturan diğer parseller arsa maliklerinin imzaladığı sözleşmeleri kapsadığı belirtilmiş ise de diğer arsa sahipleri ile bu arada tahkim davacıları ile imzalanmış bir devir protokolü bulunmadığı, TBK'nın 205. maddesine göre sözleşmelerin devri, sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ve devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşma olduğu, sözleşmenin devrinin geçerliliği, devredilen sözleşmenin şekline bağlı olduğu, asıl sözleşmenin resmi şekilde yapılması gerektiğinden devir sözleşmelerinin de resmi şekilde yapılması gerektiği, geçerli bir devir sözleşmesi bulunmadığından asıl sözleşmede yer alan tahkim şartının sözleşmeyi devralan iptal davacıları ... A.Ş. ve ... A.Ş. ile arsa sahipleri arasında geçerli bir tahkim sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği, her ne kadar geçerli bir devir sözleşmesi bulunmamasına rağmen taraflar geçirsiz sözleşmeyi kabul ederek buna göre sözleşmede öngörülen ifayı gerçekleştirmiş (inşaatın yapılarak bağımsız bölümlerin arsa sahiplerine teslimi ile inşaat bedeli olarak arsa paylarının yükleniciye devri) ise ifadan sonra devir sözleşmesinin geçersizliği ileri sürülemeyecek ise de anılan hususun sözleşmede taraflara yüklenen edimlere ilişkin olup asıl sözleşmede yer alan tahkim şartının da taraflar arasında geçerli bir şekilde devredildiğinden bahsedilemeyeceği gerekçesi ile davacıların iptal davasının HMK 429/2-a bendi uyarınca kabulü ile davacılar yönünden hakem kararının iptaline karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Sözleşmenin devri ile tapu devirlerini yapan, konut teslim tutanaklarını düzenleyen ve imzalayan davacıların devri onayladıklarının açık olduğunu, b. Her ne kadar ek sözleşmeler diğer arsa sahipleri ile yapılmış ise de sözleşmelerin 8. maddesi ile davalı arsa sahiplerinin de maliki olduğu tüm ada ve parsellerle ilgili yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerini de bağlayıcı olduğunu, c. Davacılar ile davalı arasında adi yazılı ek sözleşmenin tahkim dosyasına sunulduğunu ve bu hususun dikkate alınmadığını, beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hakem kararının iptali istemine ilişkindir. Sözleşmelerdeki nispilik ilkesi gereği sözleşme hükümleri ancak sözleşmenin tarafları arasında hüküm ve sonuç doğurur. Bu bağlamda tahkim sözleşmesi(tahkim şartı) de ancak sözleşmenin taraflarını bağlar ve sözleşmenin tarafları arasında hüküm ve sonuç doğurur. Ancak öyle durumlar ortaya çıkmaktadır ki, tahkim sözleşmesine taraf olmayan kişi ve kurumlar için de tahkim sözleşmesi bağlayıcı olmakta, sözleşmenin hüküm ve sonuçları, lehe veya aleyhe olarak, bu kişiler için de doğmaktadır. Bu duruma, tahkim sözleşmesinin teşmili(sirayeti, yayılması) denilmekte ve uygulamada da kabul görmektedir. Tarafların sözleşmenin doğrudan tarafı olmamakla birlikte, tahkim sözleşmesine muhatap olmalarına ve sözleşmenin onlar için de bağlayıcı olmasına ilişkin olarak şüphesiz ki öncelikle sözleşme hukuku (maddi hukuk) ilkelerinin göz önünde bulundurulması gerekir. Kimi durumlarda kanundan kaynaklanan halefiyet halleri de tahkim sözleşmesinin teşmilinde belirleyici olmaktadır. Bunların yanında hak ve nesafet kuralları, dürüstlük kuralları, hakkın kötüye kullanılması ilkesinin de tahkim sözleşmesinin teşmilinde dikkate alınması gerekir. Türk Borçlar Kanunu'nun 205. maddesine göre, sözleşmenin devri, sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ve devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşmadır. Yine aynı maddenin ikinci fıkrasına göre, sözleşmeyi devralan ile devreden arasında yapılan ve sözleşmede kalan diğer tarafça önceden verilen izne dayanan veya sonradan onaylanan anlaşma da, sözleşmenin devri hükümlerine tabidir. Maddeden açıkça anlaşıldığı üzere; sözleşmenin devrinin, devreden, devralan ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılması geçerlilik koşuludur. Ancak önceden verilen izne dayanan veya sonradan onaylanan anlaşma da sözleşmenin devri hükümlerine tabi olur. Davaya konu olayda, davalılar ile dava dışı ... İnşaat ve Sanayi A.Ş. arasında Kadıköy 8. Noterliği'nin 18.11.2014 tarihli ve 17164 yevmiye no'lu Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi düzenlenmiş, daha sonra yüklenicinin ekonomik sıkıntılar yaşaması nedeniyle bu sözleşme, Kadıköy 8. Noterliği'nin 21.05.2015 tarihli ve 7893 yevmiye no’lu sözleşmenin eki olarak düzenlenen sözleşme ile davalıların oluşturduğu adi ortaklığa devredilmiştir. Bu devre de davalılar ... ve ... Kadıköy 30. Noterliği'nin 22.04.2016 tarihli ve 9432 yevmiye no’lu Muvafakatname ile, davalı ... ise Kadıköy 30. Noterliği'nin 22.04.2016 tarihli ve 9433 yevmiye no’lu Muvafakatname ile onay vermiştir. Asıl sözleşme olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi resmi şekilde noterde düzenlendiği gibi bu sözleşmenin devrine de davalılar, yukarıda belirtildiği üzere, yine resmi şekilde noterde onay vermişlerdir. Bu durum karşısında artık sözleşmenin devri geçerli olduğundan sözleşmenin devrinin hüküm ve sonuçları, taraflar için doğar ve bağlayıcıdır. Devir sözleşmesi ve verilen onay ile sözleşmenin diğer hükümleri gibi tahkim şartına ilişkin hüküm de taraflar için artık bağlayıcı hale gelmektedir. Yukarıda belirtildiği gibi burada tahkim sözleşmesinin teşmili söz konusu olup tahkim şartı sözleşmeyi devralan davacılar için de bağlayıcıdır. Diğer yönden sözleşme devralındıktan sonra taraflar edimlerini sözleşmeye göre ifa etmişlerdir. Sözleşme bir bütün olup bir kısım hükümleri yerine getirildikten sonra sözleşmede yer alan bir hükmün geçersizliğinin ileri sürülmesi aynı zamanda hakkın kötüye kullanılması olur ki, hukuk düzeni hakkın kötüye kullanılmasını korumaz. Tüm bu hususlar dikkate alındığında, tahkim sözleşmesinin teşmili ile davacılar açısından da tahkimin bağlayıcı hale geldiğinin kabulü ile açılan iptal davasının reddine karara verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve dosya kapsamına uymayan gerekçe ile iptal kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.