10. Hukuk Dairesi 2014/8012 E. , 2014/15236 K. "" Mahkemesi :İstanbul Anadolu 19. İş Mahkemesi Tarihi :25.02.2014 No :2013/218-2014/70 Davacı, davalı şirkete ait pastanede işyerinde 10.02.2006–23.02.2009 tarihleri arasında aralıksız çalışmasına rağmen davalı şirket tarafından Kuruma bu sürelerin bildirilmediğini çalışma sürelerinin sigortalı çalışma olarak tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, dav…
**10. Hukuk Dairesi 2014/8012 E. , 2014/15236 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İstanbul Anadolu 19. İş Mahkemesi Tarihi :25.02.2014 No :2013/218-2014/70 Davacı, davalı şirkete ait pastanede işyerinde 10.02.2006–23.02.2009 tarihleri arasında aralıksız çalışmasına rağmen davalı şirket tarafından Kuruma bu sürelerin bildirilmediğini çalışma sürelerinin sigortalı çalışma olarak tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1–5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Davaya konu olayla ilgili olarak çıraklık statüsünün irdelenmesi gerekli olup, 506 sayılı Kanunun 3. maddesinin II/B bendine göre, “Özel Kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları...” uygulanmamaktadır. Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu’na göre, çıraklar teorik ve pratik eğitime tabi tutulurlar. Taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile, davacının uyuşmazlık konusu dönemde çırak olup-olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılarak karar verilmelidir. Gerçekten de çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.