Başvurucu, hakkında kuvvetli suç şüphesi ve bir tutuklama nedeni olmaksızın tutuklandığını, tutukluluğun devamına ve tahliye taleplerinin reddine ilişkin mahkeme kararlarının gerekçelerinin yeterli olmadığını, uzun bir süredir tutuklu olduğunu, özel yetkili mahkemede yargılanmasının kanuni hakim güvencesine aykırı olduğunu ve savunma hakkının kısıtlandığını belirterek Anayasa’nın 19. , 36. ve 37. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, hakkında kuvvetli suç şüphesi ve bir tutuklama nedeni olmaksızın tutuklandığını, tutukluluğun devamına ve tahliye taleplerinin reddine ilişkin mahkeme kararlarının gerekçelerinin yeterli olmadığını, uzun bir süredir tutuklu olduğunu, özel yetkili mahkemede yargılanmasının kanuni hakim güvencesine aykırı olduğunu ve savunma hakkının kısıtlandığını belirterek Anayasa’nın , ve maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 21/7/2014 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 24/11/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 21/3/2009 tarihinde gözaltına alınmış ve İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince 25/3/2009 tarihinde tutuklanmıştır. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianame ile başvurucu ve diğer şüphelilerin "silahlı terör örgütüne üye olma, örgüt faaliyeti kapsamında; vahim nitelikte silah taşıma, adam öldürme ve hürriyeti tahdit" suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Davanın görüldüğü Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/482 Esas sayılı dosyasında yargılama tutuklu olarak devam etmiş ve 21/1/2014 tarihli kararı ile başvurucunun ve diğer sanıkların hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/482 Esas sayılı dosyasında 21/1/2014 tarihli son duruşmada başvurucunun “ hakkında tayin olunan cezaların nevi ve miktarı, toplam ceza süresi nazara alınarak CMK 100/3-a 10 ve 101 maddeleri gereğince tutukluluk halinin devamına” karar verilmiş ve bu karar başvurucu ve müdafiinin hazır bulunduğu duruşmada tefhim edilmiştir. Başvurucu, 6/3/2014 tarih ve 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümlerine göre Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin kapatılması nedeniyle 28/3/2014 tarihinde tahliye talebiyle Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine başvurmuş ancak talebi Mahkemenin 1/4/2014 tarih ve 2014/658 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir. Başvurucu, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 1/4/2014 tarihli kararına itiraz etmiş ancak itirazı Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 26/5/2014 tarih ve 2014/549 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir. Başvurucu, ret kararını 19/6/2014 tarihinde öğrendiğini beyan etmiştir. Başvurucu, hakkında verilen kararı 22/1/2014 tarihinde temyiz etmiş olup, dosya Yargıtay’da temyiz aşamasında derdesttir. Başvurucu 21/7/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),...” 5271 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.(2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.(3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır. (4) Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl serbest bırakılır.(5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrasının olay tarihinde yürürlükte bulunan hali şöyledir:“Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir.”