1. Hukuk Dairesi 2024/3181 E. , 2025/3021 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/541 E., 2024/117 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı veki
**1. Hukuk Dairesi 2024/3181 E. , 2025/3021 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/541 E., 2024/117 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; mirasbırakan ...’ın davacıdan mal kaçırmak amacıyla kayden maliki olduğu 75 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki 5 numaralı bağımsız bölümün çıplak mülkiyetini davalı kızı ...’ye satış suretiyle devrettiğini, taşınmaz bedelinin ödenmediğini, mirasbırakanın taşınmazı satmaya ihtiyacının olmadığını, akitte yer verilen satış bedelinin de çok düşük olduğunu belirterek taşınmazın tapu kaydının iptali ile miras payı oranında davacı adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; mirasbırakan tarafından birçok kez taşınmaz satılarak parası ile davacıya yardım edildiğini, hakkaniyetin sağlanması ve mal paylaşımının denk olması için davacının da katılımıyla ailecek alınan karar ile davaya konu taşınmazın davalıya devredildiğini, davacıya davalıdan daha çok pay verilmesi nedeniyle mal kaçırma amacının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.03.2021 tarihli ve 2018/686 Esas, 2021/249 Karar sayılı kararıyla; mirasbırakanın davacıya da yer vermiş olduğu yönündeki iddiaların somut bir delille kanıtlanmadığı, bu nedenle mirasbırakanın paylaşım yaptığı sonucuna ulaşılamadığı, satış bedelinin ödendiğinin kanıtlanmadığı, işlemin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesinin 11.11.2021 tarihli ve 2021/1165 Esas, 2021/1195 Karar sayılı kararıyla; Mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 11.11.2021 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; “Dosyanın incelenmesinde, 08.05.2016 tarihinde ölen ...’ın geride eşi ... ile çocukları davacı ... ve davalı ...’ye bıraktığı, mirasbırakanın eşi ...’un da 2017 yılında öldüğü, mirasbırakana ait Giresun ili, Bulancak ilçesindeki 75 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki mesken vasıflı 5 numaralı bağımsız bölümün çıplak mülkiyetinin 06.06.2013 tarihinde 8.000,00 TL bedelle davalı ...’ye devredildiği, mirasbırakana ait dava dışı olup Ankara ili, Etimesgut ilçesi, Eryaman Mahallesinde bulunan 17477 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 42 numaralı bağımsız bölümün 06.06.2016 tarihinde tüm mirasçılara intikal ettikten sonra aynı tarihte diğer mirasçılar tarafından davalıya satıldığı, Ankara ili, ... ilçesi, .... Mahallesindeki 5027 ada 17 parsel sayılı taşınmazdaki 16 numaralı bağımsız bölümün mirasbırakan adına kayıtlı olduğu, davacının dava dışı şahsa bu taşınmaza özgü satış yetkisini içerir vekaletnameyi verdikten sonra azlettiği, tarafların babası ...’un da maliki olduğu Ankara, ... bulunan 1170 ada 25 parsel sayılı taşınmazdaki 5 numaralı bağımsız bölümü davacının oğluna devrettiği anlaşılmaktadır. Davalı, cevap dilekçesinde mirasbırakan ve eşinin paylaştırma kastıyla hareket ettiği savunmasında bulunmuş, davalı tanıkları mirasbırakanın sağlığında davacıya muayenehane aldığını, mirasbırakanın ...’te bulunan iki yazlığından birini davacıya verdiğini, ayrıca davacıya maddi destekte bulunduğunu beyan etmiş, davalı da aşamada davacıya yapılan katkılara karşılık olarak Ankara Etlik ve Eryaman’da bulunan taşınmazlarla ...’teki bir yazlığın kendisine verilmesinin kararlaştırıldığını belirtmiş ise de Mahkemece bu husus üzerinde yeterince durulmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz. Hâl böyle olunca; mirasbırakanın aktif ve pasif malvarlığı ilgili tapu müdürlüklerinden sorularak gerektiğinde taraflara bu hususta beyanda bulunmak üzere süre ve imkan tanınmalı, davacı lehine yapıldığı belirtilen kazandırmalar hakkında araştırma yapılmalı, davacının muayenehanesinin ne şekilde edinildiği aydınlatılarak mirasbırakanın davaya konu işlem sırasında mal kaçırma kastıyla hareket edip etmediği, paylaştırma amacının bulunup bulunmadığı duraksamaya yer olmaksızın tespit edilmeli, toplanan ve toplanacak tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılıp İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin temlik dışı terekesinde 6 taşınmazının daha bulunduğu, dava konusu taşınmazın Bulancak ilçesinde olduğu, temlik dışı taşınmazlarının ise ikisinin Muğla ili, ... ilçesindeki bağımsız bölüm, birinin Ankara ili, ... ilçesinde bağımsız bölüm, birinin Ankara ili, Etimesgut ilçesinde bağımsız bölüm, aktif bulunan Bulancak ilçesinde çalılık ve Ankara ili, ... ilçesinde arsa şeklinde olduğu, dolayısıyla murisin taşınmazlarının büyük bir kısmını malvarlığının içinde muhafaza ettiği ve bunların terekesine dahil olduğu, fahiş miktar farkının muvazaayı ispatlamaya tek başına yeterli olmadığı, öte yandan davacının murisle beşeri ilişkisinin kötü olduğuna dair bir olguyu ortaya koyamadıkları ve bu hususu başta tanık beyanları ile olmak üzere ispat edemedikleri, bu durumda murisin kızı davalıya yaptığı temlik işleminin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiasının TMK'nın 6 ve HMK'nın 190. maddeleri uyarınca ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm tanıkların murisin taşınmazı satmaya ihtiyacı olmadığını, murisin bu satış nedeni ile davalı kızından para almadığını belirttiklerini, muris tarafından gerçekte bağış olarak yapılan işlemin satış olarak gösterildiğini, davacının bir süre diş hekimi olarak faaliyet gösterdiği yerin mülkiyetinin muris ... ... tarafından davacının oğlu ...’ya devredildiğini, bu devir nedeniyle davalı tarafından muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açıldığını, halen bu davanın derdest olduğunu, muris ... tarafından davacıya yapılan herhangi bir devir bulunmadığını, Eryaman’da bulunan taşınmazın ise, tüm mirasçılara intikal ettiğini, diğer muris ... ve kendisinin buradaki miras paylarını davalıya bedelsiz devrettiklerini, muris tarafından davacıya yapılan bir kazandırmanın bulunmadığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 08.05.2016 tarihinde ölen ...’ın geride mirasçı olarak eşi ... ile çocukları davacı ... ile davalı ...’ye bıraktığı, mirasbırakanın eşi ...’un da 2017 yılında öldüğü, mirasbırakana ait Giresun ili, Bulancak ilçesindeki 75 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki mesken vasıflı 5 numaralı bağımsız bölümün çıplak mülkiyetinin 06.06.2013 tarihinde 8.000,00+ TL bedelle davalı ...’ye devredildiği anlaşılmaktadır. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Bulancak 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.