11. Ceza Dairesi 2024/527 E. , 2024/11109 K. MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 20.03.2023 tarihli ve 2023/9219 Soruşturma, 2023/7201 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ankara Batı 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 11.05.2023 tarihli ve 2023/3312 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin …
**11. Ceza Dairesi 2024/527 E. , 2024/11109 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 20.03.2023 tarihli ve 2023/9219 Soruşturma, 2023/7201 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ankara Batı 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 11.05.2023 tarihli ve 2023/3312 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 11.05.2023’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 19.12.2023 tarihli ve 2023/15635 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.01.2024 tarihli ve KYB-2023/136904 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.01.2024 tarihli ve KYB-2023/136904 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Müşteki vekilinin Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğu şikâyet dilekçesinde, müştekinin lise arkadaşı olan şüphelinin, müştekiden bir miktar borç para aldığı, sonrasında kendisi ile ticaret yapmak istediği ve kısa sürede çok para kazandırabileceğini, kendisinin de bu şekilde para kazandığını söyleyip güven oluşturması üzerine müştekinin şüpheliye toplam 119.000,00 Türk lirası para göndermesine karşın herhangi bir kazanç elde edemediği gibi parayı da müştekiye iade etmediğinden bahisle şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturma sonunda, olayın hukuki ihtilaf boyutunda olduğu ve dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmış ise de, Şüpheli ile müşteki arasında geçen ve dosyaya sunulan mesajlaşma içeriğinde şüphelinin müştekiye "seninle ticaret yapalım, para kazandırayım sana da, finanstan pay verecem, mesela 50 koydun ya haftaya 80 alacaksın, bana karşılıksız iyilik yaptın, bugün sisteme parayı yatıracağız haftaya da karıyla beraber geri yollayacam, bunu Allah şahit kimseye yapmam, yatırımınla bedavadan oturduğun yerden sana para kazandıracam, 50 olur, 81.300 bırakıyor, yeni bir sistem açıldı verdiğimizin 4 katını alıyoruz eğer alamazsak başkasına verecekler, 422 bin yatıyor hesaba, perşembe de 81 alacaksın, coin alım satım yapıyorum, yazılım şirketim var benim, kefili de benim salı günü bizzat ben yollayacağım, ofiste olsam paranı yollayacağım, yarın 12 de paran hesabında, yarın sabah sistem hesabına geçer, cuma vereceğim dediğim gibi paran yatacak hesabına kesin, sabahtan beri arkadaşlarımdan isteyip toparlıyorum, pazartesi sabah gelirsin bankaya yatırırız hesabına geçerler borç iade makbuzunu alırım" şeklinde mesajlar ile şüphelinin para kazandıracağından bahisle farklı zamanlarda ve çeşitli miktarlarda para istediği, müştekinin de para gönderdiği, şüphelinin müştekiye herhangi bir ödeme yapmayıp oyaladığı biçiminde gerçekleşen olayda, taraf beyanları, yazışmalar, banka dekontları ve tüm dosya kapsamına göre, müştekiyi hileli hareketlerle kandırıp haksız menfaat elde eden şüphelinin şikâyet konusu suçu işlediği hususunda mevcut delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu ve bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçi ile şüphelinin önceden tanıştıkları, 22.01.2023 tarihinde şüphelinin araba alacağından bahisle kaporaya ihtiyacı olduğunu söyleyerek şikayetçiden 5.000,00 TL borç para aldığı, borcu ödemeyen şüphelinin bu kez şikayetçiye birlikte ticaret yapabileceklerini ve çok para kazanacağını, sanal para işi yapacağını, yazılım şirketi olduğunu belirterek güven telkin etmesini müteakip, şikayetçinin değişik tarihlerde şüpheliye toplam 119.000,00 TL para göndermesine rağmen, şüphelinin şikayetçiyi sürekli oyaladığı ve aldığı paraları iade etmediği, bu şekilde şüphelinin haksız menfaat temin ettiğinin iddia olunması, şüphelinin alınan ifadesinde; Paribu üzerinden sanal para alım satımı yaparak bu işten para kazandığını, şikayetçinin de bu işe katılmak amacıyla kendisine para gönderdiğini ancak sanal para işinde zarar ettiği için şikayetçinin parasını veremediğini söylemesi, kanun yararına bozma isteminde yazılı mesajlaşma içerikleri ile şikayet dilekçesi ekinde sunulan fotokopi evraklara göre; Ayyıldız Yazılım adı altında kartın bulunduğu ve yine ibraz edilen Ticaret Sicil Gazetesinde, Ayyıldız Yazılım ve Bilişim İhracat İthalat Anonim Şirketinin 17.03.2020 tarihinde ... tarafından kurulup aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olarak göründüğünün anlaşılması karşısında; ilgili tüm kayıtların celbi ile şirketin kuruluşunu gerçekleştiren ve yönetim kurulu üyesi olan kişinin şüpheli olup olmadığının kuşkuya yer bırakmayacak bir şekilde tespit edilmesi, söz konusu şirketin ya da şüphelinin ticari bir faaliyeti olup olmadığının, belirttiği işleri resmi olarak yapıp yapmadığının, gerekirse defter ve belgeler ile banka kayıtları da incelenmek suretiyle araştırılması, sonucuna göre somut olayda TCK'nın 158/1-h maddesinde düzenlenen tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı ya da aynı Kanun'un 157. maddesinde yer alan dolandırıcılık suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının takdir ve tayin edilmesi, soruşturma sonucunda kamu davası açılması için yeterli şüphe bulunması ve eylemin TCK'nın 157. maddesi kapsamında kaldığının değerlendirilmesi durumunda, dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerekirken, "...somut olayda müştekiyi aldatacak ve denetleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir hilenin bulunmadığı, müşteki ile şüpheli arasındaki ilişkinin alacak verecek meselesi niteliğinde olduğu, taraflar arasındaki anlaşmazlığın hukuk mahkemelerinde çözümü gereken hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde belirtilen nedenlerle görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Ankara Batı 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 11.05.2023 tarihli ve 2023/3312 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.10.2024 tarihinde karar verildi.