11. Hukuk Dairesi 2012/1227 E. , 2013/15843 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.05.2010 tarih ve 2009/22-2010/142 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layiha
**11. Hukuk Dairesi 2012/1227 E. , 2013/15843 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.05.2010 tarih ve 2009/22-2010/142 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin 2007/02392 nolu ''t-stick royal +şekil'' ibareli marka başvurusuna müvekkiline ait ''stix'' ve ''stick seven'' ibareli tanınmış markalar gerekçe gösterilerek yapılan itirazın reddedildiğini, taraf markalarının benzer olup, iltibas tehlikesi bulunduğunu, davalı marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu ve haksız rekabete sebebiyet verdiğini belirterek YİDK kararının iptaline, tescil edilmiş olması halinde davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı TPE vekili, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, ''Stick'' ibaresinin dondurma emtiası yönünden doğrudan tanımlayıcı olduğunu, diğer gıda ürünleri yönünden ise ayırım gücünün zayıf bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı şirket, davanın reddini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ''stick'' ibaresinin çubuklu türü bulunan yada sap kullanılan ürünler açısından tanımlayıcı nitelikte olduğu, taraf başvuru ve markalarının ilişkili olduğu emtialar aynı yada benzer olmakla birlikte, işaretlerin benzer olmadığı, 556 sayılı KHK m.7/1-b ve 8/1-b hükmü anlamında iltibas tehlikesi bulunmadığı, davacıya ait markaların uzun süreden beri yurt içi ve yurtdışında geniş bir coğrafyada davacının lider veya şemsiye markaları ile birlikte kullanıldığı, buna göre anılan tanımlayıcı kelimelerin sektörde tek başlarına davacıya sıkı sıkıya bağlandığı ve üst düzeyde markasal ayırt ediciliğe ulaştığının kabul edilemeyeceği, esasen işaretler farklı olduğundan, somut olayda 556 sayılı KHK m.8/4 de yer alan şartların değerlendirilmesine gerek bulunmadığı, davalı başvurusunun kötüniyetli kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, TPE YİDK kararının iptali ve davalı markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı markalarının asli unsurları ''stix'' ve ''stıck'' ibareleridir. Dava konusu başvuru ise kelime ve şekil unsurlarından oluşmakta olup, tertip tarzı itibariyle başvuruda yer alan ''stick'' kelimesi de başvuru konusu markanın asli unsurunu oluşturacak şekilde yazılmış bulunmaktadır. Bu kelimenin, başvuruda yer alan "dondurmalar, yenilebilir buzlar vb. çubuk ile sunumu yaygın olan gıda maddeleri" yönünden doğrudan cins belirten bir ibare olarak kabulü mümkün olmadığı gibi, diğer emtialar bakımından da aynı şekilde başvuru konusu markanın yardımcı unsuru olarak kabul edilemez. Öte yandan, dava konusu başvuruda her ne kadar ''T-stick'' şeklinde bir kullanım mevcut ise de, az önce de açıklandığı üzere sözkonusu işaretin tertip tarzı itibariyle ''stick'' kelimesinin markanın asli unsuru olarak değerlendirilmesi gerekeceğinden bu kelimenin başına eklenen ''T-'' ibaresinin de ürünün ortalama alıcıları nezdinde farklı bir anlam ve ayırt edicilik kattığından sözedilemez. Bu kapsamda, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararının davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.