T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/762 - Karar No:2026/36 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/762 KARAR NO : 2026/36 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/04/2023 NUMARASI : 2017/895 E-2023/266 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KA…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/762 - Karar No:2026/36 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/762 KARAR NO : 2026/36 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/04/2023 NUMARASI : 2017/895 E-2023/266 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 21/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 21/01/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine eksiklik nedeniyle mahalline geri çevrilen dosya gelmiş olmakla yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; taraflar arasında Niğde İli, Çamardı İlçesinde yapılmakta olan hükümet konağı ile Çiftehan Rehabilitasyon Merkezi Ana Bina ve Misafirhane inşaatının mekanik dış cephe doğal taş kaplama işlerinin davacı tarafça yapılması hususunda taşeron sözleşmesi imzalandığını, davacının edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini ve faturalar düzenlendiğini, davalının borcunu ödemediğini ve cari hesap için Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2017/17976 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, davalının borca itiraz ettiğini ancak ödemeye dair belge sunmadığını, itirazın haksız olduğunu, itirazın iptaline ve davalı borçlunun %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; davacıya borçlarının bulunmadığını, taşeron sözleşmesinde işin bedelinin açık şekilde ve tüm masraflar dahil m2 başına 91,00 TL+KDV olarak belirlendiği, yaklaşık bedelin ise 304.850,00 TL+KDV olarak belirlendiğini, sözleşmeye göre ilk evrakın verildiği 06.12.2016 tarihinden itibaren sözleşmenin hüküm ifade edeceğinin belirlendiğini, işe başlama tarihinin de 06.12.2016 olduğunu, sözleşmenin 5. maddesine göre işe başlama tarihinden itibaren, işverenden kaynaklı bir gecikme olmadığı sürece, 3 ay içinde işin bitirileceğinin belirlendiği ancak davacının yapması gereken işi tamamlayamamış olduğunu, bu sebeple davalının ihale mercii olan kuruma cezai şart ödemek zorunda kaldığını, maddi kayba uğradığını, işin 06.03.2017 tarihinde bitmesi gerekirken bitmediğini, sözleşme gereği davalının her geciken takvim günü için %0,005 oranında gecikme zammı talep etme hakkı olduğunu, taraflarınca yaptırılan tespitte yer alan hususları kabul anlamında olmamak üzere cephe kaplaması yapılması işinin 74.18m2'lik kısmının eksik yapıldığını ve bu bedelin bilirkişi tarafından sözleşmede belirlenen birim başına düşen fiyata göre göre hesaplandığını ve 6.750,38 TL olacağının belirtildiğini, bilirkişi tespitine itirazları olduğu ve birim başına düşen bedelin 91,00 TL+KDV olarak hesaplanması gerekirken KDV eklenmeksizin hesaplama yapıldığını ve düşük hesaplama yapıldığını, davalı tarafından yapılmayan bu kısım için bedel ödenmesinin beklenemeyeceğini ve sözleşme bedelinden düşürülerek hesaplanması gerektiğini, ihale sözleşmesi gereği çalışanların maaş ve SGK primlerinin kendilerince ödendiğini, davacı tarafından işçiler için ödenmesi gerekli olan bu bedelin de kendilerince ödendiğini, sözleşme ile belirlenen bedelden bunun düşülmesi gerektiğini, işin yapılması esnasında her türlü giderin davacıya ait olması gerektiğini ancak ihale sözleşmesi gereği çalışanların davalı yanında sigortalı çalışması gerekli olduğundan her türlü giderinin kendileri tarafından karşılandığını, davacı taleplerinin sözleşmeye aykırı olduğunu, davanın reddine ve %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davanın faturalara dayalı cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkin olduğu, taraflar arasında davalı yükleniminde olan Çamardı Hükümet Konağı ve Çiftehan Rehabilitasyon Merkezi Ana Bina ve Misafirhane binaları yapım işlerinin mekanik taş kaplama dış cephe işlerinin davacıya taşere edilmesine ilişkin sözleşme imzalandığı, davacının işi sözleşmeye uygun ve süresinde bitirmesine karşın davalının ödemeleri eksik yapması nedeniyle cari hesaba dayalı icra takibi başlattığını, davalı ise davacının yüklendiği işi süresinde ve ayıpsız imal etmediğini, işçi ücretlerini kendisinin ödemek zorunda kaldığını, işin süresinde yapılmaması nedeniyle idarece kendisine kesilen cezayı ödemek zorunda kaldığını iddia etmekle davacının alacağının bulunmadığını savunduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşme konusu imalatın yapılacağı Çamardı Hükümet Konağı ve Çiftehan Rehabilitasyon Merkezi Ana Bina ve Misafirhane binaları işlerine ilişkin ihale evrakları ve hakedişlerin dosyaya kazandırılıp incelendiği ve taraf ticari defterleri bilirkişi marifetiyle denetlendiği, davalı ile ihale makamı arasında 21.10.2015 tarihinde sözleşme imzalandığı, sözleşme bedelinin 5.150.000,00 TL olduğu, yer tesliminin 27.10.2015 tarihinde yapılıp, teslim tarihinin 18.01.2017 olarak belirlendiği ancak süre uzatımları ile teslim tarihinin 24/08/2017 olarak belirlendiği, işin fiilen 17.04.2018 tarihinde teslim edildiği, tüm dosya kapsamı, hakediş tutanakları, Sulh Hukuk mahkemesi tespit dosyası, taraf ticari defterleri ve sözleşme hükümle bir arada değerlendirildiğinde davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşme uyarınca davacı tarafından her iki binanın geçici ve kesin işinin kabullerinde davacı yanca yapılan imalatlarda eksik ve kusurlu imalat tespit edilmediği, taş kaplanma yapılması işinde davalı yanca davacı yanın eksik yaptığını iddia ettiği taş kaplama imalatının ihale makamınca işin mimari projesinin revize edilmesinden kaynaklandığı, bu sebeple davacının eksik imalat yaptığının söylenemeyeceği, buna bağlı olarak da davacı yandan eksik imalat yapıldığı gerekçesi ile kesinti yapılamayacağını, sözleşme uyarınca yapılan imalatlara karşılık davacıya yapılan ödemelerde 119.964,56 TL eksik bulunduğu hesap edilmişse de davacının icra takibinde cari hesap alacağını talep ettiği ticari defterlerinde yapılan incelemede alacak miktarının 67.539,29 TL olarak tespit edildiği bu hali ile davacının davalıdan aralarındaki eser sözleşmesi ilişkisi nedeniyle cari hesap alacağının 67.539,29 TL olduğu kabul edilip davacı defterlerine delil olarak üstünlük tanınmak suretiyle taraf defterleri arasındaki uyumsuzluğun giderildiği, belirtilerek davanın kabulüne, Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2017/17976 esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptaline, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin ve davacının alacağının sabit olması nedeniyle kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Ankara icra dairelerinin ve mahkemelerinin yetkili bulunmadığı, icra takibinde ve davanın görülmesinde yetkinin Kayseri İcra Daireleri ve Kayseri Mahkemelerinde bulunduğu belirtilerek yetki itirazında bulunulduğu, ancak ilk derece mahkemesince yetki itirazlarının yasaya aykırı bir şekilde reddine karar verildiği, taraflar arasında mevcut bulunan uyuşmazlığın çözümünde Ankara Mahkemelerinin yetkili bulunmadığı, yetkili Mahkemelerin müvekkilin ikametgahı mahkemesi olan Kayseri Mahkemeleri olduğu, taraflar arasındaki yapılmış bulunan ilk avans ve teminat evraklarının karşılıklı verilmesinden itibaren yürürlüğe giren Taşeron Sözleşmesi ile Çamardı İlçesi Niğde adresinde yapılmakta olan Hükümet Konağı ile Çiftehan Rehabilitasyon Merkezi Ana Bina ve Misafirhane inşaatının mekanik dış cephe doğal kaplama işlerinin davacı firma tarafından sözleşme hükümleri doğrultusunda yapılması hususunda anlaşma sağlandığı, yapılacak olan işin bedelinin de sözleşmede açıkça tüm masraflar dahil m² başına 91,00 TL+ KDV olarak belirlendiği, sözleşmede yapılan işin yaklaşık bedelinin 304.850 TL+KDV olarak ayrıca belirtildiği, taraflar arasında imzalanan Taşeron Sözleşmesi uyarınca ilk avans ve teminat evraklarının karşılıklı olarak alınıp verilmesinden itibaren sözleşme yürürlüğe girip sürenin başlayacağının kabul edildiği, taraflar arasında yapılmış bulunan sözleşmenin ilk evrakın verilmiş bulunduğu tarih olan 06/12/2016 tarihinden itibaren hüküm ifade ettiği, davacı tarafın işe başlama tarihinin de belirtilen tarih olduğu, taşeron sözleşmesi 5. maddesi uyarınca taşeronun işi, işbaşı yaptığı 06/12/2016 tarihinden itibaren işverenden kaynaklı bir gecikme olmadıkça 3 ay içinde bitirmek durumunda olduğu, işverenden kaynaklanan hiçbir gecikme olmamasına ve müvekkil tarafından ödenmesi gereken tüm avans bedellerinin ödenmiş bulunmasına rağmen davacı taşeronun, sözleşme uyarınca yapması gerekli olan mekanik dış cephe doğaltaş kaplama işini süresinde tamamlamadığı, davacı firmaca bu işin süresinde tamamlanmaması sebebiyle dava dışı ihale tarafı olan kamu kurumuna cezai şart ödendiği, maddi kayıplara uğranıldığı, 06.12.2016 tarihinde başlamak üzere söz konusu işin 06.03.2017 tarihinde bitirilmesi gerekirken bu tarihte bitirilmediği, sözleşme ile belirlendiği üzere müvekkilinin geç kalınan her takvim günü için %0.005 oranında gecikme zammı talep edebileceği, kaldı ki taraflarınca Niğde Çamardı Sulh Hukuk Mahkemesi 2017/2 D. İş sayılı dosyasıyla yapılan tespitle davacının sözleşme konusu işi davanın açıldığı tarihte bile tamamlamadığının bilirkişi marifetiyle tespit olunduğu, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında bu hususun hiçbir şekilde nazara alınmadığı, taraflarınca bilirkişi raporlarına karşı yapılan itirazların mahkemece yerinde ve yeterince değerlendirilmediği, son rapora karşı taraflarınca yapılan itirazlar ve yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması taleplerinin ilk derece mahkemesince reddine karar verildiği ve sonuçta da davacı firma tarafından açılan davanın kabulüne ilişkin, hatalı karar verildiği, davacının tespitin yapılmış bulunduğu tarihten önce inşaata gelip, imalat yapmaması nedeniyle müvekkilince tespit talep edildiği ve 16.10.2017 tarihinde mahkemece tespit yapıldığı, davacının bu tarihten sonra hiçbir şekilde inşaata gelmediği ve imalat yapmadığı, imalat sonrasında bile hiçbir şekilde yapılmamışken bilirkişi raporlarında davacı firma tarafından imalatın daha önceki bir sürede tamamlanmış bulunduğu ve süresinde yapıldığının kabul olunmasının hiçbir şekilde maddi gerçekle bağdaşmadığı, zira belirtilen tespit tarihinde imalatın halen bitirilmediği, müvekkili tarafından sözleşmeyle üstlendiği her türlü edim yerine getirildiği, sözleşmeye istinaden yapılan ödemelerin 302.000,00 TL olduğu, dosya kapsamında mevcut bulunan tespit raporu, bilirkişi raporları, makbuzlar ve diğer belgelerin müvekkilinin tespit tarihine kadar ödemeleri tam olarak yerine getirip, sözleşmeye uygun davranmış bulunduğunu, tespit tarihinden sonra ise davacı firmanın sözleşmeye aykırı fiilleri nedeniyle haklı olarak sözleşmeye uygun davranmadığını ispatladığı, bu nedenle dosya kapsamında müvekkil aleyhine bulunan bilgi, belge ve beyanların kabul olunmaması nedeniyle, hükme esas alınmasının da yasaya aykırı olduğu, müvekkili ve idare ile imzalanan ihale sözleşmesinden doğan bir zorunluluk olarak işin yapımında çalışan işçilerin SGK kayıtlarının müvekkilce SGK'ya bildirildiği, maaşları ve SGK primlerinin müvekkili tarafından ödendiği, davacı tarafından sözleşme uyarınca işçiler için ödenmesi gerekli olan bir kısım ücretin de müvekkil tarafından karşılandığı, sözleşme ile kararlaştırılan bedelden bu bedellerin de düşülmesi gerektiği, bu hususa ilişkin SGK ödemeleri kurumdan istenecek hizmet dökümleriyle ortaya çıkacağı, işin yapımında çalışan işçilerin her türlü giderlerinin sözleşme gereğince davacı firmaya ait bulunması gerektiği, ancak ihale sözleşmesi gereğine çalışan işçiler müvekkil yanında sigortalı olarak çalışmak zorunda olup, bu nedenle her türlü giderleri müvekkil tarafından karşılandığı, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporları ve diğer belgelerde bu hususların yerinde ve yeterince incelenmediği, özellikle mahkemece kurulan hükümde davacının ödemesi gereken işçilik ücretlerinin müvekkil tarafından ödenmiş olduğunun değerlendirmeye dahi alınmadığı, taraflar arasında yapılan taşeronluk sözleşmesinde işin bitim tarihinin net olarak belirtildiği, ilk avansın verilmesinden itibaren 3 aylık süre içinde sözleşme konusu işin bitirileceği açık bir şekilde belirtilmişken, yargılama sırasında alınmış bulunan bilirkişi raporlarında bu hususun yerinde ve yeterince değerlendirilmediği, sonuçta ilk derece mahkemesince maddi gerçekliğe aykırı, hukuka ve hakkaniyete aykırı bir karar verildiği, 16.10.2017 tarihinde taraflarınca yapılan talep üzerine yapılan tespitte dava konusu işin tamamlanmadığı, 74.18 m2 imalat eksiği bulunduğunun belirtildiği, müvekkilinin o tarihe kadar da kendi imkanları ile imalatı tamamlamaya, tespit tarihindeki seviyeye getirmeye çalıştığı, davacının ticari defterlerinde bulunan, bilirkişi raporlarında müvekkil defterlerinde kayıtlı olmadığı belirtilen faturaların ve bu faturalarda belirtilen emtianın müvekkile teslim olunduğuna ilişkin müvekkilin veya temsilcisinin herhangi bir imzası veya tasdikinin dosya kapsamında tespit olunamadığı, kaldı ki yine bilirkişi raporlarında 20.08.2017 ve 31.08.2017 tarihli faturalarda belirtilen miktarların bu nedenle müvekkile borç olarak kaydedilmesi ve bu doğrultudaki kabulle hüküm kurulmasının açık bir şekilde yasaya aykırı olduğu, davacının 16.10.2017 tarihinde yapılan tespitten sonra hiçbir şekilde imalat yapmadığı, hiçbir şekilde de sözleşmeye konu edilen iş mahallinde bulunmadığı, dosyada toplanan delillerin ve alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunmadığı, itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığı, sözleşme konusu işin yapılmasında işçilik bedellerinin de birim fiyata dahil bulunduğunun sözleşmenin Birim Fiyat ve Ödeme başlıklı 4.1 maddesinde belirtildiği, ancak, ihale makamı ile resmi ihale sözleşmesini imzalayan taraf müvekkil olduğundan, inşaatta çalışan işçilerin müvekkil yanında sigortalı gösterilmesi ve ödemelerinin de resmi olarak müvekkil tarafından yapılmasının zorunlu olduğu, davacı tarafından işçilerin ücretlerinin ödenmemiş olması nedeniyle müvekkilin, davacı tarafından ödenmesi gerekli bulunan işçilik ücretlerini ödemek zorunda kaldığı, bu hususa itiraz etmelerine rağmen gerek bilirkişi raporlarında ve gerekse ilk derece mahkemesince kurulan hükümde hiçbir şekilde nazara alınmadığı, ilk derece mahkemesince davacı firma ticari defterlerine üstünlük tanınmak suretiyle yasaya ve usule aykırı hüküm kurulduğu, davacı firmanın işçilere ücret ödemediği, bu nedenle bir kısım işçilerin işi bıraktıkları, kalan işin de müvekkil tarafından yapılmış bulunduğunun yargılama sırasında dinlenen tanık anlatımlarında açık bir şekilde belirtilmiş bulunmasına rağmen, mahkemece kurulan istinafa konu hükümde bu hususun hiçbir şekilde değerlendirilmediği, hüküm kurumadan önce alınan son bilirkişi raporunda, müvekkilin davacıya icra takibinde talep olunan miktardan ve davacı firma defterlerinde belirtilen alacaktan da fazla borçlu bulunduğunun belirtildiği, taraflarınca bu rapora ayrıntılı itirazla yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması talebinde bulunulduğu, raporda müvekkil tarafından işçilere ödenen miktarın takdirini her ne kadar mahkemeye bırakılmışsa da, itirazlarında belirtilmiş bulunduğu gibi, müvekkilinin, davacı firma tarafından yapılması gerekli bulunan sözleşme konusu işin bir kısmının müvekkilce yapılmış bulunduğuna ilişkin tanık anlatımlarının hiçbir şekilde değerlendirilmediği, tanık anlatımlarının değerlendirilmemesi, gerekçesiz bir şekilde davacı firma defterlerinde bulunan kayıtlara üstünlük tanınmasına ilişkin kararda isabet bulunmadığı, kaldı ki yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında, müvekkil defterlerindeki kayıtlarla, davacı firma defterlerindeki kayıtlar arasındaki mevcut çelişkinin giderilemediği, davacının sözleşme uyarınca yapması gerekli bulunan işi, sözleşmeye uygun olarak ve süresinde yapmadığı, bu nedenle işin tamamlanamayacağı anlaşılınca ihale mercii idare tarafından mimari projenin revize edilmek zorunda kaldığı, tamamlanamayan kısım yine müvekkil tarafından prekast hazır söve yapılmak suretiyle işin tamamlandığı, sözleşmede belirtilen işin davacı firma tarafından, sözleşme şartlarına uygun ve süresinde yapılmadığı ve tamamlanmadığının yargılama sırasında dinlenen tanık anlatımları ile sabit olduğu, tanık anlatımlarına gerekçeli kararda hiç değinilmediği, yargılama sırasında toplanan delillerin toplanmış bulunduğunun ve hangi nedenle değerlendirip değerlendirilmediğinin belirtilmediği bir kararın usule ve yasaya uygunluğundan söz edilemeyeceği, Anayasa gereği mahkeme kararlarının gerekçeli olmak zorunda olduğu, belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle davaya konu icra takibinde bir fatura belirtilerek faturalara dayalı cari hesap alacağı talep edilmiş ve davacı tarafça kesilen 31.08.2017 tarihli son faturanın da takip tarihinden önce düzenlenmiş bulunmasına ve mahkemesince cari hesap yönünden inceleme yapılmasında usul ve yasaya aykırılık olmamasına ve sözleşme kapsamında ve mahallinde keşifle bilirkişi incelemesi yapılmış olmasına, sözleşme kapsamındaki işlerin yüklenici tarafından yapıldığı karinesinin aksinin davalı tarafça ispatlanmadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 4.645,26 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.162,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.483,26 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 21/01/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır