7. Ceza Dairesi 2024/7646 E. , 2025/2546 K. MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/127 D. İş SUÇ : 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye muhalefet KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul 1. Fikrî ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin, 27.10.2023 tarihli ve 2017/327 Esas ve 2023/368 Kara…
**7. Ceza Dairesi 2024/7646 E. , 2025/2546 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/127 D. İş SUÇ : 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye muhalefet KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul 1. Fikrî ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin, 27.10.2023 tarihli ve 2017/327 Esas ve 2023/368 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 61/A-1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay 25 gün hapis ve 5.200,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, karara karşı sanık müdafii tarafından yapılan itiraz üzerine İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.02.2024 tarihli ve 2024/127 Değişik İş sayılı kararıyla, itirazın reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 18.11.2024 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.12.2024 tarihli ve KYB-2024/119101 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.12.2024 tarihli ve KYB-2024/119101 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, sanığın eylemine uyan suç için kanunda öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımının 5237 sayılı Kanun’un 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl olduğu, sanığın savunmasının 13/11/2013 tarihinde alındığı ve bu süre zarfında zamanaşımını kesen başkaca bir sebebin bulunmadığı, bu haliyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar tarihi itibariyle 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu anlaşıldığından, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet kararı verilemeyeceği gözetilmeksizin itirazın bu yönden kabulü yerine reddine karar verilmesinde, Kabule göre de; Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 15/09/2020 tarihli ve 2020/1617 esas, 2020/9467 karar sayılı ilamında yer alan, "Hükümden sonra 24/10/2019 tarihinde yürürlüğe giren, 7188 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile değişik CMK'nın 253. maddesi uyarınca, uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte ve aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağına ilişkin düzenleme karşısında; somut olayda sanıkların birlikte işlediği uzlaşma kapsamında olmayan TCK’nın 220. maddesinde düzenlenen suç işlemek için örgüt kurma ve üye olma suçunun mağdurunun kamu olması ve aynı Kanun'un 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun mağdurlarının ise ..., ..., ..., ... ve ... olması nedeniyle anılan Kanun hükümleri ile değişik CMK’nın 253/3. maddesinin uygulama alanı bulmayacağı ve hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik CMK’nın 253/1. madde hükmü uyarınca, sanıklara atılı TCK’nın 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun uzlaştırma kapsamına alınmış olması nedeniyle CMK’nın 254. maddesi uyarınca dolandırıcılık suçuna ilişkin olarak usulünce uzlaştırma işlemleri yerine getirilip, sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu," şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, marka hakkına tecavüz suçunun mağdurlarının ...Limited, ...isimli firmaların olduğu, sanık hakkında beraat kararı verilen inceleme dışı suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun mağdurunun ise kamu olduğu, 24/10/2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253/3. maddesinin 2. cümlesinde yer alan "Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun'un 253/1-b/6 maddesi uyarınca, anılan suçların mağdurlarının farklı oldukları dikkate alınarak, sanığın üzerine atılı marka hakkına tecavüz suçunun uzlaşmaya tabi olduğu anlaşılmakla birlikte, Bahse konu suçların mağdurlarının aynı oldukları kabul edilse bile, benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 01/06/2021 tarihli ve 2021/1945 esas, 2021/11056 karar sayılı ilâmında yer alan, "Dosya kapsamına göre; sanık hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde sanığın hırsızlık suçundan beraatine, konut dokunulmazlığının ihlali suçundan ise mahkûmiyetine hükmedildiği anlaşılmış ise de, sanık hakkında hırsızlık suçundan beraat kararı verilmesi sebebiyle, konut dokunulmazlığının ihlâli suçu yönünden uzlaştırmaya engel olan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 'uzlaşma' başlıklı 253/3. maddesinde yer alan "Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz” şeklindeki düzenlemenin uygulama olanağının kalmadığı, bu hâli ile TCK’nun 116/4. maddesindeki konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun da uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması karşısında; 5560 sayılı Yasanın 25. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 254. maddesi uyarınca aynı Yasanın 253. maddesindeki yöntem izlenerek uzlaşma girişiminde bulunularak sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden.." şeklinde yer alan açıklamalar kapsamında, hüküm kurulurken uzlaştırma hükümlerine tâbi olmayan suçtan beraat kararı verilmesi halinde, uzlaştırma kapsamında bulunan suç yönünden dosyanın soruşturma bürosuna gönderilebileceği, bu durumun ise ihsası rey olarak nitelendirilmeyeceği; Somut olayda, sanık hakkında marka hakkına tecavüz ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarından kamu davasının açıldığı, yapılan yargılama neticesinde sanığın suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan beraatine, marka hakkına tecavüz suçundan ise mahkûmiyetine hükmedildiği anlaşılmış ise de, sanık hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan beraat kararı verilmesi sebebiyle, marka hakkına tecavüz suçu yönünden uzlaştırmaya engel olan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ''Uzlaşma'' başlıklı 253/3. maddesinde yer alan "Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.'' şeklindeki düzenlemenin uygulama olanağının kalmadığı, bu hâli ile marka hakkına tecavüz suçu yönünden 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesindeki esas ve usullere göre uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesi için yargılama dosyasının uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde" şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (1) numaralı neden yönünden; Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki (1) nolu talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir. B.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (2) numaralı neden yönünden; (1) numaralı istemin kabul edilmesi nedeniyle (2) numaralı istem yönünden bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. III. KARAR A.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki (1) numaralı neden yönünden; 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.02.2024 tarihli ve 2024/127 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, B.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki (2) numaralı neden yönünden; Bozma nedenine göre kanun yararına bozma ihbarnamesinde yer alan (2) numaralı istem yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 19.02.2025 tarihinde karar verildi.