T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/84 - 2026/62 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/84 KARAR NO : 2026/62 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/10/2025 NUMARASI : 2025/703 Esas - 2025/582 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 22/01/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 27/01/2026 Mahal…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/84 - 2026/62 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/84 KARAR NO : 2026/62 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/10/2025 NUMARASI : 2025/703 Esas - 2025/582 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 22/01/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 27/01/2026 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili tarafından Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/357 Esas sayılı dosyasına sunulan dava dilekçesinde; 28/05/2024 tarihinde davacıya ait araç ile davalı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne ait olup sürücüsü ... olan araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazada davacıya ait aracın zarar gördüğünü, ayrıca meydana gelen kaza nedeni ile araçta değer kaybı oluştuğunu ve ticari kazanç kaybına uğranıldığını, tamir işlemleri süresince ikame araç kullanmak zorunda kalındığını belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 50,00 TL onarım bedeli, 50,00 TL değer kaybı, 50,00 TL araç mahrumiyet bedeli tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...; davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın TTK 5/A, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi göndermesi ile HMK 114/2, 115/2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; görevsizlik kararı sonrası ve ticaret mahkemesinde esasa girilmeden önce arabuluculuk sürecinin tamamlandığını ayrıca davalı sürücü yönünden arabuluculuk dava şartı bulunmadığını, davacı ile davalı sürücü arasında ticari bir ilişki bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, HMK’nın 355. maddesi kapsamında, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. 07.06.2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir. Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı Kanun ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır. Somut olayda davacı vekili tarafından 22.07.2024 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığı, anılan yargılamada mahkemece 22.04.2025 tarihli kararla görevsizlik kararı verildiği, kararın 02.07.2025 tarihinde kesinleştiği, anılan mahkemece 18.07.2025 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına dair ek karar verildiği ancak aynı mahkemece verilen 17.09.2025 tarihli ek kararla bu ek kararın kaldırılmasına ve dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verildiği, davacı tarafça arabuluculuğa başvurulmasıyla son tutanağın 14.07.2025 tarihinde tanzim edildiği, eldeki davada tensip zaptının 22.09.2025 tarihinde düzenlendiği anlaşılmaktadır. Eldeki dosyada istisnai olarak görevsiz mahkeme aşamasında bu eksikliğin giderildiği ve görevli mahkeme olan Ticaret Mahkemesinde davanın esasına girilmeden arabuluculuk işleminin tamamlandığı anlaşıldığından mahkemece esasa girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir(Emsal-kapatılan Yargıtay 17.HD’nin 2020/3187 Esas-2021/762 Karar nolu 04/02/2021 tarihli ilamı). Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, mahkemece işin esasına girilerek tüm delillerin toplanmasıyla oluşacak sonuca göre karar verilmesi için kararın HMK'nın 353/1-a-4. maddesi kapsamında kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre,istinaf eden davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; Ankara 2.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 09/10/2025 tarihli, 2025/703 Esas - 2025/582 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, kaldırma sebebine göre, istinaf eden taraf vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 22/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.