Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/405 E. , 2024/1917 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/405 Karar No : 2024/1917 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- .. VEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : ... İSTEMİN_KONUSU :... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, davacılar tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından,…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/405 E. , 2024/1917 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/405 Karar No : 2024/1917 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- .. VEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : ... İSTEMİN_KONUSU :... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, davacılar tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, Şırnak ili, Cizre ilçesinde 14/12/2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ilan edilen sokağa çıkma yasağı sürecinde yürütülen operasyonlar sırasında 14/01/2016 tarihinde çocukları ... 'ın yaşamını yitirmesinde idarenin sorumluluğunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 200,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacıların yakını ...'ın ölümünün, en geç defin izin belgesi ile cesedinin yakını ... tarafından teslim alındığı 15/01/2016 tarihinde öğrenilmiş olduğunun açık olduğu, bölgede uygulanan sokağa çıkma yasağının ise 02/03/2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 05.00-19.30 saatleri arasında kaldırıldığı, davacılar tarafından, 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca sokağa çıkma yasağının kısmen kaldırıldığı 02/03/2016 tarihinden itibaren bir yıl içerisinde davalı idareye başvuruda bulunulması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 18/10/2017 tarihinde İçişleri Bakanlığı kayıtlarına giren dilekçe ile tazminat ödenmesi istemiyle başvuruda bulunulduğu görüldüğünden davanın 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi gereğince süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından,davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğu iddiasıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacılar tarafından, Şırnak ili, Cizre ilçesinde 14/12/2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ilan edilen sokağa çıkma yasağı sürecinde yürütülen operasyonlar sırasında 14/01/2016 tarihinde çocukları ...'ın yaşamını yitirmesinde idarenin sorumluluğunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararların karşılanması istemiyle 18/10/2017 tarihinde davalı İçişleri Bakanlığına 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca yaptıkları başvurunun reddi üzerine, olay nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle 29/01/2018 tarihinde bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdarenin kusura dayalı ya da kusursuz sorumluluğu yanında, Anayasanın öngördüğü sosyal hukuk devleti anlayışına uygun olarak ve bu temel üzerinden, kolektif sorumluluk anlayışı çerçevesinde bilimsel ve yargısal içtihatlar ile sosyal risk ilkesi geliştirilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ön karar başvurusu tarihinde yürürlükte olan haliyle "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmaları, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceği düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda aktarılan maddeler uyarınca idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle tam yargı davası açılabilmesi için; maddi olayın, zarara sebep olan eylemin idariliğinin ve yol açtığı zararın kesin olarak ortaya konulması zorunludur. İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir davranışı, bir tutumu veya hareketsizliği; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir. Dolayısıyla zarara sebep olan eylemin idariliği ve yol açtığı zarar bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme, ceza soruşturma ve kovuşturması veya kesin sağlık kurulu raporları sonucu ortaya çıkabilmektedir. Esasen, idari eylemin bütün unsurlarıyla öğrenildiği ve zararın tam olarak ortaya çıktığı tarih dikkate alınmadan 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde öngörülen bir ve beş yıllık sürenin hesaplanması, bazı hallerde dava açma hakkının kullanılamaması sonucunu doğuracaktır. Eylemin idariliğinin ve/veya zararın ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldırır biçimde süre hesabı yapılmasının ise hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır. Uyuşmazlıkta, Şırnak ili, Cizre ilçesinde 14/12/2015 tarihinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı sürecinde davacıların yakını olan ...'ın 14/01/2016 tarihinde hayatını kaybettiği, akabinde şahsın cesedi üzerinde otopsi işlemi yapıldığı, otopsisi yapılan ve kimliği belirlenen cesedin 15/01/2016 tarihinde yakını ...'a teslim edildiği, bölgede uygulanan sokağa çıkma yasağının ise 02/03/2016 tarihinden itibaren saat 05.00-19.30 arasında geçerli olmak üzere kısmen kaldırıldığı, davacılar tarafından tazminat ödenmesi istemiyle İçişleri Bakanlığı kayıtlarına 18/10/2017 tarihinde giren dilekçe ile başvurulduğu, başvuru tarihi itibarıyla ölüm olayı ile ilgili olarak Cizre Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan ... sayılı soruşturmanın devam ettiği görülmektedir. Bu durumda, davacıların yakınının ölümüne neden olduğu belirtilen olaya ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla yürütülen ceza soruşturmasının devam ettiği dikkate alındığında, davacıların yakınının ölümünde idari bir eylem/eylemsizliğin (eylemin idariliğinin) ya da idarenin sorumluluk sebebinin bulunup bulunmadığının henüz ortaya konulamadığı, dolayısıyla idareye başvuru tarihi itibarıyla söz konusu olayın bütün unsurlarıyla birlikte davacılar tarafından öğrenilemediği anlaşıldığından, dava açma süresinin sokağa çıkma yasağının kısmi olarak sonlandırıldığı tarih itibarıyla başlayacağının kabulüne hukuki olanak bulunmamakta olup; İdare Mahkemesince, aksi yöndeki gerekçeyle süre aşımı nedeniyle davanın reddi yolunda verilen karara karşı yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE, 2. Davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 14/05/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.