T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/540 - 2025/2184 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/540 KARAR NO : 2025/2184 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/05/2023 NUMARASI : 2021/97 E. 2023/407 K. DAVANIN KONUSU : ALACAK İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN :TARAF VEKİLLERİ KARAR TARİHİ :18/12/2025 KARAR YAZMA TARİHİ : 09/01/2026 Mahkemec…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/540 - 2025/2184 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/540 KARAR NO : 2025/2184 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/05/2023 NUMARASI : 2021/97 E. 2023/407 K. DAVANIN KONUSU : ALACAK İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN :TARAF VEKİLLERİ KARAR TARİHİ :18/12/2025 KARAR YAZMA TARİHİ : 09/01/2026 Mahkemece verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü: TALEP: Davacı vekili, 25/08/2010 tarihli düzenlenen Katılım Sözleşmesi gereğince net kar payını, katılım payını davacının seçimine göre davacıya tahsis etmekle yükümlü kılındığını, sondaja başlanmadan önce davalının davacıya kuyu bildirimi yapma yükümlülüğü bulunduğunu, sözleşmenin tüm hükümlerine etki edecek bir fesih hakkının bulunmadığını, davacıya iletilen fesih gerekçesinin davacı tarafından kuyu maliyetlerinin 7 gün içerisinde ödenmesi suretiyle ortadan kaldırıldığını, buna rağmen sözleşmenin feshedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, feshin ardından sözleşme kapsamındaki ruhsatları devrettiğini, davacı şirketin hak kazandığı kar paylarının ödenmediğini ve kuyu açma ve derinleştirme faaliyetleri hakkında hiçbir bilgi verilmediğini belirterek, feshin geçersizliğinin tespiti ile sözleşmeye aykırı olarak ödemek zorunda kaldıkları kuyu bedelinden şimdilik 1.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. CEVAP:Davalılar vekili, haksız ödendiği iddia olunan bedellerin ...A.Ş'ye ödendiğini, ....A.Ş'ye ödenen herhangi bir bedel söz konusu olmadığından davanın .....A.Ş yönünden husumet nedeniyle reddinin gerektiğini, davalı şirketlerin davacı şirket tarafından 03/07/2010 tarihinde ... Ltd.Şti.'ye satıldığını ve hisse alım sözleşmesi imzalandığını, yine taraflar arasında bu sözleşmenin eki niteliğinde 25/08/2010 tarihinde katılım sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme uyarınca davalı şirketlerin sahip oldukları gaz/petrol arama ruhsatlarına istinaden yeni açılan veya derinleştirilen tüm yeni kuyular için sözleşmenin 3.md'si uyarınca davacı şirkete % 5 net kâr payı ödeyeceklerini, davacı şirketin % 5 net kâr payı yerine katılım payı ödemeyi tercih etmesi halinde sözleşmenin 4.md'sine göre davacı şirketin kuyu maliyetlerine ve yatırım bedellerine % 25 oranında katılması şartıyla kuyunun üretiminin satışından gelir elde edilmesi halinde bu gelirin % 25'ini almaya hak kazanacağını, davacı tarafın net kar payını katılım payına dönüştürme hakkını kullandığında davacı şirketin davalı şirketlerin kuyu maliyetlerine ve yatırım bedellerine ilişkin ödemelere %25 oranında katılmak kaydıyla sonuçtaki kâr ve zarara aynı oranda ortak olacağını, davacı şirketin sözleşmenin 4.3.b md'si uyarınca davalı şirketlerden ...'ın ruhsat sahibi olduğu ... ruhsat sahibi olduğu Karakaş kuyularına ilişkin net kâr payını %25 katılım payına dönüştürme tercih hakkını kullandığını, bu konuda taraflar arasında uyuşmazlık olmadığını ancak bunun karşılığında yazılı kira bedellerini ve diğer faaliyetlere ilişkin giderleri davalı şirketlere ödemediğini, davalı şirketler tarafından ilgili kuyulara ödenen bedellerden davacının hissesine tekabül eden miktarın 251.684,55 USD ve 57.209,15 TL olduğunu, davalı şirketin katılım sözleşmesinin 10.3 md'si gereğince sözleşmenin askıya alındığının davacıya bildirdiğini, davacı tarafın 18/10/2010 tarihinde sadece ana para borcu olan 251.684,55 USD (ihtirazı kayıtlı) ve 75.209,15 TL(ihtirazı kayıtsız) bedelleri davalı şirkete ödediğini, borç 1 yıl geç ödendiğinden davalı tarafça faizin hesaplanarak faturalarının davacıya gönderildiğini, sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, davacının cebri icra olmaksızın asıl borcunu ödediğini ancak fer'i borçlarını ödemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. MAHKEME KARARI: Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davalı tarafın taraflar arasındaki 25.08.2010 tarihli katılım sözleşmesini haksız olarak fesih ettiğinin tespitine, davalı tarafından maliyet kalemlerine ilişkin davacıdan tahsil ettiği bedellerin gerçeğe uygun olduğunun tespiti ile fark bulunmadığından alacak talebinin reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından feshin geçersizliğini tespitine yönelik hükmün tamamlanması talebinin de reddine karar verilmekle, 07/02/2024 tarihli ek karara karşı davacı vekili tarafından, asıl karara karşı davalılar vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili 07/02/2024 tarihli ek karara karşı; dava dilekçesinde 25/08/2010 tarihli katılım sözleşmesinin feshi bildiriminin ve feshin geçersizliğinin tespitinin talep edildiğini, buna karşın davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiğinin tespitine karar verildiğini, talebe yönelik hüküm kurulmadığını, hükmün tamamlanması talep edilmişken tavzih talebinin reddine yönelik değerlendirme yapılmasının doğru olmadığını, eksik hüküm kurulduğunu ileri sürerek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalılar vekili; taraflar arasındaki katılım sözleşmesi gereği kuyulara ilişkin bilgileri alan davacının maliyetlere katılmayı taahhüt ederek, gelir elde etme ihtimaline yatırım yaptığını, davacının net kar payını % 25 katılım payına dönüştürme tercih hakkını kullandığını, müvekkili ...'a herhangi bir ödeme yapılmadığından husumet yöneltilemeyeceğini, fesihten önceki yaptırımlardan kullanılabilecek olan askıya alma yaptırımının kullanıldığını, fesih hakkının kullanılması için zorunlu olmadığını, mevcut olmayan katılım payı alacağı bulunmadığından bu yönde alternatif yer almadığını, bilirkişi raporunda da kuyulardan gelir elde edilmediğinin belirtildiğini, davalının 1 yıl boyunca müvekkilini oyaladığını, temerrüte düştüğünü, faiz kısmını ödemediğini, gecikmiş ödemelerin hukuka aykırı olarak ihtirazi kayıtla yapıldığını, sözleşmeye katlanmanın imkansız hale geldiğini ileri sürerek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı vekili asıl karara yönelik katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; davalılara ödenen masrafların gerçeğe uygun olup olmadığı hususunda eksik inceleme yapıldığını, davalılar tarafından gerekli belgelerin sunulmadığını, 2010-2018 yıllarına ilişkin 104 adet fatura bulunduğunu, davalıların sözleşme hükümlerine uymayarak 10 yıl sonra bildirim yaptığını, dönemler arası kur farkı oluştuğunu, kuyulara ilişkin ayrıntılı döküm ibraz edilmediğini, yeniden rapor alınması gerektiğini ileri sürerek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE :Dava, 25/08/2010 tarihli katılım sözleşmesinin feshinin geçersizliğinin tespiti ile ödenen maliyet bedelinin davalılardan tahsili talebine ilişkindir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; 25/08/2010 tarihli sözleşme kapsamında taraflar arasında doğalgaz kuyuları üzerinden gelir elde edilmesine ilişkin anlaşma yapıldığı, sözleşmenin 8.1. Maddesi uyarınca tarafların ortaklık amacının bulunmadığının belirtildiği, kuyu operasyonlarına yönelik taraflara yükümlülükler getirildiği, süreç içerisinde davalı şirketler tarafından ödemelerin yapılmaması halinde sözleşmenin askıya alınacağının, daha sonra ise 11/10/2019 tarihli ihtarnameyle sözleşmeden kaynaklanan 60.405,12 TL ile 251.684,55 doların 7 gün içerisinde ödenmemesi halinde sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edildiği, davacı tarafından bir kısım ihtirazı kayıtla ödeme yapıldığı, ödemeye karşın davalılar tarafından sözleşmenin feshedildiği görülmektedir. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda; 5 kuyu maliyetinin % 25'ine denk gelen 251.684,55 dolar ve 57.209,15 TL miktarın petrol ve doğalgaz tekniği açısından yatırım için makul ve kabul edilebilir olduğu ifade edilmiştir. İstinaf olunan mahkeme kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru şekilde belirlendiği, fesih ihtarını birlikte yapan davalılara husumet yöneltilebileceği, tarafların temerrüte düşmesi halinde askıya alınma ve mahsup yöntemlerinin mevcut olmasına rağmen feshin düzenlenmediği, denetime elverişli bilirkişi raporuna göre kuyu maliyetlerine ilişkin harcamaların makul olduğu, geçerli ve haklı fesih bulunmadığı, davacının davalılardan bedel talep edemeyeceği, mahkemece verilen kararda isabetsizlik görülmediği anlaşılmakla, davalıların ve katılma yoluyla davacının istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf itirazının incelenmesinde; Her ne kadar hükmün tamamlanmasına yönelik talepte bulunulmuş ise de, mahkemece gerekçe kısmında feshin haklı ve geçerli olmadığı ifade edilerek karar verildiği, hükmün tamamlanmasını gerektirir bir durum bulunmadığı, asıl kararın bu yönden istinaf edilmediği, somut olay kapsamında davacının talebini karşılar şekilde karar verildiği anlaşılmakla, davacının ek karara yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Belirtilen nedenlerle, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf sebepleri, mahkeme gerekçesinde açıklanan nedenler dikkate alındığında, mahkemece; kurulan hükümde isabetsizlik görülmediğinden davalılar vekilinin ve katılma yolu ile başvuru yapan davacı vekilinin istinaf talebinin HMK.'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE karar vermek gerekmiştir. İnceleme, 6100 sayılı HMK.'nın 355. md. hükmüne göre istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Taraf vekillerinin asıl ve ek karara yönelik istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Eksik alınan 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Eksik alınan 187,80 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin başvuran üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK.'nın 361/1.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde temyiz yolu açık olmak üzere 18/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır