3. Hukuk Dairesi 2024/623 E. , 2025/1329 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi SAYISI : 2018/346 E., 2023/463 K. DAVA TARİHİ : 26.12.2024 Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gele
**3. Hukuk Dairesi 2024/623 E. , 2025/1329 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi SAYISI : 2018/346 E., 2023/463 K. DAVA TARİHİ : 26.12.2024 Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'nın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacının 9506081 tesisat numaralı elektrik aboneliği için dava dışı TEDAŞ ile 02.03.2004 tarihli dağıtım sistemine bağlantı anlaşması imzaladığını, yapılan özelleştirme işlemi sonrasında da bağlantı anlaşmasının devam ettiğini, akabinde onaylı sınırları içinde katılımcıların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 6446 sayılı Enerji Piyasası Kanunu'nun 13. maddesi ve Organize Sanayi Bölgelerinin Elektrik Piyasası Faaliyetlerine İlişkin Yönetmelik hükümleri gereğince dağıtım lisansı aldığını, satın almış olduğu elektrik enerjisi bedelini de katılımcılarına kar amacı gütmeksizin aynen yansıttığını, ancak elektrik abonesi olduğu davalı şirketin dava dışı TEDAŞ ile yapılmış olan bağlantı anlaşmasına aykırı olarak 28.02.2011 ile 30.04.2012 tarihleri arasındaki dönemde kayıp-kaçak bedeli adı altında fazladan bedel tahsil ettiğini ileri sürerek; şimdilik 2.309.294,17 TL'nin dava tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının ödemiş olduğu elektrik enerjisi bedelini katılımcılarına aynen yansıttığını, bu nedenle bir zararının söz konusu olmadığını, ayrıca istirdadı istenilen bedelin ilgili mevzuat çerçevesinde davacıya yansıtıldığını ve uygulanmasının yasal bir zorunluluk olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 11.02.2016 tarihli kararıyla; davacı ... Bölgesinin, davalıdan satın alarak bölgesindeki katılımcılara verdiği elektrik enerjisi nedeniyle tahakkuk ettirilen 15 ayrı fatura kapsamında ödediği kayıp-kaçak bedelinin bilirkişi kurulunca 2.309.294,17 TL olarak belirlendiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun aynı konuya ilişkin 21.05.2014 tarihli ve 2013/7-2454 E. 2014/679 K. sayılı kararı uyarınca, kayıp-kaçak bedelinin perakende satış tarifesinin bir unsuru olarak faturalarda yer almasının kanun ve yönetmeliğe aykırı bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece verilen 03.04.2018 tarihli ilamla; "(..) Buna göre, Mahkemece; öncelikle davacıya ait OSB Dağıtım Lisansının celbedilmesi, sonrasında yeniden (tamamı elektrik ve elektronik mühendislerinden) oluşturulacak bilirkişi kurulundan; davaya konu dönemde yürürlükte bulunan Organize Sanayi Bölgelerinin Elektrik Piyasası Faaliyetlerine İlişkin Yönetmelik Hükümleri, 29.12.2010 tarihli ve 3002 sayılı Kurul Kararı ile belirlenerek 31.12.2010 tarihli ve 27802 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Mülga "21 Dağıtım Şirketi için Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esaslar" ve ilgili mevzuat hükümleri, yine davacının dava dışı TEDAŞ ile imzalamış olduğu "Dağıtım Sistemine Bağlantı Anlaşması", "Dağıtım Sistem Kullanım Anlaşması" ve dava dışı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan almış bulunduğu OSB Dağıtım Lisansı birlikte değerlendirilmek suretiyle, davacının iletim sistem kullanıcısı olup olmadığı ve bu bağlamda dava konusu dönemde yürürlükte olan mevzuat hükümleri uyarınca kayıp-kaçak bedeli ödemekle yükümlü olup olmadığı hususlarında taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor aldırılması gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. " gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının gerek taraflar arasında gerekse davacı ile dava dışı TEDAŞ arasında görülen ve kesinleşen davalarda iletim sistemi kullanıcısı olduğu yönünde tespitte bulunulmuş olduğu, bu yöndeki tespitin eldeki dava açısından gerek davaların taraflarının gerekse dava konuları ile davaların temeli oluşturan hukuki ilişkinin aynı olması nedeniyle kesin delil teşkil edeceği, iletim sistemi kullanıcısı pozisyonunda olan davacının bu durumda kayıp-kaçak bedeli ödememesi gerektiği ve ödediği kayıp-kaçak bedelinin istirdadını talep edebileceği gerekçesiyle; davanın kabulü ile 2.309.294,17TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davacının 01.06.2013 tarihinden itibaren bağlantı tipini değiştirerek iletim şalt sahalarının dağıtım şirketinin kullanımdaki OG baralarına dağıtım şirketi hattı ile bağlı tek bir tüzel kişi durumundaki kullanıcılar statüsünden çıkıp, dağıtım şirketinden enerji alan iletim sistemi kullanıcısı tüketicilerin statüsüne geçtiği konusunda ihtilaf bulunmadığını, davacının ihtilaf konusu dönemde TEDAŞ ile imzalamış olduğu Dağıtım Sistem Kullanım anlaşmasına göre dağıtım sistem kullanıcısı tarifesinden faturalandırıldığını, zira EPDK Kurul kararları gereğince faturalandırma usullerinin belirlendiğini ve müvekkil şirketin buna uyduğunu, davacının TEİAŞ ile sistem kullanım anlaşmasının ise 2013 yılında imzaladığını, bu tarihten sonra EPDK Kurul kararları gereği yine sistem kullanım anlaşması esas alınarak faturalandırma yapıldığını, ihtilaf konusu dönemde yürürlükte olan EPDK Kurul Kararlarına aykırı bir uygulama ve tahsilat yapılmadığından aksi de ispat edilemediğinden davanın reddi gerekmekte iken kabulünün haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ihtilaf konusu dönemler ve uygulamada olan EPDK Kurul kararları farklı olduğundan ilgili kararların kesin hüküm teşkil etmeyeceğini, kesin hüküm değerlendirmesinin hatalı yapıldığını, dosyada bulunan bozma ilamında belirtilen TEDAŞ ile imzalanan Dağıtım Sistem Kullanım Anlaşmasında bahsi geçen mülkiyet sınırlarının ve buna ilişkin davaların işbu dava ile bir ilgisi bulunmadığını, bahsedilenin aslında dağıtım şirketi bağlantı noktası olmadığını kaldı ki bu bağlantının BOR TM olup net olduğunu, davacının mülkiyetinde olan bağlantı noktasının ne olacağının önemli olduğunu, davacının iletim sistemine mi dağıtım sistemine mi bağlanacağı hususunun zaten Dağıtım Sistem Kullanım Anlaşmasında belirtilmesinin hukuki bir anlamı bulunmadığını, yine bu dava dosyalarında hat şemalarına rağmen bilirkişi raporlanının eksik düzenlendiği ve davacının bağlantı noktasının hatalı değerlendirildiğini izah eden bilirkişi raporları bulunduğunu, bahsi geçen dava dosyalarına sunulan bilirkişi raporu eki hat şemalarını inceleyen bilirkişi heyetlerinin davacının dağıtım şirketi kullanımındaki baradan elektrik aldığını belirlediklerini, bu hususun gözardı edilemeyeceğini, zira bu bağlantıya göre tahsil edilen bedellerin hukuka uygun olduğunu, TEDAŞ ile davacı arasındaki anlaşmanın Tebliğin ilgili hükümlerine göre dağıtım şirketine ait dağıtım tesislerini kullanmak için yapıldığı, davacının bağlantı yaptığı ölçüm noktasının orta gerilim hattı olup gerilim seviyesinin 31,5 KV olduğu, TEDAŞ kullanımında olan Bor TM'ye bağlantı yapıldığının tüm dosya kapsamından anlaşıldığını, davacının "Dağıtım Sistem Kulanım Anlaşması" hükümleri ile bağlı olduğunu, kaldı ki uzun bir süre sözleşmeye bağlı hareket ederek itirazı kayıt koymaksızın faturalarını ödediğini, iletim sistem kullanıcısı olduğunu iddia eden ve ispat yükü üzerinde olan davacının bu durumu ispat edecek bir delil ortaya koyamadığını, ihtilaf konusu döneme ilişkin TEİAŞ ile imzalanmış sözleşmeyi dosyaya sunamadığını, ihtilaf konusu dönemde TEİAŞ'a bağlantı yaptığı tesisin mülkiyetinin kendisine ait olduğunu, bir başka anlatımla mülkiyeti kendisine ait dağıtım tesisi ile doğrudan TEİAŞ'a ait tesislere bağlantı yaptığını kanıtlayamadığını, EPDK Kurul kararları gereğince sistem kullanım anlaşmasının hangi sistem kullanıcısı ile yapıldığına bakılarak tabloda belirtilen tarife uygulanacağından davalı şirketin uygulamasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığını, EPDK tarafından Mahkemeye gönderilen 20.06.2017 tarihli müzekkere cevabının sonuç kısmında "sonuç itibariyle OSB'lere uygulanacak olan bedeller OSB'nin bağlantı ve sistem kullanım anlaşması yapmış olduğu tüzel kişilere göre farklılık göstermekte olup dağıtım lisansı bulunan ve TEİAŞ ile bağlantı ve sistem kullanım anlaşması yapmış olan OSB'lere yukarıda anılan hükümler kapsamında kayıp-kaçak bedeli uygulanmaması gerekmektedir." denildiğini, müzekkerede ayrıca 24.08.2016 tarihli 875 sayılı Kurul Kararı ile belirlenen 20 Dağıtım Şirketi için Tarife Uygulamalarına ilişkin Usul ve Esaslar, 29.12.2010 tarihli 3002 sayılı Kurul Kararı'nın 11. ve 12. maddesi, 18.12.2012 tarihli 4193 sayılı Kurul Kararının 24 ve 26. maddesi, 30.12.2015 tarihli 5999-3 sayılı Kurul kararları 19. ve 21. maddelerine değinilerek tarifelerin Kurul kararları ile belirlendiğinin belirtildiğini, dağıtım şirketi ile bağlantı ve sistem kulanım anlaşması yapmış olan organize sanayi bölgelerine de kayıp kaçak bedeli yansıtıldığının ifade edildiğini, eksik inceleme ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporları esas alınarak karar verildiğini, dosyada yer alan bilirkişi heyet raporunda ayrık rapordan farklı olarak dava konusu dönem ile ilgisi olmayan 212 sayılı Kurul kararından bahsedildiğini, davacının iletim sistem kullanıcısı olabilmesi için ihtilaf konusu döneme ait TEİAŞ ile imzalamış olduğu bir sistem kullanım anlaşması bulunmadığını, bağlantı noktası 36 KV altında olup TEDAŞ orta gerilim baralarına bağlı olarak elektrik temin ettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, ıslah edilen miktar yönünden ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı ... tarafından davalı ... şirketinden satın alınarak bölgesindeki katılımcılarına verilen elektrik enerjisi nedeniyle ödenen kayıp- kaçak bedelinin iletim sistemi kullanıcısı olduğu iddiasıyla istirdadı istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kesinleşen güçlü delil niteliğindeki kararlarda davacının iletim sistemi kullanıcısı olduğunun ve bu durumda kayıp-kaçak bedeli ödememesi gerektiğinin kabulüyle karar verilmesinin yerinde bulunduğu, dava tüm alacak üzerinden açılmış olmakla ıslah edilen alacak bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Mahkemeleri Kanunu'nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,04.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.