6. Hukuk Dairesi 2023/4470 E. , 2024/4575 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/80 E., 2023/550 K. DAVA TARİHİ : 22.10.2018 KARAR : Asıl davanın reddi, birleşen davanın kabulü Davacı vekili asıl davada; müvekkili arsa sahibi ile davalı yüklenici arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme uyarınca, imar planında üç kata müsaade edilmesi halinde %20, dört kata müsaade edilmesi halinde %25, beş kata müsaade edilmesi halinde %30'a denk gelecek
**6. Hukuk Dairesi 2023/4470 E. , 2024/4575 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/80 E., 2023/550 K. DAVA TARİHİ : 22.10.2018 KARAR : Asıl davanın reddi, birleşen davanın kabulü Davacı vekili asıl davada; müvekkili arsa sahibi ile davalı yüklenici arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme uyarınca, imar planında üç kata müsaade edilmesi halinde %20, dört kata müsaade edilmesi halinde %25, beş kata müsaade edilmesi halinde %30'a denk gelecek sayıda bağımsız bölümün ve ayrıca Konya ili Akşehir ilçesi Kozağaç Mahallesi 788 Ada 195 Parsel sayılı taşınmaz üzerinde kurulu birinci kat 2 no.lu bağımsız bölümün davacı arsa sahibine verilmesinin kararlaştırıldığını, davalının 788 Ada 195 Parselde bulunan taşınmazdaki inşaatı bitirdiğini ve daireleri de satışa çıkardığını, ancak davacı arsa sahibine vermesi gereken 2 no.lu bağımsız bölümü vermediğini, ileri sürerek, Konya ili Akşehir ilçesi Kozağaç Mahallesi 788 Ada 195 Parsel üzerinde kurulu birinci kat 2 no.lu bağımsız bölümün tapusunun iptaline ve davacı adına tesciline, taşınmazın üçüncü bir kişiye devredilmiş olması halinde taşınmazın parasal karşılığı olarak şimdilik 100.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili birleşen davada; müvekkilince sözleşmenin yerine getirilmesi için davalıya başvurulmuşsa da davalı tarafın müvekkilini bürosundan kovduğunu ve hakaret ettiğini, davalı tarafın dava konusu taşınmazı satışa çıkardığını, her an satma durumunun söz konusu olduğunu, böyle bir durumda müvekkilinin sözleşmeden doğan haklarını kaybedeceğini beyan ederek 54 Pafta, 338 Ada 4 Parselde kaim taşınmazın tapusunun iptali ile müvekkili adına tescilini, 19.10.2019 tarihli dilekçesi ile taşınmaz el değiştirdiğinden, birleşen davada sözleşme yerine getirilmediği için ifadan vazgeçtiğini beyanla müspet zararlarını talep etmiştir. Davalı vekili; taraflar arasında davacının belirttiği şartlarda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını ancak daha sonra davacının taşınmazı davalıya satmak istediğini söyleyerek bu sözleşmeden vazgeçtiğini ve sözleşmeyi yırttığını, davalının da bedelini ödeyerek taşınmazı tapuda satım suretiyle devraldığını, sözleşmede müvekkilinin imzasının bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince ilk kararda; davacının açtığı birleşen dava ile artık davalı ile aralarındaki sözleşmeye bağlı kalmak istemediği yönünde iradesini açıkça ortaya koyduğu, bu açıdan isteminin artık aralarındaki sözleşmeden dönme ve menfi zararlar olabileceği değerlendirilerek dürüstlük ve iyi niyet kuralları gereğince; sözleşme ile bağlı kalması halinde hak edebileceği taşınmaz yönünden talebinin yerinde olmadığı, bu açıdan davalı yüklenicinin başka yerde yapmış olduğu inşaattan sözleşme gereğince talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, adi yazılı kat karşılığı inşaat sözleşmesine esas olmak üzere davacı ...'ın, annesi ... ile el birliği halinde mülkiyet hükümleri dahilinde malik oldukları taşınmazı davalıya yapılan sözleşme neticesinde devrettiği, el birliği mülkiyet halinde ortakların birlikte hareket etmeleri gerektiği, bu durumun zorunluluk arz ettiği, her ne kadar bir an ...'un muvafakatı alınarak eksiklik giderilmeye çalışılmış ise de; davacının talebinin adına tescil istemi olduğu, el birliği halinde önceki malikler adına tescil talebi de bulunmadığı gerekçesiyle birleşen davanın usulden reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nin 06.10.2021 tarih 2021/961 Esas, 2021/1257 karar sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması Dairemizin 01.12.2022 tarih ve 2021/6511 Esas, 2022/5609 Karar sayılı ilamıyla; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi tefrik kararıyla birleşen davanın ayrılmasına karar verilmiş ise de; her iki davada aynı sözleşmeden kaynaklanan taleplerde bulunulduğu, davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunduğu, dolayısıyla iki davanın birlikte görülmesinde gerek usul ekonomisi ve gerekse birbirleriyle çelişkili kararlar çıkmasının önlenmesi bakımından fayda bulunduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince ikinci kararda, bozmaya uyularak, davacının açtığı birleşen dava ile artık davalı ile aralarındaki sözleşmeye bağlı kalmak istemediği yönünde iradesini açıkça ortaya koyduğu, bu açıdan isteminin artık aralarındaki sözleşmeden dönme ve menfi zararlar olabileceği değerlendirilerek dürüstlük ve iyi niyet kuralları gereğince; sözleşme ile bağlı kalması halinde hak edebileceği taşınmaz yönünden talebinin yerinde olmadığı, bu açıdan davalı yüklenicinin başka yerde yapmış olduğu inşaattan sözleşme gereğince talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, davalının resmiyette rayiç bedel üzerinden işlem yapıldığını bildirdiği, ancak fark ödemesini nasıl yaptığını, ne kadar ödeme yaptığını belirtmediği, aynı zamanda ödeme hususunu ispat edemediği bu açıdan savunmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davacı tanıklarının açıkça davalının yükümlülüklerini yerine getirmeyip son olarak davalının dükkanından kovulduklarını beyan ettiği, davalı tanıklarının ise satın alma hususunda görgüye dayalı beyanları olmadığı, tapudaki resmi işlemlere katıldıkları anlaşılmakla, davalının sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmemesi, aradaki sözleşmeyi dahi kabul etmemesi nedeniyle davacının birleşen davada sözleşme gereği verdiği taşınmazın tapusunun iptali ve adına tescil isteminin yerinde olduğu gerekçesiyle birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin bozma üzerine verdiği ikinci karara karşı davalı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil talebine ilişkindir. Taraflar arasında adi yazılı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmış, bu sözleşme üzerine davacı arsa sahibi, 26.10.2017 tarihinde Konya ili, Akşehir ilçesi, 54 Pafta, 338 Ada, 4 parselde kaim taşınmazını davalı yükleniciye tapuda devretmiştir. Her ne kadar,sözleşme adi yazılı şekilde resmi şekle aykırı olarak yapılmış ise de, davalının dava konusu parsel üzerine inşaat yaptığı, parselde kat irtifakının kurulduğu ve kat irtifakından oluşan bağımsız bölümlerin davalı tarafından üçüncü kişilere satıldığı dosyada sabit olduğundan artık sözleşme geçerli hale gelmiştir. Birleşen davada davacı arsa sahibi, tüm arsanın tapu iptal ve tescilini talep ettiğine göre bu talep, içerik itibari ile sözleşmenin geriye etkili feshi talebini kapsamaktadır. Bu durumda Mahkemece yapılacak iş; taşınmaz üzerinde kat irtifakı kurulduğundan, kat irtifakı kurulduktan sonra bağımsız bölüm devralan malikler hakkında dava açılması için davacıya süre verilmesi, dava açılması halinde eldeki dosya ile birleştirilerek geriye etkili fesih koşulları değerlendirilerek bir karar verilmesi, dava açılmaz ise asıl davada, ileriye etkili fesih talep edildiğinden ileriye etkili fesih koşulları değerlendirilerek bir karar verilmesinden ibaret iken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın davalıya iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 04.12.2024 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.