T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2189 Esas KARAR NO : 2025/2116 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2025/965 Esas (Derdest Dava Dosyası) TARİHİ: 09/10/2025 (Ara Karar Tarihi) DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 11/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2189 Esas KARAR NO : 2025/2116 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2025/965 Esas (Derdest Dava Dosyası) TARİHİ: 09/10/2025 (Ara Karar Tarihi) DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 11/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan şirket tarafından alacağının tahsili amacı ile davalı borçlu aleyhine İstanbul Anadolu 17. İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası ile İlamsız İcra takibi ikame edildiğini, işbu takipte gönderilmiş olan ödeme emrine borçlu tarafından yasal süreler içerisinde haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilmiş olup iş bu itirazın iptali için huzurdaki davayı ikame etme zarureti hasıl olduğunu, davacı şirketin konteyner nakliyesi işi ile iştigal etmekte olup, 2020 yılından takip tarihine kadar davalı şirkete nakliye hizmeti verdiğini,bu nakliye hizmeti sonucu davacının davalı şirketten 5.156.249,09 TL bakiye cari alacağı kaldığını, Söz konusu alacak müteaddit defalar istenmesine karşın, davalı şirket bu borcunu ödemekten sürekli olarak imtina ettiğini , davalı şirket aleyhine İstanbul Anadolu 17. İcra Dairesinin ... E. sayılı takip dosyası ile icra takibi yapılmış ise de, davalı şirket haksız ve yersiz olarak iş bu icra takibine itirazda bulunduğunu, öncelikle davalı borçlunun mal kaçırma ihtimali göz önünde bulundurularak davalının adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, İstanbul Anadolu 17. İcra Dairesi ... Esas sayılı icra takibine yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına, İtiraz alacağı geciktirmek amacıyla haksız ve kötü niyetle yapılmış olduğundan davalı borçlu aleyhine asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine,fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla alacaklarının takip tarihinden itibaren işleyecek (sonradan lehimize değişen ve artan oranlarda) ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 09/10/2025 tarih ve 2025/965 Esas sayılı ara kararında;".......Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından her ne kadar ihtiyati haciz kararı verilmesi talebinde bulunulmuş ise de; Davacı tarafından davalıya nakliye hizmeti verildiği ve davalı şirketten bakiye cari alacağı iddiası ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemiyle huzurdaki davanın açıldığı, davacı tarafça ileri sürülen iddiaların yargılamayı gerektirdiği bu aşamada alacağın varlığı, miktarı ve muacceliyeti hususlarında Mahkememiz nezdinde HMK 389 vd ile İİK 258.madde kapsamında dosyada yaklaşık ispat koşullarını sağlamaya yeterli delil bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmakla aşama itibariyle davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesi ile, ''1-)Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacağın yargılamayı gerektirmesinin ihtiyati haciz için koşul olmadığını, bu doğrultuda ihtiyati haciz taleplerinin reddedilmesinin haksız ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yaklaşık ispat koşulunun dosya kapsamıyla fazlasıyla sağlandığını, İİK m. 258 uyarınca alacaklının alacağını “yaklaşık ispat” ölçüsünde ortaya koymakla yükümlü olduğunu, müvekkil şirketin davalıya uzun yıllar boyunca konteyner nakliye hizmeti vermiş olduğunu, bu hizmetlere ilişkin cari hesap kayıtları ve icra takibi dosyasının delil olarak dosyaya sunulduğunu, ayrıca ekte sunulu olan taraflar arasındaki mail yazışmaları incelendiğinde de; "borçlu tarafından yüzlerce taşıma talimatı verdiği, borçlunun bu talimatları üzerine, ilgili taşımaların müvekkil şirketçe taşındığı, taşıma karşılığı olan bedellere ilişkin faturaların düzenlenerek davalı/borçluya iletildiği"nin açıkça görüleceğini, sadece bu mail yazışmalarının dahi dava konusu alacağın kaynağı olan taşımaların, borçlunun talimatı üzerine müvekkil şirket tarafından yapılmış olduğuna kuşku bırakmayacak kadar net ve açık olduğunu, bu doğrultuda gerek dosyada mübrez icra dosyasında bulunan cari kayıtlar, gerekse işbu dilekçe ile sunmakta oldukları taraflar arasındaki mail içeriklerinin yaklaşık ispat koşulunu fazlası ile sağladığını, Alacağın muaccel olduğunu ve icra takibine konu edildiğini, taraflarınca İstanbul Anadolu 17. İcra Dairesi ... E. dosyasıyla muaccel hale gelmiş bir alacak için ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlunun ise haksız bir itirazla takibi durdurduğunu, bu durumda alacağın varlığı ve muacceliyetinin en azından “yaklaşık ispat” düzeyinde kabul edilmesi gerektiğini, mahkemece “alacağın yargılama gerektirdiği” gerekçesiyle talebin reddinin yaklaşık ispat kurumunun yanlış yorumlanması anlamına geldiğini, Borçlunun mal kaçırma ihtimalinin ciddi ve somut olduğunu, davalı şirketin uzun süredir borçlarını ödememekte olduğunu, müvekkilin defalarca ödeme taleplerine rağmen herhangi bir ödeme yapmadığını, kötü niyetli itirazla takibi durduran borçlunun, ticari faaliyetine rağmen alacaklının zararına sonuç doğuracak işlemler yapma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğunu, borçlunun ödeme güçlüğü ve borcunu ödemekten kaçınmasının mal kaçırma olasılığı için yeterli olduğunu, İhtiyati haciz kararları takdiri nitelikte olmakla birlikte somut olayda ret kararının hakkaniyete ve ticari hayatın gereklerine aykırı olduğunu, itirazın iptali davası devam ettiği sürece alacaklının alacağının tahsil edilemeyecek duruma gelebileceğini, bu nedenle mahkemece teminat karşılığı ihtiyati hacze karar verilmesi gerekirken bu imkânı hiç değerlendirmeksizin doğrudan ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, taraflar arasındaki taşımasözleşmesinden kaynaklı cari hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında ihtiyati haciz istemine ilişkindir.Mahkemece, İhtiyati haciz talebinin reddine, karar verilmiş ve ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına geçici olarak el konulmasıdır. İİK'nun 257/1.maddesinde "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmü, İİK'nın 258/1.maddesinde ise; "Alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." hükmü yer almaktadır.Somut olayda, davacı tarafın davalıdan alacaklı olup olmadığı ve miktarı açılan davada iddia ve savunma doğrultusunda yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında ortaya çıkacağından talep eden davacı tarafından dosyaya ibraz edilen belgeler HMK'nın 390/3 maddesine göre yaklaşık olarak ispata yeterli değildir. Karşı tarafın, mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kendilerinin kaçmaya çalıştığını gösterir delil de sunulmamıştır. Bu hali ile, ara karar tarihi itibariyle İİK 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği, değişen durum ve şartlara göre de her zaman yeniden talepte bulunulabilecek olup buna göre, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin verilen karar, usul ve yasaya uygun olduğundan talep eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 11/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.