Başvuru, Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK) tarafından gerçekleştirilen Hanehalkı Bütçe Anketi ne geçerli bir mazeret olmaksızın ankete katılmadığı gerekçesiyle hakkında idari para cezası uygulanması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından gerçekleştirilen Hanehalkı Bütçe Anketi'ne geçerli bir mazeret olmaksızın ankete katılmadığı gerekçesiyle hakkında idari para cezası uygulanması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 21/3/2014 tarihinde İstanbul Sulh Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 27/2/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm tarafından 14/05/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 14/7/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 17/8/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını süresi içinde ibraz etmemiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: TÜİK tarafından Türkiye'deki hanelerin harcamalarının nasıl şekillendiğini tespit etmek amacıyla gerçekleştirilen "2013 yılı Hanehalkı Bütçe Anketi" kapsamında başvurucunun adresi örnek hane olarak seçilmiş; araştırmanın uygulanma aralığı 1/10/2013 ve 31/10/2013 tarihleri olarak belirlenmiş ve TÜİK İstanbul Bölge Müdürlüğünce, yapılacak çalışma hakkında bilgi içeren 6/9/2013 tarihli yazı başvurucunun adresine gönderilmiştir. Bireysel başvuru dosyasına sunulan Hanehalkı Bütçe Anketi'nde, ailedeki ayni gelir elde eden kişilerin ad ve soyadları, edinilen ayni gelirin kaynağı, ayni gelirin elde ediliş sıklığının, haneye gelen hediye ve yardımlar ile haneden başka hanelere yapılan yardımlar ve verilen hediyelerin belirtilmesi, anket ayı boyunca yapılan tüm harcamaların marka, ölçü, miktar, alışverişin yapıldığı yer gibi detaylarının bir ay süreyle günlük harcama kayıt defterine kaydedilerek listelenmesinin istendiği anlaşılmıştır. Ayrıca söz konusu bir aylık sürede ortalama sekiz defa anket yapılan kişinin evinin anketörler tarafından ziyaret edilerek harcama kayıt defterinin kontrol edileceği belirtilmektedir. 27/9/2013 ile 8/10/2013 tarihleri arasında TÜİK anketörleri başvurucuyla telefonda iletişime geçmişler, ayrıca üç kez evini ziyaret etmişlerdir. Başvurucunun ankete katılmak istemediğini belirtmesi üzerine İstanbul Bölge Müdürlüğü tarafından 8/10/2013 tarihli cevapsızlık tutanağı düzenlenmiştir. Başvurucuya 21/10/2013 tarihinde tebliğ edilen söz konusu tutanakta, yazının tebliğinden itibaren yedi gün içinde ankete cevap verilmemesi durumunda 10/11/2005 tarihli ve 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu'nun maddesi uyarınca 923 TL idari para cezası uygulanacağı ihtarına yer verilmiştir. Başvurucu, İstanbul Bölge Müdürlüğüne verdiği 24/10/2013 tarihli dilekçesinde işi nedeniyle sürekli medyada yer alan bir sanatçı olarak yoğun iş temposuna sahip olduğu ve sürekli televizyon çekimleri ve iki çocuğunun bakımı ile uğraştığından bahisle ankete katılmasının mümkün olmadığını belirterek mazeretinin dikkate alınmasını ve anketin cevaplandırılmasından muaf tutulmasını talep etmiştir. Bu dilekçe üzerine İstanbul Bölge Müdürlüğünün 25/10/2013 tarihli yazısıyla başvurucuya 5429 sayılı Kanun uyarınca vereceği bilgilerin gizliliğinin ve güvenliğinin yasal güvenceye kavuşturulduğu, söz konusu anketi 31/10/2013 tarihine kadar cevaplamadığı takdirde hakkında idari para cezası uygulanacağı bildirilmiştir. Başvurucuya Hanehalkı Bütçe Anketi çalışmalarına katılmaması nedeniyle 7/11/2013 tarihli işlemle 5429 sayılı Kanun'un maddesi gereğince 923 TL idari para cezası verilmiştir. Başvurucu, bu cezayı 21/11/2013 tarihinde ödemiştir. Başvurucu 26/11/2013 tarihinde söz konusu anket çalışmasında, ekonomik durumu hakkında bir ay süreyle ayrıntılı bilgi vermesinin istenmesi ve anketörlerin ev ziyaretleri nedenleriyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğini belirterek anılan idari para cezasının iptali için İstanbul Sulh Ceza Mahkemesine başvurmuştur. İstanbul Sulh Ceza Mahkemesi 5/2/2014 tarihli ve 2013/602 Değişik İş sayılı ilamında "...itirazcıya hane halkı bütçe anketi yapılacağı hususunda ihtarat yapılmasına rağmen uyarıya aykırı hareket ettiği, bu haliyle eyleminin 5429 sayılı Kanun'un Maddesinin ikinci fıkrasına aykırılık teşkil ettiği, idari para cezasına yönelik itiraz sebeplerinin yerinde olmadığı..." gerekçesiyle itirazın reddine kesin olarak karar vermiştir. Anılan karar başvurucu vekiline 20/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiş olup başvurucu 21/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. B.TÜİK Anketi Hakkında Açıklamalar TÜİK'in İnternet sitesinde yayımlanmış olan 2013 yılı Hanehalkı Bütçe Anketi Mikro Veri Seti'nde (Bu belge hakkında detaylı bilgi "İlgili Hukuk" kısmında yer almaktadır.) anketin 1 Ocak 2013–31 Aralık 2013 tarihleri arasında bir yıl süre ile kentsel ve kırsal kesimden (Kentsel yerler, nüfusu 001 ve daha fazla olan yerleşim yerleri; kırsal yerler, nüfusu 000 ve daha az olan yerleşim yerleridir.) her ay değişen aylık toplam 104 örnek hane halkına uygulandığı, hane halkı gelirlerine ve tüketim harcamalarına ilişkin bilgilerin hane halkı fertleriyle yapılan birebir görüşmeler ve hane halkının bir ay boyunca yaptığı günlük harcamaları tuttuğu kayıt defterleri yoluyla derlendiği, her anketörün her ay ortalama altı örnek hane halkını anket ayı öncesi bir kez, ve haftalarda ikişer kez, ve haftalarda bir kez ve anket ayı bitiminde de bir kez olmak üzere her bir hane halkını ayda ortalama sekiz defa ziyaret ederek tüketim harcamaları ve son ziyarette gelir bilgilerini kayıt ettiği belirtilmiştir. Bunun yanı sıra anket ayı öncesinde örnek hane halkına yapılan ilk ziyarette, hane halkı ile tanışma sağlandıktan sonra hane halkının sosyoekonomik durumuna ait bilgilerin alındığı, harcama kayıt defterinin nasıl doldurulacağının açıklandığı, anket ayı içinde yapılan ziyaretler sırasında örnek hanenin anket ayında yaptığı gıda, giyim, sağlık, ulaştırma, haberleşme, eğitim, kültür, eğlence, konut, ev eşyası vb. gibi tüketim harcamalarının hane halkına bırakılan kayıt defterinden kayıtlama ve görüşme yöntemleri ile toplandığı, anket ayı bitiminde yapılan son görüşmede ise hane halkı fertlerinin anket ayı içindeki istihdam durumu, iktisadi faaliyeti, mesleği, işteki durumu, son bir yıl içinde elde ettiği gelir bilgilerinin derlendiği bildirilmiştir. Ankette kullanılan soru kâğıdında on iki harcama grubunda (gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içecekler, sigara ve tütün, giyim ve ayakkabı, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar , mobilya, ev aletleri ve ev bakım hizmetleri, sağlık, ulaştırma, haberleşme, eğlence ve kültür, eğitim hizmetleri, lokanta, yemek hizmetleri ve oteller, çeşitli mal ve hizmetler) yapılan harcamaların "mal ve hizmetin adı, tanımı, ölçü birimi, miktarı, toplam değer, alışverişin yapıldığı yer" belirtilmek üzere kaydedilmesinin istendiği ifade edilmiştir. Anılan veri setinde, örnek hane halkının belirlenmesinde Ulusal Adres Veri Tabanı'nın (UAVT) kullanıldığı,bu veri tabanında kentsel yerlerden ve belediye teşkilatı olan kırsal yerlerden ve köylerden yerleşim yerinin büyüklüğüne orantılı olasılıkla bloklar belirlendiği ve her bloktan hane halklarının örnekleme yoluyla seçildiği belirtilmiştir. Buna göre hane halkı bütçe anketinin örneklem birimi hane halkıdır. Örnek haneler, tabakalı iki aşamalı küme örneklemesi yöntemi kullanılarak seçilmektedir. İlk aşama örnekleme birimi olan blokların seçiminde kullanılan örnekleme çerçevesi, UAVT'dir. UAVT kullanılarak öncelikle Türkiye genelinde her biri 100 hane içeren bloklar oluşturulmaktadır. Oluşturulan bu bloklardan araştırma tasarımına ve ölçülmek istenen değişkene bağlı olarak hesaplanan örnek blok sayısı kadar blok tesadüfi olarak seçilmektedir. İkinci aşamada ise her bloktan örnek hane halkları sistematik olarak seçilmektedir. Anketten aşağıda gösterilen temel olarak üç ana grup değişken elde edildiği belirtilmiştir. a) Hane Halkı Sosyoekonomik Durum Değişkenleri: Oturulan konutun tipi, mülkiyet durumu, ısıtma sistemi, konut kolaylıkları, sahip olunan eşyalar ve ulaştırma araçları vb. b) Tüketim Harcaması Değişkenleri: Alt harcama grubu ve yapılan tüketim harcaması değeri. c) Fertlere İlişkin Değişkenler: Yaş grubu, cinsiyet, öğrenim durumu, medeni durum, istihdam durumu (meslek, iktisadi faaliyet, işteki durum) değişkenleri, son on iki ay faaliyet ve faaliyet dışı kullanılabilir gelirler. Söz konusu belgede "Amaç" başlığı altında, Hanehalkı Bütçe Anketi'nden elde edilen verilerin; tüketici fiyat endekslerinde (TÜFE) kullanılacak maddelerin seçimi ve temel yıl ağırlıklarınınelde edilmesi, hanelerin tüketim kalıplarında zaman içinde meydana gelen değişikliklerin izlenmesi, millî gelir hesaplamalarında özel nihai tüketim harcamaları tahminlerine yardımcı olacak verilerinderlenmesi, yoksulluk sınırının belirlenmesi, asgari ücret tespit çalışmaları vb. diğer sosyoekonomik analizler için kullanılacağı ifade edilmiştir. İlgili Hukuk TÜİK'in İnternet sitesinde yayımlanmış olan 2013 yılı Hanehalkı Bütçe Anketi Mikro Veri Seti'nde yer alan tanım ve kavramlar şöyledir: “Hanehalkı: Aralarında akrabalık bağı bulunsun veya bulunmasın aynı konutta veya aynı konutun bir bölümünde yaşayan, temel ihtiyaçlarını birlikte karşılayan, hanehalkı hizmet ve yönetimine iştirak eden bir veya birden fazla kişiden oluşan topluluktur.Hanehalkı ferdi: hanehalkını meydana getiren topluluğun her bir üyesidir. Bununla birlikte askerde, hapiste olanlar ve huzurevlerinde kalan yaşlılar ve üniversite yurdunda kalan öğrenciler, hanede kalış süresi ne olursa olsun misafirler ve hane halkından evlenme, askere gitme, çalışmaya gitme gibi sebeplerle kesin olarak ayrılanlar hane halkı ferdi olarak kapsanmamaktadır. Hanehalkı sorumlusu: Hanehalkının kazanç ve masraflarından sorumlu olan, kısaca hanehalkını bilfiil yöneten kişidir. Burada ölçü yalnız gelir getirmek değil, hanehalkı adına hukuki, sosyal ve iktisadi tasarrufta bulunabilmektir. Hanede hiç değilse bir noktada diğer fertlerden daha üstün ve aktif bir rol oynayan fert, hanehalkı sorumlusu olarak tanımlanmıştır.Referans fert: Hanede en yüksek gelir elde eden fert, referans fert olarak tanımlanmıştır. Hanehalkı Günlük Harcama Kayıt Defteri: Hanehalkının anket ayı süresince yapacağı tüm harcamaların, hane tarafından unutulmadan kaydedilmesini sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.Günlükler, anket ayı öncesinde hanehalkına yapılan ziyerette haneye tanıtılmakta, nasıl doldurulacağı anketör tarafından anlatılarak hanede bırakılmaktadır. Hanehalkının gerek satın alarak yaptığı harcamalar, gerekse kendi üretimlerinden tükettiği maddeler, çalışan hanehalkı fertlerinin işyerinde üretilen ya da satılan mal ya da hizmetlerden haneye getirdikleri ile haneye başka hane ya da kuruluşlardan verilen hediye ve yardımlar; hanehalkı sorumlusu veya hanehalkında yaşayan yetişkin bir fert tarafından bir ay boyunca günlüklere kaydedilmektedir. ” 2013 yılı Hanehalkı Bütçe Anketi'nin amacı şöyle ifade edilmiştir:“Amaç: Gelişen ve sürekli değişen bir sosyo-ekonomik yapı içinde bulunan ülkemizde, bireylerin ve bunların oluşturduğu hanehalkının tüketim harcamalarını, gelir düzeylerini, sosyo-ekonomik kesimler ve bölgelere göre ortaya çıkaran çalışmalar “Hanehalkı Bütçe Anketleri”dir.Hanehalkı bütçe anketinden elde edilen tüketim harcamaları bilgileri ile; tüketici fiyat endekslerinde kullanılacak maddelerin seçimi ve temel yıl ağırlıklarınınelde edilmesi, hanelerin tüketim kalıplarında zaman içinde meydana gelen değişikliklerin izlenmesi, milli gelir hesaplamalarında özel nihai tüketim harcamaları tahminlerine yardımcı olacak verilerinderlenmesi, yoksulluk sınırının belirlenmesi, asgari ücret tespit çalışmaları vb. diğer sosyo-ekonomik analizler için gerekli verilerin elde edilmesi amaçlanmaktadır.” 5429 sayılı Kanun’un "Amaç" kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Bu Kanunun amacı; resmî istatistiklerin üretimine ve organizasyonuna ilişkin temel ilkeleri ve standartları belirlemek; ülkenin ihtiyaç duyduğu alanlarda veri ve bilgilerin derlenmesini, değerlendirilmesini, gerekli istatistiklerin üretilmesini, yayımlanmasını, dağıtımını ve Resmî İstatistik Programında istatistik sürecine dâhil kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak üzere, Türkiye İstatistik Kurumunun kuruluş, görev ve yetkilerine ilişkin esasları düzenlemektir.” 5429 sayılı Kanun’un "Tanımlar" kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Bu Kanunun uygulanmasında;...e) Kurum ve kuruluşlar: Başbakanlık ve bakanlıklar ile bunların bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşlarını, mahallî idareler ve bunların bağlı ve ilgili kuruluşları ile birlik ve şirketlerini, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası ve üniversiteler de dâhil olmak üzere, tüzel kişiliği haiz enstitü, teşebbüs, teşekkül, birlik, döner sermaye, fon ve sair adlarla kurulmuş olan diğer kurum ve kuruluşlar ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını,f) Program: Resmî İstatistik Programını,g) Resmî istatistik: Türkiye İstatistik Kurumu veya Programda yer alan konularda istatistik üretecek kurum ve kuruluşlar tarafından derlenen verilerin, kitle özelliklerini ortaya koymak amacıyla işlenmesi ile elde edilen bilgiyi,h) İstatistikî birim: Yapılan sayım veya örnekleme çalışmalarına konu olan, hakkında veri toplanacak gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşları,i) Kitle: Sayım veya örneklemeye konu olan istatistikî birim veya alt birimlerin tamamını,j) Sayım: Kitle özelliklerini ortaya koymak üzere ilgili tüm istatistikî birimlerden veri derlenmesini,k) Örnekleme: Kitleyi oluşturan istatistikî birimler arasından kitleyi temsil etmek üzere belli sayıda birimin seçilmesi işlemini,l) Ulusal kayıt sistemi: Kurum ve kuruluşların idarî işlemlerini yürütmek amacıyla kayıt altına aldıkları bilgilerin standartlaştırılarak tanımlanmış tek bir numara vasıtasıyla ulusal düzeyde ilgili diğer kurum ve kuruluşların kayıtları ile konuşabilirliğinin sağlandığı veri tabanı sistemini,m) Alan çalışması: İstatistik çalışmalarıyla ilgili her türlü veriyi derlemek üzere istatistikî birim ile görüşülmesi, bilgilerin anket formuna aktarılması ve bu formların Başkanlığa teslimine kadar geçen sürede yapılan çalışmaları,n) Veri: Anket veya idarî kayıtlar yoluyla elde edilen nicel ve/veya nitel istatistikî bilgileri,o) Bireysel veri: Hakkında bilgi toplanan istatistikî birimlerin, özellikleri ile birlikte tanımlandığı veriyi,p) Doğrudan tanınma: Bir istatistikî birimin kimliğinin adı, adresi veya resmen verilmiş ve genel olarak bilinen bir kimlik numarası ile ortaya çıkarılmasını,r) Dolaylı tanınma: Bir istatistikî birimin kimliğinin, doğrudan tanımlamada yer almayan diğer özelliklerinden faydalanılarak ortaya çıkarılmasını,s) Gizli veri: İstatistik birimin doğrudan veya dolaylı bir şekilde özellikleri ile birlikte tanınabilmesine ve bu şekilde bireysel bilgilerin açığa çıkarılmasına imkân sağlayan bireysel veya tablo hâlinde saklı tutulan veriyi,t) İstatistik amaçlı kullanım: İstatistik birimlerden toplanan verilerin sadece istatistikî tabloların oluşturulması ve istatistikî analizlerin yapılması için kullanımını,u) Dağıtım: Kullanılan şekil ve araçlara bakılmaksızın, istatistikî bilgilerin kullanıcılara sunulmasını,İfade eder.” 5429 sayılı Kanun’un "İlkeler" kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Resmî istatistiklerin kalitesinin geliştirilmesi için Program kapsamında üretilen istatistikler, güvenilirlik, tutarlılık, tarafsızlık, istatistikî gizlilik, güncellik ve şeffaflık ilkelerine göre hazırlanır ve uygulanır.Resmî istatistiklerin gerçekleri yansıtmasının sağlanması, tüm kullanıcılara tarafsız ve eş zamanlı olarak sunulması, gizlilik ilkesine riayet edilmesi, kamuoyunun bilgi edinme hakkının gözetilmesi temel esaslardır.Resmî istatistiklerin kalitesinin ve ilkelere uygunluğunun değerlendirilebilmesi için gerekli tüm bilgiler ve resmî istatistik üretiminde kullanılan yöntemler kamuoyuna açıklanır.…” 5429 sayılı Kanun’un "Cevap verme yükümlülüğü ve sınırları" kenar başlıklı maddesi şöyledir: “(İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 20/3/2008 tarihli ve E: 2006/167, K: 2008/86 sayılı Kararı ile; Yeniden Düzenleme: 25/11/2008-5813/1 md.) İstatistikî birimler, ülkenin ekonomi, sosyal, demografi, kültür, çevre, bilim, teknoloji ve ihtiyaç duyulan diğer alanlardaki resmi istatistikleri üretmek üzere, Anayasa’da belirlenen temel haklar ve ödevler çerçevesinde, kendilerinden istenen veri veya bilgileri, Başkanlığın belirleyeceği şekil, süre ve standartlarda eksiksiz ve doğru olarak ücretsiz vermekle yükümlüdür.…” 5429 sayılı Kanun’un "Gizli veriler" kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Gizli verilere yalnızca resmî istatistik üretiminde görev alanlar, görevlerini yerine getirebilmek için ihtiyaç duydukları ölçüde erişebilirler.Bireysel verinin toplulaştırılması ile oluşturulan veri tablosunun herhangi bir hücresindeki istatistikî birim sayısının üçten az olması veya birim sayısı üç ve daha fazla olduğu hâlde bir veya iki istatistikî birimin hakim durumda olması hâlinde ilgili hücredeki veri gizli kabul edilir.Resmî istatistiklerin üretilmesi için toplanan, işlenen ve saklanan verilerden gizli olanları, idarî, adlî ve askerî hiçbir organ, makam, merci veya kişiye verilemez, istatistik amacı dışında kullanılamaz ve ispat aracı olamaz. Bu bilgileri derleyen ve değerlendiren memurlar ve diğer görevliler de bu yasağa uymak zorundadır. Bu yükümlülük, görevlilerin görevlerinden ayrılmalarından sonra da devam eder.Resmî istatistik üreten kurum ve kuruluşların yetkilileri tarafından, gizli verilerin hukuka aykırı erişimine, açıklanmasına veya kullanımına karşı her türlü önlem alınır.Herkese açık kaynaklardan elde edilen veri veya bilgiler gizli kabul edilmez.İstatistikî birimin, kendisine ait gizli verilerin açıklanmasına yazılı onay vermesi hâlinde, veri gizliliği ortadan kalkar.Gizli veriler, ancak doğrudan veya dolaylı tanımlamaya yol açmayacak şekilde diğer bilgilerle birleştirilerek yayımlanabilir.(Ek fıkra: 25/11/2008-5813/2 md.) Dış ticaret istatistiklerinde dolaylı tanınma ile gizlilik kapsamına giren veriler için bu gizlilik hükümleri, istatistikî birimin kendisine ait verinin gizlenmesini talep eden yazılı başvurusu halinde uygulanır.Veri gizliliği ve güvenliğine ilişkin usûl ve esaslar, ulusal ve uluslararası ilkeler doğrultusunda, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” 5429 sayılı Kanun’un "Bireysel verilerin kullanımı" kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Bireysel veriler, istatistikî birimlerin doğrudan veya dolaylı olarak tanınmasına yol açacak bölümleri gizlendikten sonra, münferit birimlere atıfta bulunmayan bilimsel amaçlı araştırmalarda kullanılması kaydı ve Başkanlığın yazılı izniyle verilebilir. Bireysel verileri kullanma hakkı elde edenler, bu verileri üçüncü şahıslara veremezler.” 5429 sayılı Kanun’un "İstatistikî birimlerin hakları" kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Resmî istatistiklerin üretimi için veri veya bilgi talep edilen istatistikî birimler, sayımın veya araştırmanın amacı, kapsamı, istatistikî verinin gizliliğinin sağlanması için alınan önlemler ve hakları ile ilgili konularda 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde, bilgi edinme, kendilerine ait gizli verinin izinsiz açıklanması durumunda da maddi ve manevi her türlü zararının tazmin edilmesini isteme hakkına sahiptir.Kendilerine ait gizli verilerin açıklanması nedeniyle açılan davalarda Başkanlık veya diğer kurum ve kuruluşlar aleyhine tazminata hükmedilmesi durumunda, bu hususta kusuru olan memur ve diğer görevlilere genel hükümlere göre rücu edilir.” 5429 sayılı Kanun’un "Yöneticilerin sorumlulukları" kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Başkanlığın her kademedeki yöneticileri, görevlerini mevzuata, stratejik plân ve programlara, performans ölçütlerine ve hizmet kalite standartlarına uygun olarak yürütmekten üst kademelere karşı sorumludur.” 5429 sayılı Kanun’un "Uluslararası işbirliği" kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Başkanlık, istatistikî bilgilerin en gelişmiş yöntemlerle elde edilmesi, veri ve yayın değişimi, eğitim, ortak proje geliştirme ve uygulama konularında diğer ülkelerin benzer kuruluşları, uluslararası ve uluslarüstü kuruluşların ilgili birimleri ile genel hükümler çerçevesinde ilişkiler kurabilir ve işbirliği yapabilir.” 5429 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“Bu Kanunun 13 üncü maddesinde yazılı yasaklara aykırı hareket eden kamu görevlileri, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 258 inci maddesine göre cezalandırılır.Bu Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve 14 üncü maddesinde belirtilen yükümlülüklere uymayan gerçek kişilerle özel hukuk tüzel kişilerinin organ ve temsilcilerine adlî para cezası verilir.” 5429 sayılı Kanun’un maddesinin ikinci fıkrası şöyledir: “Başkanlık veya kurum ve kuruluşlar tarafından Program kapsamında istenen bilgileri, geçerli bir mazereti olmaksızın belirlenen şekil ve sürede vermeyen veya eksik veya hatalı verenler, bir kereye mahsus olmak üzere uyarılarak yedi gün içerisinde bilgileri vermeleri veya eksik ve hataları gidermeleri istenir. Bu uyarıya rağmen, bilgileri hiç vermeyen veya talep edildiği hâlde eksikleri gidermeyen ve hataları düzeltmeyen gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerinin organ ve temsilcileri hakkında, fiilin;a) Hanehalkı veya bireylerle yapılan araştırmalarda işlenmesi durumunda beşyüz Yeni Türk Lirası,…İdarî para cezası uygulanır.” 20/6/2006 tarihli ve 26204 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Resmî İstatistiklerde Veri Gizliliği ve Gizli Veri Güvenliğine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in (Yönetmelik) “Amaç” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Bu Yönetmeliğin amacı, resmî istatistiklerde veri gizliliğine ve gizli verinin güvenliğinin sağlanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.” Anılan Yönetmelik'in “Tanımlar” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “1) Bu Yönetmelikte geçen;a) Başkanlık: Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığını, b) Bireysel Veri: Hakkında bilgi toplanan istatistikî birimlerin özellikleri ile birlikte tanımlandığı veriyi,c) Doğrudan Tanınma: Bir istatistikî birimin kimliğinin; adı, adresi veya resmen verilmiş ve genel olarak bilinen bir kimlik numarası ile ortaya çıkarılmasını,ç) Dolaylı Tanınma: Bir istatistikî birimin kimliğinin, doğrudan tanımlamada yer almayan diğer özelliklerinden faydalanılarak ortaya çıkarılmasını,d) Gizli Veri: İstatistikî birimin doğrudan veya dolaylı bir şekilde sahip olduğu özellikleri ile birlikte tanınabilmesine ve bu şekilde bireysel bilgilerin açığa çıkarılmasına imkân sağlayan bireysel veya tablo hâlinde saklı tutulan veriyi,e) İstatistik Amaçlı Kullanım: İstatistikî birimlerden toplanan verilerin sadece istatistikî tabloların oluşturulması ve istatistikî analizlerin yapılması için kullanımını,f) İstatistikî Birim: Yapılan sayım veya örnekleme çalışmalarına konu olan, hakkında veri toplanacak gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşları,g) (Değişik:RG-27/10/2010-27742) İş Kayıtları Sistemi: Gayrisafi yurtiçi hasılaya katkısı bulunan, ülke sınırları içerisinde tüm ekonomik faaliyetleri gösteren ve idarî kayıtlarda yer alan tüm işletmeleri ve onlara ilişkin kimlik, tabakalama ve demografik ilişki gibi değişkenleri içeren sistemi, ğ) Kanun: 10/11/2005 tarihli ve 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanununu,h) Kurum/Kuruluş: Program kapsamında istatistik üreten kurumları/kuruluşları,ı) Program: Resmî İstatistik Programını,i) Resmî İstatistik: Kurumda veya Programda yer alan konularda istatistik üretecek kurum ve kuruluşlar tarafından derlenen verilerin, kitle özelliklerini ortaya koymak amacıyla işlenmesi ile elde edilen bilgiyi,j) Veri: Anket veya idarî kayıtlar yoluyla elde edilen nicel ve/veya nitel istatistikî bilgileri,ifade eder.” Söz konusu Yönetmelik'in “Gizli verinin istisnaları” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “ (1) Resmî istatistik çalışmaları kapsamında kullanılan;a) Herkese açık kaynaklardan elde edilen veriler ile iş kayıtları sistemi kapsamında bulunan istatistikî birimlerin bu nitelikteki unvan, faaliyet ve adres bilgileri,b) İstatistikî birimin, bizzat kendisi veya açıkça yetkili kıldığı vekili ya da yetkili kanuni temsilcisinin yazılı onayı ile açıklanmasına izin verdiği sadece kendisine ait bireysel veriler,gizli veri niteliğinde değerlendirilmez.(2) (Değişik:RG-27/10/2010-27742) İdarî kayıtların resmî istatistik üretim sürecine dâhil olması hâlinde, bu Yönetmelikte belirtilen gizlilik hükümleri, sadece bu kayıtları tutan kurum ve kuruluşlardan yalnızca istatistik üretmek amacıyla idarî kayıtları alarak kullanan kurum/kuruluşlar için uygulanır. İdarî kayıtların paylaşımında ise bu kayıtları tutan kurum/kuruluşlar kendi mevzuatındaki hükümlere tâbidir. (3) (Ek:RG-27/10/2010-27742) Dış ticaret istatistiklerinde dolaylı tanınma ile gizlilik kapsamına giren veriler için gizlilik hükümleri, istatistikî birimin kendisine ait verinin gizlenmesini talep eden yazılı başvurusu halinde uygulanır. ” Yönetmelik'in “Tablolaştırılmış veride gizlilik” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“(1) Bireysel veriler, çeşitli özelliklerine göre gruplandırılmaları yoluyla tablolaştırılarak kullanıma açılabilir. (2) Bireysel verilerin toplulaştırılması ile oluşturulan tablonun herhangi bir hücresindeki bilginin ait olduğu;a) İstatistikî birim sayısının üçten az olması,b) İstatistikî birim sayısı üç ve daha fazla olduğu hâlde herhangi bir birime ait bilginin o hücredeki toplam bilginin yüzde sekseninden, iki birime ait bilginin o hücredeki toplam bilginin yüzde doksanından fazlasını oluşturması, durumunda ilgili hücredeki veri gizli kabul edilir. (3) Gizli verilerin bulunduğu hücre, ancak gizli veriler ortaya çıkmayacak şekilde başka hücre veya hücrelerle birleştirildikten sonra açıklanabilir.” Yönetmelik'in “Gizli verinin korunması” kenar başlıklı maddesi şöyledir:… şöyledir: “Kurumların/kuruluşların yetkilileri, Programda belirtilen resmî istatistik çalışmalarının, gizli verilerin açıklanmasına imkân vermeyecek şekilde yürütülmesini sağlar, bu verilerin istatistikî amaç dışında kullanılmaması için her türlü önlemi alır ve istatistik üretiminin her aşamasındaki gizli verinin bulunduğu ortama yetkisiz kimselerin fiziksel veya elektronik yollarla erişiminin engellenmesi için gerek duyulan güvenlik sistemlerini belirler ve kullanır.” Yönetmelik'in “Görevlilerin tespiti” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “(1) Gizli verilere yalnızca resmî istatistik üretiminde görev alanlar, görevlerini yerine getirebilmek için ihtiyaç duydukları ölçüde erişebilir. (2) Kurumlar/kuruluşlar, sorumlulukları altındaki veri derleme, işleme ve saklama çalışmalarını kimlerin yürüteceğini belirleyerek bu görevlilerin hangi ayrıntıdaki veriye ulaşabileceklerini, hangi tarihlerde yetkili olduklarını açık olarak tanımlar ve istatistik üretim sürecinin her aşamasındaki görev değişikliklerinin düzenli olarak kaydını tutar.” Yönetmelik'in “Gizli/bireysel verinin paylaşım sınırı” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “(1) Resmî istatistiklerin üretilmesi için veri toplayan ve işleyen görevliler ile toplanan veriden üretilen istatistikleri saklamakla görevli personel, gizli/bireysel veri ile gizli/bireysel veriye ulaşılmasını sağlayacak toplulaştırılmış veriyi istatistik üretim sürecinde görevlendirilenler dışında hiçbir organ, makam, merci veya kişiye veremezler. (2) Resmî istatistik üretim ve dağıtım sürecindeki görevlilerin bu yükümlülüğü, görevlerinden ayrılmalarından sonra da devam eder.(3) Gizli veriler idarî, adlî ve askerî hiçbir organ, makam, merci veya kişiye verilemez, istatistik amacı dışında kullanılamaz ve ispat aracı olamaz. ” Yönetmelik'in “Bireysel verinin bilimsel amaçlı kullandırılması” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “(1) Başkanlık tarafından derlenen ve saklanan bireysel veriler, verinin niteliğine göre, ancak istatistikî birimlerin doğrudan tanınmasına yol açacak bölümleri gizlendikten sonra, veri güvenliğine ilişkin önlemlerin alındığı çalışma ortamında veya doğrudan ve/veya dolaylı tanınmasına yol açacak bölümleri gizlendikten sonra elektronik ortamda, münferit birimlere atıfta bulunmayan bilimsel amaçlı araştırmalarda kullanılması kaydı ve Başkanlığın yazılı izni ile araştırmacıların kullanımına açılabilir. Kullanıcıların çalışma ortamında yaptıkları analizlerin sonuçları, istatistikî birimin dolaylı olarak tanınmasına yol açacak bölümleri gizlendikten sonra verilir.(2) Birden fazla kurum/kuruluş tarafından ortaklaşa gerçekleştirilen çalışmalarda taraflar arasında imzalanan protokolde aksi belirtilmediği sürece, derlenen bireysel verilerin birinci fıkrada belirtilen esaslara uygun olarak kullanımı ve dağıtımı Başkanlık tarafından gerçekleştirilir. İdarî kayıtların kullanımında ise idarî kaydı tutan kurum/kuruluşların yazılı izni alınır. (3) Bireysel verileri kullanma hakkını elde edenler, bu hakkı üçüncü şahıslara devredemezler ve elde ettikleri verileri hiçbir kişi veya kuruluşa veremezler. Bu hükümlere uymayanlar hakkında 5429 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinde belirtilen ceza hükümleri uygulanır. ” Yönetmelik'in “Gizliliği sağlama taahhüdü” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Resmî istatistiklerin üretim sürecinin her aşamasında görevlendirilen personele, Kanunda ve bu Yönetmelikte öngörülen gizlilik ilkelerini içeren bir eğitim verilir. Ayrıca, bu personelden Ek-1’de yer alan "Gizlilik Taahhüt Belgesi" alınır. ” Yönetmelik'in “Bilgi taleplerinin karşılanması” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Kurumlar/kuruluşlar, resmî istatistik çalışmaları kapsamında veri derledikleri istatistikî birimlerin, istatistikî verinin gizliliğinin sağlanması için alınan önlemler ve hakları ile ilgili konularda bilgi taleplerini karşılamakla yükümlüdür.” Yönetmelik'in “İstatistikî birimlerin hakları” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “İstatistikî birimler, kendilerine ait gizli verinin izinsiz açıklanması durumunda uğradıkları maddi ve manevi her türlü zararın tazminini isteyebilir. Bu amaçla açılan davalarda Başkanlık veya diğer kurumlar/kuruluşlar aleyhine tazminata hükmedilmesi durumunda, bu hususta kusuru olan memur ve diğer görevlilere genel hükümlere göre rücu edilir.” 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idarî yaptırım kararı kesinleşir.” 5326 sayılı Kanun'un maddesinin (10) numaralı fıkrası şöyledir: “Üçbin Türk Lirası dahil idarî para cezalarına karşı başvuru üzerine verilen kararlar kesindir.” Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 30/1/2016 tarihli ve 6669 sayılı Kanun'la uygun bulunan 28/1/1981 tarihli Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması Sözleşmesi’nin “Tanımlar” başlıklı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi şöyledir: “Bu Sözleşmenin amaçları bakımından:(a) Kişisel Veriler: Kimliği belirli veya belirlenebilir bir kişi hakkındaki tüm bilgileri ifade eder.” Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması Sözleşmesi’nin “Verilerin niteliği” başlıklı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi şöyledir: “Otomatik bilgi işleme konu teşkil eden kişisel nitelikteki veriler:(a) Meşru ve yasal yoldan elde edilmeli ve işleme tâbi tutulmalıdır;(b) Belli ve meşru amaçlar için kaydedilmeli ve bu amaca aykırı şekilde kullanılmamalıdır;(c) Uygun ve elverişli olmalı ve kaydedildikleri amaca göre aşırı olmamalıdır;(d) Doğru ve icabında güncel olmalıdır; (e) İlgili kişilerin kimliklerini belirtecek bir biçim altında ve kaydedildikleri nihai amaç için gerekli görülen süreyi aşmayacak bir süre için muhafaza edilmelidir.” Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması Sözleşmesi’nin “İstisnalar ve kısıtlamalar” kenar başlıklı maddesi şöyledir:" İşbu maddede belirtilen şuurlar dışında, Sözleşmenin 5, 6 ve maddeleri hükümlerine hiçbir istisna getirilemez. Taraf devletin kanunlarında öngörülmüş olması ve demokratik bir toplumda aşağıdaki hususların sağlanması için gerekli bir önlem oluşturması halinde işbu Sözleşmenin 5, 6 ve maddelerine istisna getirilebilir:a. Devlet güvenliğinin korunması, kamu güvenliği, devletin mali menfaatleri veya suçların önlenmesi;b. İlgili kişinin veya başkasının hak ve özgürlüklerinin korunması. İlgili kişilerin özel yaşamlarına tecavüz tehlikesi bulunmadığının açık olduğu durumlarda, maddenin b, c ve d fıkralarında düzenlenen haklar istatistiki veya bilimsel amaçlar için kullanılan kişisel veri dosyalan bakımından kanunla kısıtlanabilir." 5429 sayılı Kanun'un maddesinde yer alan "İstatistiki birimler, kendilerinden istenen veri veya bilgileri, Başkanlığın belirleyeceği şekil, süre ve standartlarda eksiksiz ve doğru olarak ücretsiz vermekle yükümlüdür." hükmü ile maddesinin ikinci fıkrasının (b)bendinin iptali istenmiştir. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 20/3/2008 tarihli ve E.2006/167, K.2008/865 sayılı kararıyla, Anayasa'nın ve maddelerinde yer alan güvencelere rağmen itiraza konu madde hükmü bilgi toplama, saklama, işleme ve değiştirme tekeli olan idareye ve diğer kişilere karşı kişilerin korumasız bırakıldığı, veri toplamanın sınırlarına yasal düzenlemede yer verilmediği, bu nedenle Anayasa'nın ve maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir. Bu iptal kararından sonra anılan hükümler 25/11/2008 tarihli ve 5813 sayılı Kanun'la yeniden düzenlenmiş, 5429 sayılı Kanun'un yeniden düzenlenen maddesi ile maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendininde yer alan "Hanehalkı veya bireylerle yapılan araştırmalarda işlenmesi durumunda beşyüz Yeni Türk Lirası,'' ibaresinin, Anayasa'nın maddesine aykırılığı iddiasıyla iptali istenmiştir. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 12/10/2011 tarihli ve E.2010/12, K.2011/135 sayılı kararıyla iptal istemi reddedilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:“İtiraz konusu kurallarla istatistiklerin kamu yararı için önemi dikkate alınarak bireylere mecburi ve ücretsiz kamusal bir külfet yüklenmiştir. Karşılaştırmalı hukukta da bazı ülkelerde bireylere istatistik amaçlı bilgi verme yükümlülüğü getirildiği görülmektedir. Modern bir devlette kamu hizmetlerinin planlanması ve kamu güvenliğinin sağlanabilmesi için bireylerin kendileriyle ilgili pek çok bilgiyi kamu otoritelerine verme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu bilgilerin istatistik amacıyla toplanmış olması bilgi toplamayı kendiliğinden Anayasa'ya aykırı hale getirmez.5429 sayılı Kanun'un maddesinin eski düzenlemesini Anayasa Mahkemesi 2008 tarih ve E.2006/167, K.2008/86 sayılı kararıyla, hiçbir sınırlama öngörmeksizin istatistikî birimlere istenilen bilgileri verme yükümlülüğü getirmesi nedeniyle Anayasa'nın ve maddelerine aykırı bularak iptal etmiştir. Bu iptal kararından sonra 5813 sayılı Kanun'la getirilen düzenleme ile maddede bilgi verme yükümlülüğünün sınırı Anayasa'da belirlenen temel hakların ve ödevlerin ihlal edilmemesi olarak belirlenmiştir. Anayasa'nın maddesinde herkesin özel hayatına ve aile yaşayışına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu; maddesinde kimsenin dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağı; maddesinde de herkesin düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahip olduğu, her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimsenin düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bunlar gibi, Anayasanın diğer maddelerinde güvence altına alınan hak ve ödevler gözetilerek bilgi talep edilebilecektir. İstenilen bilgilerin bu nitelikte olduğunu düşünen istatistikî birimler, nedenini açıklayarak bilgi vermekten kaçınabileceği gibi haklarında idari para cezası uygulanması halinde buna itiraz ederek istenilen bilginin temel haklarını ihlal edecek nitelikte olduğunu mahkemeler önünde de ileri sürebilirler. 5429 sayılı Kanun'un maddesinin ikinci fıkrasında, istatistikî birimlerin kendilerinden istenen bilgileri geçerli bir mazereti olmaksızın belirlenen şekil ve sürede, eksiksiz ve hatasız olarak vermek zorunluluğuna uyulmaması idari para cezası yaptırımına bağlanmıştır. Bu durumda dava konusu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde bireylerin temel haklarının korunmasının idari ve adli makamların sorumluluğuna bırakıldığı görülmektedir. İdari makamlar bireyin temel haklarını ihlal edecek şekilde bilgi talep etmeme yükümlülüğündedirler. İdari makamların bu ödevini yerine getirmemesi halinde istatistikî birimler haklarını yargı makamları önünde arayabileceklerdir. Bu durumda itiraz konusu kurallarla bireyin hakları ile kamu yararı arasında makul bir denge kurulduğu ve bireylerin haklarına ölçüsüz bir müdahaleye izin verilmediği anlaşıldığından Anayasanın maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırılık görülmemiştir. ”