Başvuru, idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 20/7/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, murisinin terör olayları nedeniyle yaşamını yitirdiğini belirterek bu sebeple uğradığı maddi zararlarının 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca tazmin edilmesi talebiyle Batman Valiliğine başvurmuştur. Başvurucunun talebi, Batman Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyon Başkanlığının (Komisyon) 6/5/2014 tarihli ve 319 sayılı kararı ile tüm yazışmalara rağmen veraset ilamının ve nüfus bilgilerinin ibraz edilmediği belirtilerek bilgi ve belge eksikliği nedeniyle reddedilmiştir. Söz konusu karar 15/9/2014 tarihinde başvurucu vekili sıfatıyla Av. Ö.A.T.ye tebliğ edilmiştir. Başvurucu 6/5/2014 tarihli Komisyon kararının iptali istemiyle 17/11/2014 tarihinde Batman İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkeme 23/12/2014 tarihli kararıyla davanın süre aşımı yönünden reddine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde özetle 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun dava açma süresi ve bu sürenin hesaplanmasına ilişkin ilgili hükümlerine atıf yapıldıktan sonra dava konusu edilen 6/5/2014 tarihli kararın başvurucu vekiline 15/9/2014 tarihinde tebliğ edildiği, bu tarihten itibaren altmış gün içinde ve en geç 14/11/2014 (Cuma) tarihine kadar dava açılması gerekirken bu süre geçirildikten sonra 17/11/2014 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasını inceleme olanağı bulunmadığı ifade edilmiştir. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar Danıştay Onbeşinci Dairesinin (Daire) 16/10/2015 tarihli kararıyla onanmıştır. Karar düzeltme istemi aynı Dairenin 28/4/2016 tarihli kararıyla oyçokluğuyla reddedilmiştir. Daire kararındaki karşıoy gerekçesinde ise Anayasa'nın maddesine aykırı şekilde dava konusu işlemle davacıya hakkını arayabileceği hukuki yolların gösterilmediği ve bu nedenle davanın süresinde kabul edilerek işin esasının incelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Nihai karar 18/7/2016 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 20/7/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 2577 sayılı Kanun'un "Dava açma süresi" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir:" Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış... gündür. Bu süreler;a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, (...)Tarihi izleyen günden başlar (...)" Aynı Kanun'un "Sürelerle ilgili genel esaslar" kenar başlıklı maddesinin ve fıkraları şöyledir:" Süreler, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar. Tatil günleri sürelere dahildir. Şu kadarki, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, süre tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzar..." Anılan Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" kenar başlıklı maddesinin (3) numaralı bendinin ilgili kısımları şöyledir:"Dilekçeler,(...) (...)e) Süre aşımı, (...) Yönlerinden sırasıyla incelenir." Bahsi geçen Kanun'un "İlk inceleme üzerine verilecek karar" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir:" [] maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin; (...)b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde davanın reddine, (...)Karar verilir." 5233 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar."