Başvuru, aynı suçtan iki defa yargılama yapılıp ceza verilmesi nedeniyle aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkının; karar sonucunu etkileyebilecek esaslı iddiaların gerekçede tartışılmaması, isnadın sebebinin ve niteliğinin değiştiğinin bildirilmemesi ve makul sürede yargılama yapılmaması nedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, aynı suçtan iki defa yargılama yapılıp ceza verilmesi nedeniyle aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkının; karar sonucunu etkileyebilecek esaslı iddiaların gerekçede tartışılmaması, isnadın sebebinin ve niteliğinin değiştiğinin bildirilmemesi ve makul sürede yargılama yapılmaması nedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 29/6/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. 1949 doğumlu olan başvurucu, 1989 yılında Kocaeli belediye başkanlığı görevine seçilmiş; bu görevini Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kocaeli milletvekili seçildiği 3/11/2002 tarihine kadar sürdürmüştür. Başvurucunun belediye başkanlığı döneminde doğal gaz dağıtımı ile ilgili hizmet vermek üzere Belediye Meclisi kararıyla 15/10/1992 tarihinde İzmit Gaz Dağıtım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (İZGAZ) kurulmuştur. Başvurucu, İZGAZ Yönetim Kurulu kurucu üyesi olarak görev yapmıştır. Başvurucunun Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptığı dönemde doğal gaz dağıtım ihalelerinde usulsüzlük yapıldığı ve bu usulsüzlük nedeniyle İZGAZ'ın zarara uğratıldığı iddiasıyla bir kısım belediye çalışanı hakkında soruşturma başlatılmıştır. Soruşturmanın tamamlanmasının ardından Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık) 8/10/1999 tarihli iddianamesi ile başvurucunun da aralarında yer aldığı İZGAZ yetkilileri hakkında hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçundan cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır. İddianamenin başvurucunun eylemleri ile ilgili kısmı şöyledir:"İzmit Doğalgaz Dağıtım projesi ihalesi işlemleri ile ilgili olarak bu projenin gerçekleştirilmesi için dört firmadan 1993 tarihinde teklif istenildiği, ancak henüz teklifler gönderilmeden tekliflerin cevabı alınmadan önce 1993 tarihinde değerlendirme tutanağı düzenlenmesi ve buna ilişkin yönetim kurulu kararı alınması suretiyle işin [S.S.] Konsorsiyuma verilmesinin uygun görüldüğü ve 1993 tarihinde anılan konsorsiyum ile ön anlaşma ve niyet mektubunun imzalandığı [İ.G.nin], 1993 [B.G.nin] 1993 tarihli cevabi yazılarının dikkate alınmadığı (...) dolayısıyla işin pahalıya verildiğinin belirlendiği, yapılan incelemeler sırasında fiktif ve haksız ödemelerle yapıldığı dikkate alındığında izmit doğalgaz dağıtım projesi işinin pahalıya verilmek suretiyle İZGAZ A.Ş.nin zararına yol açıldığı (...) Başbakanlık teftiş kurulu 11 klasörden ibaret geniş inceleme raporu ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığından..." Kocaeli Asliye Ceza Mahkemesinin E.1999/669 sıra sayılı dosyası üzerinden görülmeye başlanan dava henüz sonuçlanmadan Başsavcılık tarafından bu defa 30/4/2001 tarihli ek bir iddianame düzenlenmiştir. Bu iddianamede 8/10/1999 tarihli iddianamede adı geçen yüklenici firmadan Hazine Müsteşarlığının (Hazine) bilgisi dışında borç alındığı ve usulsüz olarak alınmış bu borcun proje çerçevesinde yüklenici firma tarafından yapılması gereken fakat yapılmamış işlerden mahsup edilmesi suretiyle usulsüz bir şekilde geri ödendiği, İZGAZ adına garantör sıfatıyla kredi geri ödemelerini yapmak zorunda kalan Hazinenin zarara uğratıldığı iddia edilmiştir. Hazinenin zarara uğraması sonucunu doğuran eylemleri nedeniyle sanıkların cezalandırılmaları talep edilmiştir. Kocaeli Asliye Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 20/5/2002 tarihli kararıyla 8/10/1999 tarihli ilk iddianamede yer verilen olaylarla ilgili suçlar hakkında yargılama aşamasında yürürlüğe giren 21/12/2000 tarihli ve 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilme, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun'un maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine, ek iddianamede belirtilen olaylarla ilgili olarak sanıkların hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçları yönünden ise yargılamanın devamına karar verilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısımları şöyledir:"Sanıklar Mehmet Sefa SİRMEN ve diğer 13 kişi hakkında Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 1999 tarihli iddianamesi ile açılan Hizmet Sebebi ile Emniyeti Suistimal suçu ile ilgili olarak muhtelif tarihler dikkate alınarak TCK'nun 510, 80 ve 522 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları ile ilgili olarak yargılama aşamasında anılan iddianameye bağlı olarak dava dosyasının yargılama aşamasında 2000 tarihinde yürürlüğe giren 4616 s.y.dan sonra ek iddianame ile de 2001 tarihli yine aynı sanıklar hakkında açılan her ne kadar ek iddianame tarihinde 1994-1999 tarihi olarak belirtilmiş ise de, iddianamede anlatılan olayların Başbakanlık soruşturma raporunda belirtilen 23 Nisan 1999 dan sonra da etraflı olarak dosyadaki belgeler ile 2000 Ağustosuna kadar devam eden İzgaz A.Ş. nin fatura ve incelemelerinde hizmet sebebi ile emniyeti suistimal olduğu görülmekle,TCK nun 80 maddesi müteselsil suç niteliğinde olup müteselsil suçlar suç tarihinin öncelikle en son teselsül eden tarihte suç tarihi itibariyle baz alınacağı ancak;Ana iddianamede belirtilen 1999 tarihi itibariyle iddianame ile dava açılmış olmakla birlikte davanın açılması, bu tarihteki iddianame ile müteselsilliğin kesildiği sanık vekillerinin ibraz etmiş oldukları savunmalarında belirtildiği şekilde hak ediş raporunda en son ödemenin 1998 olduğu görülmekle ana iddianamedeki olaylarla ilgili olarak yukarıda belirtildiği gibi 2000 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeni ile o tarihten itibaren 4616 s.y.nın hükümlerinin uygulanması gerektiği ek iddianamenin ise bu yasanın yürürlüğe girmesinden 4 ay gibi yani 2001 tarihinde açılmış olması ile bu kazanılmış olan 4616 s.y. ile ilgili olarak erteleme kararı verilmesi gerektiği halde zuhulen davaya devam edilmiş olması da dikkate alınarak ve müteselsilliğin kesildiğinden ana iddianamedeki dava dosyasındaki olaylarla ilgili olarak açılan yargılamadaki tüm sanıklar hakkında .... davanın KESİN HÜKME BAĞLANMASININ ERTELENMESİNE,(...)Ek iddianame ile belirtilen ve Başbakanlık soruşturma raporunda etraflı olarak ve iddianamede anlatılan olaylarla ilgili sanıklar hakkındaki hizmet nedeni ile emniyeti suistimal suçları hakkında yargılamanın DEVAMINA,(...)" Müdahil Hazine Müsteşarlığının itirazı Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesinin 30/5/2002 tarihli kararıyla reddedilmiştir.Bunun üzerine başvurucunun da aralarında yer aldığı ek iddianamedeki sanıklar hakkında 4616 sayılı Kanun uyarınca suç tarihi itibarıyla 23/4/1999 tarihinden sonraya tekabül eden eylemler yönünden tefrik edilen dosya Mahkemenin E.2002/424 sıra sayısına kaydedilerek yargılamaya devam edilmiştir. Yargılama devam etmekte iken 3/11/2002 tarihinde gerçekleştirilen Milletvekili Genel Seçimi'nde başvurucunun Kocaeli milletvekili seçilmesi üzerine başvurucu yönünden davanın durmasına ve dava dosyasının tefrik edilmesine karar verilmiştir. Mahkeme 12/12/2005 tarihli (E.2002/424) kararıyla başvurucu hakkında milletvekili seçilmiş olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Diğer sanıklar yönünden ise dava esastan incelenerek sonuçlandırılmıştır. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:"Bu nedenle mahkememiz sanıklar [H.E.], [A.Y], [K.], [A.K.Y.], (...) ve [S.K.], hakkında 2002 tarih 1999/669 Esas 2002/346 sayılı kararı ile 4616 S.Y.nın 1/4 maddesi uyarınca kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verildiğinden, sanıklar hakkındaki ek iddianamede belirtilen bu suçlar ile ilgili olarak yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Ancak ek iddianamede ana iddianamede olmayan yeni dava açılan sanıklar [H.İ.A.] ve [İ.T.nin] yukarıda belirttiğimiz gibi ve bilirkişi raporlarına göre İZGAZ YÖNETİM kurulunda iken gerçek dışı hak ediş raporları ile 434 FF nin haksız yere ödenmesine sebebiyet vermeleri ve bu şekilde hizmet nedeni ile emniyeti suiistimal suçunu işledikleri sübuta ermiş ise de; sanıkların suçları 4616 S.Y. İçinde kaldığından 4616 S.Y. nın maddesi uyarınca kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar vermek gerekmiştir. Mahkememiz ayrıca yargılama aşamasında milletvekili seçilen Mehmet Sefa Sirmen hakkındaki dosyası tefrik edildiğinden dolayı karar verilmesine yer olmadığına kanaat getirmiştir." Temyiz üzerine Yargıtay Ceza Dairesinin 20/2/2008 tarihli kararıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"İzmit Büyükşehir Belediyesi kuruluşu ve sermayesinin %86'sı belediye ve belediyeye bağlı kuruluşuna ait olan İZGAŞ (İzmit Gaz Dağıtım Sanayi ve Ticaret A.Ş.) ın yönetim kurulu başkan, ortak ve üyesi olan sanıkların sıfatlarına ve suçun belediyenin parasına karşı işlendiğinin iddia olunması karşısında eylemin sübutu halinde zimmet suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir etmek ve davaya bakmak görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, ... bozmayı gerektirmiş ..." Bozma kararına uyularak devam edilen yargılamada Mahkemece 2/4/2008 tarihinde görevsizlik kararı verilmiştir. Diğer taraftan başvurucunun milletvekilliği görevinin sona ermesi nedeniyle başvurucu yönünden daha önce tefrik edilen dava dosyası asıl dava dosyasında birleştirilmiştir. Görevsizlik kararıyla dosyanın gönderildiği Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesince E.2008/125 sıra sayılı dosya üzerinden devam edilen yargılama sonucunda 17/2/2011 tarihli kararla başvurucunun zimmet suçundan beraat etmesine hükmedilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şu şekildedir:" (...) sanıkların bozma ilamı doğrultusunda zimmet suçundan dolayı yargılandıkları, alınan 3 kişilik bilirkişi raporu ve dosyada bulunan ve hükme esas alınan delillerin kapsamına göre, sanıkların şartname ve sözleşmelere aykırı olarak hakedişlerle ilgili müteahitlere usulsüz olarak fazla ödeme yapmak şeklindeki eylemlerinde zimmet suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, zira tüm sanıkların kendilerine devredilmiş olan veya koruma ve gözetmekle yükümlü oldukları mal veya parayı kendilerinin veya başkalarının yararına mal edindiklerine dair, varsayıma dayanan soyut iddia dışında zimmet suçundan dolayı mahkumiyetlerine yeter, somut delil elde olunamadığı, eylemin oluşan haliyle, hizmet nedeniyle emniyeti suistimal, görevin kötüye kullanılması veya suistimali suçunu oluşturabileceği söz konusuysa da, bu suçlar için yasada öngörülen zamanaşımı süresinin suç tarihinden bu güne kadar tamamlanmış olduğu, dolayısıyla sanıkların zamanaşımı nedeniyle anılan suçlardan haklarında mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, bozmaya konu edilen zimmet suçunun unsurlarının ise sanıkların eyleminde oluşmadığı belirlendiğinden, sanık [H.E.], hakkındaki kamu davasının, sanığın milletvekili olması nedeniyle durmasına, diğer sanıkların ise atılı suçtan beraatlerine karar vermek gerekmiş ve bu yönde aşağıdaki yazılı şekilde hüküm kurulmuştur." Temyiz üzerine Yargıtay Ceza Dairesinin 21/4/2014 tarihli kararı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Kararda 1982 Anayasası'nın maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) kararı olmadıkça yargılanamayacağının hükme bağlandığı, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrasına (1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun maddesi) göre de milletvekilliği sona erinceye kadar zamanaşımının duracağı, 3/11/2002 ile 22/7/2007 tarihleri arasında milletvekili olan başvurucu açısından dava zamanaşımının gerçekleşmediği, bu husus gözetilmeden verilen kararın hukuka aykırı olduğu ifade edilmiştir. Bozma kararına uyularak devam edilen yargılamanın 17/2/2015 tarihli celsesinde başvurucunun eylemlerinin zincirleme zimmet suçunu oluşturduğu yönünde verilen esas hakkındaki mütalaaya karşı başvurucu müdafii savunma yapmıştır. Söz konusu savunmada dava konusu eylemlerin zimmet suçunu oluşturacak nitelikte eylemler olmadığı belirtilmiştir. Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesinin 17/2/2015 tarihli kararı ile başvurucunun zimmet suçundan 6 yıl 3 ay süreyle hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:"İzmit doğalgaz dağıtım projesi kapsamında [S.S.] konsorsiyumu ile İZGAZ A.Ş arasında 30/06/1994 tarihinde imzalanan sözleşme sırasında sanık Mehmet Sefa SİRMEN'in İzmit Büyükşehir Belediye ve İZGAZ A.Ş yönetim kurulu başkanı, sanık [H.E. nin], ise 27/03/1994 tarihinden itibaren Saraybahçe Belediye Başkanı, Büyükşehir Belediye Meclis üyesi ve aynı zamanda İZGAZ A.Ş'nin yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları, öte yandan doğalgaz kullanımı hakkındaki kanun hükmünde kararnamenin maddesi ile ilgili BOTAŞ veya doğalgaz dağıtımıyla ilgili doğalgaz tesislerinin kurulması ve satışının yapılmasına yönelik olarak bakanlar kurulunca izin verilmesi üzerine İzmit Belediye Meclisi ve riyaset makamınca doğalgaz dağıtımını planlı programlı ve etkin biçimde sağlamak ve işletmek, doğalgaz satın almak ve satmak amacıyla İZGAZ'ın kurulduğu ve kuruluşun tasdik edilerek İzmit Ticaret Siciline kaydının yapıldığı,projeyle ilgili işlemlerin gerçekleştirilmesi için 4 firmadan teklif alındığı, işin [S.S.] konsorsiyumuna verilmesinin uygun görüldüğü, [B.G.nin] cevap yazıları ve hazine garantili teklifinin dikkate alınmadan, [] AŞ.nin katılımıyla 30/06/1994 tarihinde [S.S.] konsorsiyumu ile İZGAZ AŞ arasında sözleşme yapıldığı, bu sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte sözleşmeye rağmen işin yapılması esnasında gerçeğe uygun olmayan hakediş raporlarıyla şirketlere ödeme yapıldığı ve bu şekilde; alınan bilirkişi ve Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığının soruşturma raporlarına göre İZGAZ'ın dolayısıyla İzmit Büyükşehir Belediyesinin 434,30 FF.nın zarara uğratıldığının iddia edildiği (...) 30/06/1994 tarihinde [S.S.] - [] konsorsiyumu ile İZGAZ A.Ş arasında imzalanan sözleşme gereğince İzmit doğalgaz dağıtım şebekesi projesi kapsamında yüklenici firmaya haksız ödeme yapılmasını sağladıkları, bu cümleden olarak çelik vanaların teknik spesifıkasyonları oluşturulmadan temin edilmesi, 12 adet çelik borunun döşendikten sonra imalatına ait test raporlarının düzenlenmesi, aynı kanala çift boru yerleştirilmesi sebebiyle maliyet düştüğü halde fiyatlara yansıtılmaması, dahili tesisat malzeme fiyatlarının yüksek olması, hakedişler ile eklerindeki şantiye kayıtlarının farklı olması, yüklenici firma ile kontrol eden firmanın aynı olması, mobilizasyon kaleminin hangi işleri kapsadığı ve hangi işlere karşılık verileceğinin belirtilmemesi, asfalt işi belediyeye ait olduğu halde firmaya bu kalemde ödeme yapılması, bazı kalemlerde nakliye başlığında mükerrer ödemeler yapılması, malzeme gelmeden ve kontrolü yapılmadan 8 ay önce parasının ödenmesi, malzeme temini ve işçilikte aynı işler iki kez tarifelendirildiğinden mükerrer fiyat belirlenmesi, vana odalarına ilişkin gerekli belgeler sağlanmadan ödeme yapılması, müteahhit kârının %25 olması gerekirken sonradan oluşturulan bazı iş kalemleriyle %45'e çıkarılması, işletim hakkının Danıştay incelemesinden geçirilmeden ve bedel alınmadan []A.Ş'ye devredilmesi suretiyle şirketin gelir kaybına neden olunması, Hazine Müsteşarlığının bilgisi dışında borçlanılması, alınan kredinin yüklenici firma tarafından yapılması gereken fakat yapılmayan işlerden düşülerek geri ödenmesi, vadesinde ödenmediği için faiz ödenmesine sebep olunması, şartname ve sözleşmelere aykırı olarak düzenlenen hakedişler ile fıktif ve haksız ödemeler yapılması, ayrıca garantör sıfatıyla kredi geri ödemelerini yapmak zorunda kalan hazinenin zarara uğratılması şeklinde yüklenici firmaya fazladan ödeme yapılarak Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin dolayısıyla Hazinenin zarara uğratıldığı, zararın oluştuğu dönemde belediye başkanı ve anılan şirketin yönetim kurulu başkanı olan sanık Mehmet Sefa Sirmen'in, 5393 sayılı Belediye Kanunun Belediye Başkanının Görev ve Yetkileri Başlıklı maddesinin a fıkrasındaki 'Belediye teşkilatının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek, belediyenin hak ve menfaatlerini korumak', 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunun Büyükşehir Belediye Başkanının Görev ve Yetkileri Başlıklı maddesinin de a fıkrasındaki 'Belediye teşkilatının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek, beldenin ve belediyenin hak ve menfaatlerini koruması' gerektiğine dair düzenlemeler ile kurumun paraları üzerinde koruma ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmeyerek aynı şekilde sorumlu olan belediye meclis üyesi ve yönetimi kurulu üyesi olan sanık [H.E. nin], yasadan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmeyerek koruma ve gözetim yükümlülüğü olan paranın [S.S.] - [] şirketi tarafından haksız olarak mal edilmesine sebebiyet verdikleri, sanıkların bu şekilde belirlenen eylemlerinin gerek 765 Sayılı TCK. gerekse 5237 Sayılı TCK'da zimmet suçunu oluşturduğu anlaşıldığından cezalandırılmalarına hükmolunmuştur. Sanıklar aşamalardaki savunmalarında; atılı suçları işlemediklerini bilakis hava kirliliğinin had safhada olduğu Kocaeli ilinde doğalgaz projesini hayata geçirerek hava kirliliğinin önüne geçtiklerini, 105 Milyon Dolara mal edilen projenin İZGAZ'ın özelleştirilmesiyle 549 Milyon Dolara satıldığını, ayrıca sanık [H.E.] İZGAZ A,Ş de 2002-2004 yılları arasında görev alıp, görevi süresince herhangi bir usulsüzlük yapmadığını, sanık müdafileri ise sanıkların eyleminin 4616 Sayılı Yasa kapsamında kalmakta olup, Kocaeli Asliye Ceza Mahkemesince sanıklar hakkındaki davanın kesinhükme bağlanmasının ertelenmesine dair verilen kararın kesinleştiğini ve bu nedenle yargılama şartlarının oluşmadığını iddia etmişlerse de; aldırılan bilirkişi ve Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığının soruşturma raporlarına ve Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Hazine Kontrolörleri Kurulunun suç duyurusuna göre sanıkların koruma ve gözetim yükümlülüklerini yerine getirmeyerek sözleşmenin tarafı şirkete 30 FF ödeme yapılmasına sebebiyet verdikleri, dolayısıyla eylemlerinde zimmet suçunun tüm yasal unsurlarının oluştuğu, öte yandan zimmet suçunun 4616 Sayılı Yasa kapsamında kalmaması, suçun zincirleme olarak işlenmesi, temadi eden faiz ödemeleri nazara alındığındazimmet suçu yönünden sanıklar hakkında verilmiş kesin hüküm bulunmadığı, bu itibarlasanıksavunmalarının ve müdafi iddialarınınsuçtan kurtulmaya matuf olup, samimi ve inandırıcı olmadığı kanaatine varıldığından sanık savunmalarına itibar edilmemiştir." Yargıtay Ceza Dairesinin 25/5/2016 tarihli kararıyla hüküm onanmıştır. Başvurucu 29/6/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.