10. Hukuk Dairesi 2023/7568 E. , 2024/818 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1277 E., 2021/172 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ermenek Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2014/496 E., 2018/248 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekilleri ile davalı ... Li…
**10. Hukuk Dairesi 2023/7568 E. , 2024/818 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1277 E., 2021/172 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ermenek Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2014/496 E., 2018/248 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekilleri ile davalı ... Linyit Köm. İşl. Ltd. Şti vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ..., ... ve ...‘nın ortak vekili tarafından temyiz, davalı ...Şekerler Mad. En. Nakl. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmişti. Dosyanın tekrar Dairemiz’e gönderilmesinden ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili özetle; 28.10.2014 tarihinde meydana gelen iş kazasında davacılar murisinin vefat ettiğini, kazanın meydana gelişinde davalıların kusurlu olduklarını ileri sürerek dava dilekçesinde eş, çocuklar, anne ve baba için 1.000,00’er TL maddi, eş ... için 200.000,00 TL, çocuklar .... ve ... için 120.000,00’er TL, anne ve baba için 60.000,00’er TL, kardeşler ... ve ... için 50.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiş, devam eden aşamalarda davacılar eş ve çocuklar vekili eşin maddi tazminat istemini 210.421,65 TL’ye, çocuk ...’nın maddi tazminat istemini 43.792,74 TL’ye, çocuk ...’nın maddi tazminat istemini 78.579,21 TL’ye, davacılar anne, baba ve kardeşlerin vekili de anne ve babanın maddi tazminat istemlerini 111.214,48’er TL’ye arttırmış, yine aşamalarda Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı hakkında tefrik kararı verildiği gibi davacılar anne ve babanın maddi ve manevi tazminat istemlerinin de tefrikine karar verilmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eş lehine 194.754,59 TL maddi, 120.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 39.435,46 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 73.767,16 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, kardeşler ... ve ... lehine 25.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilleri ile davalı Ermenek ... Linyit Köm. İşl. Ltd. Şti vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar ..., ... ve ... vekili özetle; Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın diğer davalılar ile birlikte meydana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davanın tefrikine karar verilmesinin yerinde olmadığını, bilirkişi kusur raporunda Maden İşleri Genel Müdürlüğü’ne atfedilen % 5 kusur oranının yerinde olmadığını, zararın tamamından Bakanlığın sorumlu olduğunu, davacılar ihtiyari dava arkadaşı olduklarından kabul edilen maddi ve manevi tazminatlar yönünden her bir davacı için ayrı ayrı vekalet ücretine ücretine hükmedilmesi gerekirken tüm davacılar yönünden kabul edilen toplam maddi tazminat ve yine toplam manevi tazminat miktarları üzerinden tek avukatlık ücretine hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı konumunda olan müteveffanın annesi ve babası yönünden maddi ve manevi tazminat talep edilmiş, dosya adı geçenler yönünden tefrik edilmiş olmasına rağmen bu kişiler açısından da talepleri reddedilmiş sayılarak davalılar lehine ret vekalet ücretine hükmedilmesinin yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, reddedilen maddi tazminat yönünden belirlenecek vekalet ücretinin 3 davacı açısından belirlenmesi gerektiğini zira, ... ve ... ... açısından maddi tazminat talebi bulunmadığını, 06.04.2018 tarihli aktüer raporunun taraflarına tebliğ edilmediğini, hükme esas alınan raporun hatalı olduğunu, ıslah dilekçelerinin esas alındığı raporun hükme esas alınması gerektiğini, 18.01.2018 tarihli bilirkişi raporunun hukuka uygun ve Yargıtay denetimine elverişli olduğunu, bu sebeple gerek usulden gerekse hesap tutarı yönünden verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını ve davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar ... ve ... ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarının son derece düşük olduğunu, Ermenek'te meydana gelen maden faciası, sıradan bir iş kazası olmadığını, bu elim faciada 18 maden işçisi vahim bir şekilde hayatlarını kaybetmiş olduklarını, kazada hayatını kaybeden işçilerin ölüm şeklinin vehametine tüm ülkenin tanık olduğunu, müvekkillerin murislerinin feci şekilde hayatlarını kaybettiğini, kazanın meydana gelmesinde, davalıların eylemleri kasta yakın şekilde olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, aynı konuda hükmedilen tazminat miktarları arasındaki farkın oldukça fazla olduğunu, manevi tazminat davalarında, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, her bir davacının kabul edilen manevi tazminat alacakları için ayrı avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken tüm davacılar yönünden kabul edilen toplam manevi tazminat miktarı üzerinden tek bir avukatlık ücretine hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla kararın bu kısmının kaldırılmasını ve müteveffanın kardeşleri davacılar ... ve ... ... için ayrı ayrı 50.000,00'er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacılara verilmesine ve her bir davacı lehine kabul edilen her bir tazminat alacağı kalemi için ayrı ayrı vekalet ücreti hesaplanarak, kararın bu şekilde düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Ermenek ... Linyit Kömür İşl. Ltd. Şti. istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacılara müvekkil şirketin yalnızca ruhsat sahibi olduğu maden ocağında meydana gelen ve murislerini yitirdikleri kazada zenginleşmelerine neden olacak ölçüde manevi tazminata hükmedilmiş olduğunu, maddi ve özellikle manevi tazminata hükmedilirken, kazadan hemen sonra devletimizin kendi imkanlarıyla ve hayırsever halkımızın ve şirketlerin muazzam katılımıyla davacılara sağlanan parasal imkan, ev ve sair malvarlığı dikkate alınmadığını, davanın, müvekkili açısından husumet yönünden reddi gerektiğini, müvekkil şirket kazanın olduğu madende yalnızca ruhsat sahibi olduğunu, Maden Kanunu'nun Ek Geçici 7 nci maddesinde ruhsat sahibinin iş kazalarından hukuken sorumlu olmadıklarına ancak bu durumun ruhsat sahibinin Maden Kanunu'ndan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağına dair açık ve net bir düzenleme mevcut olup temel kuralın ruhsat sahibinin iş kazalarından sorumlu olmadığı, istisnanın ise Maden Kanunu'ndan doğan sorumluluklar olduğunun anlaşılmakta olduğunu, Maden Kanunu'ndaki ruhsat sahibinin sorumlulukları incelendiğinde bu sorumlulukların tamamının devlete karşı parasal sorumluluklar olduğunun görüleceğini, bu sorumlulukların niteliği ve kapsamı tek tek sıralanarak dosyaya sunulmuş ancak mahkemece yeterince araştırılmamış olduğunu, davacıların murisinin, müvekkili şirketin işçisi olmadığını, davacıların murisi ile işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, davanın, müvekkili açısından husumet yönünden reddi gerektiğini beyanla kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından bahisle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ..., ... ve ...‘nın ortak vekili tarafından temyiz yoluna, davalı ... Şekerler Mad. En. Nakl. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından ise katılma yoluyla temyiz yoluna başvurulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar ..., ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, kusur oranları farklılık gösterse de, oluşan kaza ortak ihmaller neticesinde gerçekleştiğinden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının da tıpkı davalılar gibi müşterek ve müteselsilen sorumlu olması gerektiğini, bu nedenle davanın idare yönünden tefrik edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu durumda yerel mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından idarenin yalnızca kusuru oranında sorumlu tutulması Kanun'a ve üst mahkemelerin içtihatlarına aykırı olmasının yanı sıra aynı zamanda vicdana ve kamu güvenine de aykırılık teşkil ettiğini, idarenin müteselsilen sorumlu tutulmasını talep ettiklerini, her davacı için hükmedilen tazminat tutarı üzerinden ayrı ayrı vekâlet ücreti belirlenmesi gerekirken, tazminat toplamları üzerinden vekalet ücreti verilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... Şekerler Mad. En. Nakl. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle, davacı tarafın talep etmiş olduğu alacakların zamanaşımına uğradığını, Maden İşleri Genel Müdürlüğü'ne atfedilen %5'lik kusurun müvekkilinin kusur oranına eklenmesinin yerinde olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16 ve 20 nci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri. 3. Değerlendirme a. Temyiz eden taraf vekillerinin davacı çocukların maddi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere, katılma yoluyla temyiz eden davalı vekilinin davacı kardeşlerin manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacıların eş için 210.421,65 TL maddi, 200.000,00 TL manevi, çocuk ... için 43.792,74 TL maddi, 120.000,00 TL manevi, çocuk ... için 78.579,21 TL maddi, 120.000,00 TL manevi, davacı kardeşler ... ve ... için 50.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ettikleri, İlk Derece Mahkemesi tarafından eş lehine 194.754,59 TL maddi, 120.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 39.435,46 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 73.767,16 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, kardeşler ... ve ... lehine 25.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 03.02.2021 tarihli kararı ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, davacı çocukların maddi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlerin temyiz eden taraflar yönünden, davacı kardeşlerin manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlerin temyiz eden davalı yönünden Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin ayrı ayrı altında kaldığı anlaşıldığından temyiz eden taraf vekillerinin bu kısımlara yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. b. Temyiz eden taraf vekillerinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, temyiz eden taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından ruhsat sahibi davalı ... Linyit Kömür İşletmesi Limited Şirketi tarafından, olayın gerçekleştiği linyit kömürü maden ocağının bulunduğu ruhsat sahasında önce 2009 yılında 3 yıl süreyle, süre sonunda da 2012 yılında 10 yıl süreyle geçerli olmak ve çalışılacak alanın koordinatları belirtilmek suretiyle kömür çıkarma işinin rödövans sözleşmesi olarak adlandırılmış sözleşmeler ile davalı ... Şekerlerler Madencilik Enerji Nakliyat İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi’ne verildiği, anılan ruhsat sahası içinde davalı ... Şekerlerler Şirketi dışında üç ayrı şirketin daha kömür çıkarma işi yaptığı, bu ruhsat sahasında iş yapan toplam dört şirketle ilgili olmak üzere davalı Ermenek ... şirketinin kaza tarihi itibariyle yetkilisi durumunda olan ... ceza soruşturması sırasında cumhuriyet savcısı huzurunda alınan ifadesinde yetkilisi olduğu şirketin pay sahiplerinden madencilikle uğraşmak istemeyenlerin sadece hisseleri oranında hasılat kirası aldıklarını, ruhsatın bölünmesi mümkün olmadığı ve yeni firmalarca o alanda ruhsat alınması yasal olarak imkansız olduğundan davalı Ermenek ... şirketinin işletmeci dört büyük ailesinin ... sahasını dört parça halinde bölüşerek kurmuş oldukları şirketler üzerinden rödövansçı olarak madencilik faaliyetlerini yürüttüklerini beyan ettiği, davalı ... Şekerlerler şirketine bahsedilen sözleşmelerle verilen çalışma sahası içinde daha önceden 1994-1997 yılları arasında dava dışı Numune Zeybekler Madencilik tarafından kullanılmış ancak sonradan kapatılmış başka bir maden ocağı daha bulunduğu, terkedilmiş Numune Ocağın çalışma sahası üzerinde faaliyette bulunulduğunun bilinmesine rağmen, yeni çalışma alanlarını gösterir harita ile eski ocağa ait imalat haritası temin edilip bu iki harita çakıştırılarak, çakıştırılan haritaya göre faaliyet alanlarının belirlendiği imalat haritası hazırlanmadan, kontrol sondajı yapılmayarak çalışma yapılacak bölgenin niteliği, durumu belirlenmeden maden çıkarma faaliyetine devam edildiği, kömürün gevşek geldiği, çalışma alanı olan 3. başyukarı bölgesinde su sızıntısı olduğu işçiler tarafından dile getirildiği halde aynı koşullarda çalışmaya devam edildiği, olay tarihinde davalı ... Şekerler şirketi tarafından açıklanan şekilde sürdürülen madencilik faaliyeti sırasında terkedilmiş Numune Ocağı içindeki topuğa tehlikeli biçimde 30 metre paralel olacak şekilde ve 9 metre yaklaşılarak çalışma yapılması sonucu topuğun zayıfladığı, havuz görevi gören eski imalatta yıllar içerisinde su biriktiği, hidrostatik basınç eşik değerini aşan suyun zayıflayan topuktan ocak içerisine aniden boşalması şeklinde meydana gelen iş kazasında 18 işçinin vefat ettiği, mahkemece kusur oranları ve aidiyetlerinin tespiti için kusur raporu alındığı, raporda kazanın meydana gelişinde kazalıların bir kusurları olmadığı yönünde görüş bildirildiği, kusur taksimatının davalı şirketler ile bunların kaza tarihindeki yöneticileri ve Maden İşleri Genel Müdürlüğü arasında yapıldığı, kazalılara kusur verilmediğini dikkat alan mahkemenin kusur raporunda belirlenen oranlara itibar etmediği, sorumlular arasındaki kusur dağılımının kendi aralarında ileride açılabilecek rücu davasında yeniden tartışılabileceğini takdir ederek karar verildiği, aynı olaya ilişkin olarak yürütülen ceza yargılamasında davalı şirketlerin yetkililerinin de aralarında bulunduğu bir kısım gerçek kişilerin yargılandıkları, davalı Ermenek ... Linyit Kömür İşletmesi Ltd. Şti. yetkilisi ..., davalı ... Şekerlerler Madencilik Enerji Nakliyat İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi yetkilisi ... ve diğer bir kısım gerçek kişiler yönünden mahkumiyet kararları verildiği, diğer bir kısım gerçek kişilerin ise beraatlerine karar verildiği, davalı şirketlerinin yetkilileri yönünden verilen mahkumiyet kararlarının Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 20/06/2018 tarih, 2018/4573 Esas ve 2018/6919 Karar sayılı ilamı ile kesinleştiği, anılan Yargıtay 12. Ceza Dairesi kararında da açıklandığı gibi ... Şirketi tarafından "Taşeronların Dikkati’ne" başlıklı 10.02.2011 tarihli "Maden Dairesi tutanağının 6 aya yaklaşması sebebiyle tutanakta belirtilen eksikliklerin giderilip giderilmediğinin acil olarak bildirilmesi gerekmektedir" şeklindeki, 10.03.2011 tarihli "Taşeronların Dikkatine" başlıklı "şirketlerin derhal oksijen veya karbonmonoksit maske teçhizatlarının tamamlanması" şeklindeki, 22.01.2011 tarihli "Taşeronların Dikkatine" başlıklı "Daha önce bu konu hakkında sizlere bilgi verilmişti ancak halen istenilen durum oluşmamıştır. Her vardiyaya en kısa zamanda bir adet mühendis konularak tarafımıza bildirmeniz gerekmektedir. Aksi halde uygulamaya uymayan ocaklara cezai müeyyide uygulanacaktır“ şeklindeki içerikli yazılar ile rödövans olarak adlandırılan sözleşmenin diğer tarafı olan şirketlere uyarılarda bulunulduğu, 14.10.2014 tarihinde ruhsat sahibi ... Şirketi Ortaklar Kurulu’nda alınan karar ile şirketlerin çıkarttıkları kömürleri tek elden satışa çıkartmak için ... Şirketi Ermenek Şubesinin kurulduğu anlaşılmaktadır. Rödövans, maden ruhsat alanlarının maden arama ve işletme ruhsat sahibi tarafından sözleşme ile gerçek veya tüzel bir kişiye bir süre bırakılması, maden ocağının işletilmesini üstlenen gerçek veya tüzel kişinin ise, ruhsat sahibine ürettiği her bir ton maden için bir miktar ücret ödemeyi taahhüt ettiği sözleşmedir. Rödövans sözleşmesi, maden ruhsatının devrini değil, bu hakkın bir başkasına belirli bir süreyle kullandırılmasını amaçlar. Bu sözleşmenin yapılması kanunda herhangi bir şekle tabi tutulmamıştır. Rödövans sözleşmesinde rödövansçı, madeni, sözleşmede belirtilen şartlar çerçevesinde kendi adına işletir. Rödövansçı, madeni kendi adına işletemiyorsa, üretim, çalışma ve organizasyon açısından ruhsat sahibine tam olarak bağlı ise bu durumda rödövanstan değil, alt işverenlik ya da ihaleden söz edilir. Somut olayda davalı ... Şekerlerler Şirketi‘nin maden üretim faaliyetini bağımsız şekilde yürütmediğinin anlaşılması karşısında şirketler arasındaki sözleşmenin rödövans sözleşmesi niteleği taşımadığı, aradaki ilişkinin asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Gerek mülga BK’nun 47 nci ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nın 56 ncı maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene veya ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene veya ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Manevi tazminat davalarında, gelişmiş ülkelerde artık eski kalıplardan çıkılarak caydırıcılık unsuruna da ağırlık verilmektedir. Gelişen hukukta bu yaklaşım, kişilerin bedenine ve ruhuna karşı yöneltilen haksız eylemlerde veya taksirli davranışlarda tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranlarda manevi tazminat takdir edilmesi gereğini ortaya koymakta; kişi haklarının her şeyin önünde geldiğini önemle vurgulamaktadır. Bu ilkeler gözetildiğinde; aslolan insan yaşamıdır ve bu yaşamın yitirilmesinin yakınlarında açtığı derin ızdırabı hiçbir değerin telafi etmesi olanaklı değildir. Burada amaçlanan sadece bir nebze olsun rahatlama duygusu vermek; öte yandan da zarar veren yanı da dikkat ve özen göstermek konusunda etkileyecek bir yaptırımla, caydırıcı olabilmektir.(HGK 23.6.2004, 13/291-370) 28.10.2014 tarihinde meydana gelen yargılamaya konu iş kazasının 18 kişinin ölümüne yol açtığı, kazanın sadece vefat edenlerin yakınlarında değil toplumun genelinde derin bir üzüntü meydana getirdiği, bu gibi toplumu derinden etkileyen facialarda hüküm altına alınan manevi tazminat tutarları değerlendirilirken manevi tazminatın caydırıcılık unsurunun öne çıkması gerektiği kabul edilmelidir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle ölenin olayda hiç kusurunun bulunmadığının anlaşılıp kaza olayının meydana gelmesinde kusuru bulunanlar arasındaki kusur dağılımının kendi aralarında görülmesi muhtemel rücu davasında yeniden değerlendirilmesinin mümkün bulunmasına, temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre temyiz incelemesine konu kararda sair yönlerden bir yanlışlık yok ise de İlk Derece Mahkemesince yargılama giderleri ile ilgili hüküm kurulurken davacılar tarafından yatırılan harçların da kabul/red oranında paylaştırılması isabetsiz olduğu gibi talepleri eldeki dosyadan tefrik edilen anne ve baba yönünden 04.07.2018 tarihli sayman mutemedi alındısı ile yatırılan 753,00 TL tamamlama harcının da eldeki dosyanın davacıları tarafından yatırılan harçla toplanıp alınması gereken karar ve ilam harcından mahsup edilmesi suretiyle eksik harç hesaplanmış olması hatalıdır. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz eden taraf vekillerinin davacı çocukların maddi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere, katılma yoluyla temyiz eden davalı vekilinin davacı kardeşlerin manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan REDDİNE, 2.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3.İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının a.Alınması gereken karar ve ilam harcına ilişkin B-6 bendinin tamamen silinerek yerinde geçmek üzere; "6- Kabul edilen maddi ve manevi tazminat değeri üzerinden hesaplanan ve alınması gereken 46.311,25 TL harçtan, yargılama sırasında peşin alınan 1.127,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 45.184,25 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına," ibarelerinin yazılması, b.Yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılmasına ilişkin B-7 bendinin tamamen silinerek yerinde geçmek üzere; "7- Davacılar tarafından karşılanan toplamda 430.00 TL bilirkişi, fotokopi, tebligat ve posta masrafı yargılama giderinin davanın kabul ve red oranı gözetilerek hesaplanan 292,39 TL'sinin davalılaradan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, Davacılar tarafından yatırılan 25,20 TL başvuru harcı ile 1.127,00 TL ıslah harcının davalılardan alınarak davacılara verilmesine," ibarelerinin yazılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.