Başvuru, tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu nun 1007. maddesi kapsamında Hazine aleyhine açılan tazminat davasında hükmedilen tazminatın taşınmazın rayiç değeri dikkate alınmaksızın hesaplanması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun maddesi kapsamında Hazine aleyhine açılan tazminat davasında hükmedilen tazminatın taşınmazın rayiç değeri dikkate alınmaksızın hesaplanması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 5/8/2013 tarihinde İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/4/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 6/11/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 10/12/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, İstanbul ili Ümraniye ilçesi Sarıgazi Mahallesi 218 parsel sayılı taşınmazın ifraz görmesi sonucu oluşan Teraziler mevkii 1 pafta 717 parsel sayılı 775 metrekare büyüklüğündeki taşınmazın 9819/32306 hissesini A.dan 18/5/1998 tarihinde satın alarak tapuda adına tescil ettirmiştir. Anılan taşınmaz 1999 yılında başka parsellerle birlikte imar uygulamasına tabi tutulmuştur. İmar uygulaması sırasında ifraz görmeden önce 218 parsel sayılı taşınmazda 5/6 hisse sahibi olan A.nın 1971 ve 1972 yıllarında çeşitli tarihlerde bir kısım hissesini satmış olduğu ve A.nın kalan hisse miktarı 1940/32306 olmasına rağmen tapu sicil memurlarının yanlış hesaplamaları sebebiyle kalan hissenin 16144/32306 olarak gösterildiği tespit edilmiştir. Sicilin doğru tutulması hâlinde A.nın davacıya hisse satışı yaptığı tarihte 1940/32306 hissesinin kalacağı ve ancak bu hissenin satışa konu olabileceği değerlendirilerek imar uygulamasında fazla hisseler düzeltilmiş ve gerçek hisse miktarı üzerinden başvurucuya düşen kısmın bedeli, kendisine ödenmiştir. Başvurucu, satış sözleşmesi ve tapu kayıtlarına göre maliki olduğu 4796 m2 taşınmazının imar uygulaması sırasında anlaşılan tapu memurunun hatalı işlemi sebebiyle ortaklık düzenleme payının da kesilmesinden sonra 156,15 metrekareye düşürülmesi ve 594 metrekarelik kısmın yok edilmesi sebebiyle 4721 sayılı Kanun'un maddesi gereğince tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan devletin sorumlu olduğu gerekçesiyle 5/12/2007 tarihinde Hazine aleyhine Ümraniye Asliye Hukuk Mahkemesinde 000 TL'nin faiziyle birlikte tahsili amacıyla tazminat davası açmıştır. Mahkemenin 28/12/2010 tarihli ve E.2007/695, K.2010/611 sayılı kararıyla talebe bağlı kalınarak davanın kabulüne, başvurucunun fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:".... Davacının zararı, 717 parselde tüm hissesini kendisine satan A.nın, daha önce şahıslara yaptığı 6 adet satışta, satışa konu hisselerin ana hisseden düşülürken tapu elemanlarınca yanlış hesaplanmasından kaynaklanmaktadır. Böylece, A.nın gerçekte kendisine kalan hisse daha az iken, hesap hatası ile oluşan hisseye aldanarak, kağıt üzerinde 794,60 m2 lik hisse aldığını zannederken, esasen 947,30 m2 ye isabet eden bir hisse satın almış; dolayısı ile 794,60 m2 için yaptığı 800,00 TL ödemenin büyük bir bölümü, sicilin hatalı tutulmasından ötürü fazla ödeme şeklinde gerçekleşmiştir. Tapu memurlarının, anlatılan bu hatası TMK 1007 madde kapsamında olan bir hata olup, davacının uğradığı zararın, davalıca tazminini gerektirmektedir. Elbette bu tazminden sonra, hazinenin ödediği bedeli A.ya rücu imkanı vardır. Bu zararın miktarı konusunda, alınan raporlardan Bilirkişi G.nin 04/10/2010 tarihli raporunda olasılık şeklinde yapılan hesaplama kabule şayan bulunmuştur. Buna göre, davacının tapuya göre satın aldığı 794,60 m2 yerine, esasen 947,30 m2 yer aldığı ve imar uygulamasında gerçekte aldığı yere göre işlem yapıldığı nedeniyle, ödediği 800,00 TL' den 766,63 TL' si fazla ödemedir. Bu bedelin dava tarihinde denkleştirici adalet gereği ulaştığı değer 262,56 TL olduğundan, bu bedel nazara alınarak hüküm kurulmuştur...." Karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 3/5/2012 tarihli ve E.2011/4981, K.2012/7871 sayılı ilamı ile onanmıştır. Karar düzeltme istemi ise aynı Dairenin 16/1/2013 tarihli ve E.2012/16090, K.2013/324 sayılı ilamı ile davacının satış sözleşmesi uyarınca kendisine satış yapan kişiye karşı da dava açabileceği gerekçesi eklenmek suretiyle reddedilmiştir. Karar, başvurucuya 8/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 5/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 4721 sayılı Kanun’un maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir: “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder.” 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun maddesi şöyledir: "Kanunu Medeni ile muayyen hükümler mahfuz olmak üzere hâkim her iki tarafın iddia ve müdafaalariyle mukayyet olup ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez. Tahakkuk edecek hale göre talepten noksan ile hüküm caizdir."