8. Hukuk Dairesi 2012/8727 E. , 2013/1809 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Sarıoğlan Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 24.05.2012 gün ve 222/121 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece ta
**8. Hukuk Dairesi 2012/8727 E. , 2013/1809 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Sarıoğlan Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 24.05.2012 gün ve 222/121 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 235,67 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına 21.02.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Davacı, dava konusu 112 ada 132 parsel ... taşınmazın kadastro çalışmalarında, davalı adına tespit ve tescil edildiğini, oysa bu taşınmazın bidayette tarafların ortak miras bırakanı (babaları) ...’dan mirasen kaldığını, yapılan rızai taksim sonucu davacıya düştüğünü açıklayarak davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Ayrıca, Sulh Hukuk Mahkemesinde yapılan 19.8.2010 tarihli keşif zaptının ikinci sayfasında “yapılan keşfe bir diyeceği olmadığını, aleyhe olan beyanları kabul etmediğini, dava konusu yerin ekili olan kısmının davalı ...’e kaldığını, ekili olmayan kısmının ise kendisine kaldığını açıklamıştır. Beyanını keşif zaptının sonundaki imzasıyla tasdik etmiştir. Davalı, davacının 06.07.2009 havale tarihli dilekçesinde belirtmiş olduğu tanıklardan ..., ... ve ... ..... ile husumetli olduğunu, dosya numaralarını da belirtmek suretiyle itirazda bulunmuş, ayrıca açılan davanın reddini talep etmiştir. Davalı da aynı keşif zaptının ikinci sayfasında yapılan keşfe karşı sorulduğunda arazinin tamamının kendisine ait olduğunu, aleyhe beyanlara katılmadığını açıklamış, beyanını keşif zaptındaki imzasıyla onaylamıştır. Sulh Hukuk Mahkemesinde 04.10.2010 tarihinde yapılan keşifte taşınmazın toplam değerinin 13000 TL olması nedeniyle Sulh Hukuk Mahkemesinin görev sınırı aşıldığından, Mahkemenin görevsizliğine karar kesinleştiğinde Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Sözü edilen karar 26.10.2010 tarihinde kesinleşmiştir. Dosya süresi içerisinde Asliye Hukuk Mahkemesine tevdi edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde 14.05.2012 tarihinde dava konusu 112 ada 132 parsel için yeniden keşif yapılmıştır. Davacı ..., keşif zaptının ilk sayfasında özetle; dava konusu taşınmazın tamamını değil, şu anda gösterdiği kısmı dava ettiğini, sınırlarını gösterdiği dava konusu taşınmazın diğer kısımlarının miras bırakan babası ...’a ait olduğunu, babasının yaklaşık 30 yıl kadar önce öldüğünü, ölümü ile miras kalan taşınmazların haricen taksim edildiğini, bu taksim sırasında işbu keşifte sınırlarını göstererek belirlediği kısmın kendisine, dava konusu bu taşınmazın diğer kısımlarının ise davalıya düştüğünü açıklayarak kapsamlı beyanını imzasıyla onaylamıştır. Davalı ise aynı keşif zaptının ikinci sayfasında özetle; dava konusu bu taşınmazın tamamının tarafların ortak miras bırakanı babaları ...’den kaldığını, 1986 yılında tüm mirasçılarının katılımıyla taksim yapıldığını, taksimde bu taşınmazın sınırındaki derenin esas alındığını, bu derenin batı tarafından kalan murise ait arazilerin davacı, derenin doğusunda kalan aynı taşınmazın diğer kısmının kendisine düştüğünü ve kendisine kalan yeri kullanmakta olduğunu açıklayarak beyanını imzasıyla onaylamıştır. Keşfe katılan teknik bilirkişi 22.05.2012 tarihli rapor ve eki koordinatlı krokisini dosyaya sunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne, dava konusu 112 ada 132 numaralı parselin 22.05.2012 tarihli Teknik Bilirkişi raporu ve eki krokide A harfiyle gösterilen kırmızı renkle taranmış, 1759.75 m2’lik yere ilişkin tapunun iptaline, bu kısmın davacı adına tapuya tesciline, İİK'nun 28. maddesi gereğince hüküm özetinin Tapu Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir. Yerel Mahkeme kararı süresi içerisinde davalı tarafından dilekçesinde gösterilen sebeplerle temyiz edilmiştir. Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; dava konusu 112 ada 132 parsele ilişkin kadastro tutanağı getirilmiştir. 16586.84 m2 olarak, tarla niteliğiyle, belgesizden, 30.05.2000 tarihinde, tam mülkiyet üzere, ... oğlu ... adına tespit görmüş, itirazsız olarak 09.11.2000 tarihinde kesinleştirilmiştir. Komşu parsellere ilişkin kadastro tutanaklarının onaylı suretlerinin getirildiği görülmüştür. Sulh Hukuk Mahkemesinde 19.08.2010 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişi dava konusu yerin tarafların babalarından kaldığını, ölümü ile mirasçıları arasında taksim yapıldığını, fakat dava konusu yerin kime isabet ettiğini bilmediğini söylemiştir. Aynı keşifte dinlenen tutanak bilirkişisi de, mahalli bilirkişi beyanına uygun olarak açıklamalarda bulunmuştur. Davacı tanıkları ise, taşınmazın ilk sahibinin tarafların babası ... olduğunu, ölümü ile taksim yapıldığını, bu taşınmazın ekili olan kısmının taksim için bırakıldığını, bir başka anlatımla, dava konusu taşınmazın ekili olmayan kısmının taksim sonucunda davacıya kaldığını, buradaki ağaçları davacının diktiğini, ekili kısmının ise davalı ...’e ait olduğunu açıklamışlardır. Keşif zaptı ile ilgili olarak tarafların beyanları az yukarıda açıklanmıştır. Keşifte görevlendirilen Fen Bilirkişinin 23.08.2010 tarih ve 1/5000 ölçekli krokili raporunda dava konusu 112 ada 132 parsel sarı renkle boyanmış olup, davacı tanıklarının keşif heyetine gösterdiği ve tarafların da keşif zaptında açıkladıkları üzere bu taşınmazın ekili olan ve ekili olmayan kısımlarının krokide işaretlenmediği, raporda tartışılmadığı görülmüştür. Görevsizlikle dosyanın görevli Mahkemeye gelmesi üzerine 14.05.2012 tarihinde yapılan keşifte davacı ve davalı asılın kapsamlı beyanları yukarıda yazılı olduğu üzere alınmıştır. Aynı keşifte davacı tanıkları dinlenmiştir. Teknik Bilirkişinin 22.05.2012 tarihli raporunda; keşfi yapılan 112 ada 132 parselin krokide A harfi ile özgülenen kırmızı renkle taralı kısmın zeminde çayır olarak kullanıldığı, yüzölçümünün 1759.75 m2 olduğu ve buranın davacıya ait olduğu buna karşılık aynı krokide B harfiyle özgülenen sarı renkle taralı kısmın 470.18 m2 olarak davacıya ait olduğunu ve dere yatağı içerisinde kaldığı açıklanmıştır. Davalı taraf temyiz dilekçesinde gerek Sulh Hukuk Mahkemesinde yapılan keşifte görevlendirilen Teknik Bilirkişinin raporu ve krokisi, gerekse Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan keşifte görevlendirilen Teknik Bilirkişinin kroki ve raporu arasında mübayenet bulunduğunu sair sebeplerle de kararın bozulmasını istemiştir. Açıklanan olgular tarafların ve Mahkemenin bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık, taksim sırasında taraflarca sınır olarak dikkate alınan derenin hangi dere olduğu net bir biçimde belirlenmediğinden, buna bağlı olarak doğusunda ve batısında kalan kısımların netleştirilmesinde tereddüt hasıl olmaktadır. Bir başka anlatımla, derenin doğusunda ve batısında kalan ve özgülenen kısımların kapsamında kalıp kalmadığında odaklaşmaktadır. Somut olayda, her iki keşif sonucunda düzenlenen ölçekli ve koordinatlı bilirkişi krokilerdeki taşınmaza ilişkin haritaların bir birine benzemediği gibi karara esas alınan 22.05.2012 tarihli krokide A harfiyle gösterilen kısmın kuzeyinde kalan ve işaretlenmeyen bölümün kime ait olduğu da açıklığa kavuşturulmamıştır. Kaldı ki, baz alınan dere hangi deredir bilinememektedir. Yine ilk keşiften sonra düzenlenen krokide ise taraflarca keşif heyetine gösterilen ve tanıkların açıklanan ekili ve ekili olmayan yerler belirlenmemiştir. Noksan soruşturmayla yetinilerek hüküm kurulması doğru değildir. Kaldı ki, karara esas krokide 132 parselin içerisinde kuzey, güney yönünde belirlenen kısmın dere, kadim veya sonradan yapılan insan girmesiyle açılan toprak su arkı veya yol olup olmadığı anlaşılmamaktadır. Bu durum raporda da açıklanmamıştır. A harfiyle özgülenen yerin batı sınırındaki kısmın kadim dere yatağı olduğu ise aynı krokide ve raporda B harfiyle gösterilen davacının işgalinde olduğu anlaşılan ve dava konusu olmayan bu yerin dere yatağı içerisinde olduğu açıklamalarıyla bu kısmın kadim dere yatağı olduğu sonucuna ulaşılmış ise de çelişki giderilmemiştir. Öte yandan; dava konusu taşınmaz terk niteliğindedir. 5403 ... Yasaya göre ifrazının mümkün olup olmadığı İl-İlçe Tarım Müdürlüklerinden sorulmamıştır. 3402 ... Yasanın 15/2. maddesi uyarınca ifrazı mümkün değil ise de davacının paydaş kılınması gerekir. Hal böyle olunca, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ancak, hükme esas alınan krokinin infaz kabiliyeti bulunmadığından ve yeni ihtilafların kaynağı olacağından kamu düzeni dikkate alınarak ayrıca, 5403 ... Yasa gereğince ifrazının mümkün olup olmadığı araştırılmadan yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir. Davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerindedir. Açıkladığım sebeplerle onama şeklinde tecelli olan sayın çoğunluğun görüşlerine katılmam mümkün değildir. Mahalli Mahkeme kararı bu sebeple bozulmalıdır kanaatindeyim 21.02.2013