(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2013/24104 E. , 2013/23896 K. "" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 104 ada 151 parsel sayılı 2159775,70 m2 yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan söz edilerek ham toprak niteliği ile davalı Hazine adına tespi…
**(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2013/24104 E. , 2013/23896 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 104 ada 151 parsel sayılı 2159775,70 m2 yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan söz edilerek ham toprak niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu 104 ada 151 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile uzman fen bilirkişi ... tarafından düzenlenen 24/06/2009 havale tarihli rapor ve haritada (B) harfi ile gösterilen 1131,10 m2 yüzölçümündeki bölümün son parsel numarası verilerek tarım arazisi niteliğiyle davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava ve temyize konu 104 ada 151 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tespit gününde yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğini davacı tarafın kanıtlayamadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava ve temyize konu 104 ada 151 parsel sayılı taşınmazın kadastro tesptine bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılamada taraflar bir kayıt ve belgeye dayanmamışlardır. Hal böyle olunca taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığı menkul mal hükümlerine tabi olduğu, bu nedenlerle yanlar arasındaki uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümleneceği kuşkusuzdur. Ne var ki; dosya içeriğine göre yerel bilirkişi ve dinlenen tutanak bilirkişilerinin beyanları soyut nitelikte gerekçesiz olaylara dayanmayan sözlerden ibaret olduğu gibi kendi içinde çelişen ve taşınmazın niteliğinin dere yatağı mı yoksa tarım arazisi mi olduğunu dahi açıkça belirlemeye elverişli olmayan aynı ziraat bilirkişinin esas ve ek raporları esas alınarak hüküm oluşturulmuştur. Öte yandan zilyetlik yönünden yapılan araştırma ve soruşturma da yetersiz olduğu gibi dava konusu taşınmaza ait tutanak aslı dosyada bulunmadığından gerekli inceleme araştırma ve değerlendirme bir başka deyişle yargı denetimi yapılamamıştır. Kadastro Hakimi tutanak aslı olmadan karar veremeyeceği gibi dava dosyası içindeki bilgi ve belgelerden dava konusu taşınmaza ilişkin başkaca davalarında açıldığı anlaşılmasına rağmen mahkemece aynı taşınmaza yönelik davaların birlikte görülmesi gerekirken tefrik edilerek ayrı ayrı esaslara kaydına karar verilmesi dahi usul hükümlerine uygun düşmemiştir. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamayacağı gibi usul hükümleri gözardı edilerek dahi hüküm oluşturulamaz.