Ceza Genel Kurulu 2022/130 E. , 2022/676 K. "İçtihat Metni" Yargıtay Dairesi : 6. Ceza Dairesi Sanık ...’nın banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan TCK’nın 245/1, 62/1 ve 52. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 80 TL adli para cezası; nitelikli hırsızlık suçundan ise TCK’nın 142/2-h ve 62/1. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve her iki suç yönünden de aynı Kanun’un 53. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna ilişkin ...Asliye Ceza Mahkemesince veri
**Ceza Genel Kurulu 2022/130 E. , 2022/676 K.** **"İçtihat Metni"** Yargıtay Dairesi : 6. Ceza Dairesi Sanık ...’nın banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan TCK’nın 245/1, 62/1 ve 52. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 80 TL adli para cezası; nitelikli hırsızlık suçundan ise TCK’nın 142/2-h ve 62/1. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve her iki suç yönünden de aynı Kanun’un 53. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna ilişkin ...Asliye Ceza Mahkemesince verilen 10.02.2016 tarihli ve 298-30 sayılı hükümlerin, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 03.11.2021 tarih, 2322-16975 sayı ve oy çokluğuyla onanmasına karar verilmiş, Daire Üyesi A. Karaıslı; "Sanık ...’nın katılanla aynı maden ocağında çalıştıkları, aynı köylü olup uzun zamandır tanıştıkları ve yakın arkadaş oldukları, maddi olarak her zaman birbirine yardımda bulunup borç para verip aldıkları, olay tarihinde maden ocağında gece vardiyasında çalıştıkları ve ... başlangıcı olarak ortak soyunma odasında elbiselerini değiştirip işe başladıkları, sabah saat 08.00'de mesainin bittiği, ayrı saatlerde ... yerinden çıktıkları, katılanın ilçede PTT önündeki bankamatikten para çekmek istediğinde maaş kartının cebinde olmadığını gördüğü, arayıp bulamadığı ve bankaya haber verdiği, bankadan sorgulandığında olay sabahı hesabından 100.00 TL ve 30.00 TL paranın çekilmiş olduğunu öğrendiği, kartının şifresini sadece sanığın bildiğini söyleyerek şikâyetçi olduğu, sanığın ise almadığını söylediği ve olay tarihinde kendi hesabından bankadan 30.00 TL avans çektiğini söylediği, sonuçta katılanın beyanında çelişki olduğunun kabul edilerek mahkûmiyetine karar verildiği, sanığın temyizi üzerine Yüksek 6. Ceza Dairesince kararın onanmasına karar verildiği, onama kararına çoğunluk görüşüne katılmadığımızdan ‘şüphenin sanık lehine yorumlanarak beraat kararı verilmesi,' gerektiği düşüncesinde olduğumdan muhalif kaldım. Tüm dosyanın incelenmesinde: suçu sanığın işlediğine dair katılanın şüphesinden başka hiçbir delilin bulunmadığı, sanığın katılanın hesabından para çektiğinin hiçbir delille ispatlanamadığı, varsayıma dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar verildiği ve verilen onama kararının doğru olmadığı, orta yerde şüphe olup şüphenin yenilemediği ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince her iki suçtan ayrı ayrı hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği" görüşüyle, Daire Üyesi...l ise; “Tüm dosya kapsamına göre; sanık ... hakkında hırsızlık ve banka kartlarının kötüye kullanılması suçlarından cezalandırılmasına karar verilmiş ise de banka kartının şifresini sadece sanığın bildiğine dair katılanın beyanı dışında sanığın cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanığın atılı suçlardan ayrı ayrı beraatine karar verilmesi gerektiği" düşüncesiyle, Karşı oy kullanmışlardır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 24.12.2021 tarih ve 211222 sayı ile; “...Sanık yargılamanın hiçbir aşamasında suçlamayı kabul etmemiş, sanığın atılı suçu işlediğine dair katılanın sanığın kredi kartının şifresini bildiğine dair beyanı dışında hiçbir delil bulunamamıştır. Mahkemenin gerekçesinin tamamen varsayıma dayalı olduğu, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Daire içtihatlarında süreklilik kazandığı üzere; ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan 'in dubio pro reo' kuşkudan sanık yararlanır kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkûmiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat teorikte olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermektir. O hâlde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir ihtimale değil, kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçilmesinin tek yolu budur. Tüm bu veriler karşısında sanığın mahkûmiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraatine karar verilmesi gerektiği,” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 09.02.2022 tarih ve 25621-1247 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması ve nitelikli hırsızlık suçlarının sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; Mağdurun 17.05.2015 tarihinde saat 00.00 sıralarında ... yerine giderek çalışmaya başladığı, çalışmaya başlamadan önce ... elbiselerini giyip içerisinde cüzdanının bulunduğu pantolonunu işçilerin ortak kullanımına ayrılan ve kilidi bulunmayan dolaba astığı ve daha sonra çalışmaya başladığı, aynı gün saat 08.00 sıralarında da çalışma saatinin bitmesi üzerine tekrar elbiselerini değiştirerek ...ilçesinde bulunan PTT binasına ait bankamatikten para çekmek istediği, bu sırada maaş kartının yerinde olmadığını fark ettiği ve aramasına rağmen bulamadığı, ilgili bankayı telefonla aradığında 17.05.2015 tarihinde hesabından 100 ve 30 TL olmak üzere toplam 130 TL’nin çekilmiş olduğunu öğrendiği, mağdurun; bahse konu maaş kartının şifresini aynı ... yerinde ve aynı vardiyada çalışan sanığın bildiğini, başka kimsenin şifresini bilmediğini beyan ettiği, ...'tan olay tarihine ait kamera kayıtlarının istenildiği fakat cevabi yazıda ... Madencilik ATM'lerinin kamera kayıt cihazının enerji kablosunun çıkarılmış olması nedeniyle cihazın çalışmadığının bildirildiği, yine ...'ın 06.10.2015 tarihli yazısında mağdura ait 7691763 numaralı hesaptan 100 ve 30 TL olmak üzere ATM'den 17.05.2015 tarihinde para çekildiğinin yazıldığı, sanığın alınan savunmasında özetle; mağdura ait banka kartının şifresini mağdurun kendisine söylemesi nedeniyle bildiğini, olay tarihinde mağdur ile aynı vardiyada çalıştığını, sabah saat 08.00 sıralarında çalışma saatinin bitmesi üzerine saat 08.45-08.50 sıralarında ... yerinin önünde bulunan ... ATM'sinden kendisine ait 5167 4000 1242 2382 hesap numaralı maaş kartından 30 TL çektiğini, başka da para çekmediğini, müştekiye ait kartın kendisi tarafından kullanılmadığını beyan ederek üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği, fakat 24.11.2015 tarihli ...'ın cevabi yazısında; sanığa ait 11086742 numaralı hesaptan 15.05.2015-20.05.2015 tarihleri arasında herhangi bir para çekme işleminin yapılmadığının yazıldığı, sanığın mağdura ait kartın şifresini bildiği yönünde ikrarı ve ...'ın ilgili yazısına göre sanığın olay tarihinde kendi hesabından herhangi bir para çekme işleminin yapılmadığının bildirilmesi karşısında sanığın savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun kabul edilmesi gerektiği, mağdur beyanı, sanık savunması, görgü ve tespit tutanağı, basit kroki, ...'ın 06.10.2015 ve 24.11.2015 tarihli yazı ve ekleri ile tüm soruşturma dosyası birlikte değerlendirildiğinde, sanığın mağdura ait banka kartını ... yerinde bulunan dolabın içerisindeki cüzdanından alarak yine ... yerinin önünde bulunan ATM'den bu kartla para çekmek suretiyle üzerine atılı suçları işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı, 22.05.2015 tarihli görgü ve tespit tutanağının; “Krom-4 işletme fabrikasının doğu girişine göre sağ taraf kuzey yönde bulunan soyunma odası ve işçilere ait dolaplar görülmüş olup müracaatçının kullanmış olduğu dolabın soyunma odasında orta sırada dizili çiftli ve tekli karışık sıralama ile 9. duvarın yanındaki en dip dolap olduğu, renginin gri ve tekli dolap olduğu görülmüştür. Söz konusu olayın meydana geldiği dolabın üzerinde kilit veya kilitlemek için kulakçıkların olmadığı, dolabın kapağında kilit göbeğinin olmadığı ve kilit yerinin boş bir delik olduğu, bu hâli ile dolabın kilitlenmesinin mümkün olmadığı, sürekli açık kaldığı, sadece kapağının kapalı durduğu ve dolabın metal (saç) malzemeden imal olduğu hâlde çok kolay açıldığı incelemede anlaşılmıştır. Bu soyunma odasında diğer işçilere ait dolapların da çoğunda kilit olmadığı ve dolapların açık olduğu inceleme esnasında gözlemlenmiştir. Soyunma odasında karşılıklı duvar kenarlarına ve ortaya hat halinde yaklaşık 30-35 adet dolap sıralanmış ve gelişi güzel kullanılmakta olduğu, soyunma odasının kapısının açık olduğu, herhangi bir bekçi bulunmadığı, rastgele her an herkesin girip çıkabileceği emniyetsiz bir oda olduğu, oda içinde dolaplar önünde gelişi güzel işçi malzemelerinin durduğu, maden tozundan çevrenin, dolapların ve odanın kirli olduğu, bu hâli ile teknik çalışma yapılamayacağı,” şeklinde olduğu, ...’ın 18.08.2015 tarihli cevabi yazısında; G0827-Se-Tat Madencilik ATM'sinin kamera kayıt cihazının enerji kablosu çıkartıldığından dolayı cihazın çalışmadığının ve bu nedenle istenilen tarihteki kamera görüntülerinin mevcut olmadığının bildirildiği, ...’ın 24.11.2015 tarihli cevabi yazısında; sanığın ... ve ... (Kapalı) Şubeleri nezdinde 11086742 numaralı hesabının olduğunun, 15.05.2015-20.05.2015 tarihleri arasında kredi kartı üzerinde herhangi bir hareket bilgisinin bulunmadığının belirtildiği, Anlaşılmaktadır. Mağdur ... kollukta; “... ... Madencilik Krom 4 kısmında işçi olarak çalışırım. 16.05.2015 günü saat 22.00 ile 23.00 saatleri arasında ikametimin de bulunduğu Göynükbelen Mahallesindeki ...Marketten ... ... ... şubesine ait maaş kartım ile sigara aldım ve sonrasında saat 23.15’de işe gitmek için Göynükbelen Mahallesinden işçi servisine binerek ... yerim olan ... Madencilik Krom 4 kısmına geldim. Burada saat 24.00’de başlayacak olan mesaime başlamadan önce saat 23.45 sıralarında işçilerin elbiselerini değiştirmesi için ortak kullanıma ayrılan ve benimki dahil çoğunun kapaklarında kilit bulunmayan demir aksamlı yaklaşık 35 adet dolabın bulunduğu odada üzerimdeki temiz elbiseleri çıkarıp benim kullandığım dolaba koyup ... elbiselerimi giyerek odadan ayrıldım. Dolaba bıraktığım pantolonumun arka cebinde cüzdanım vardı ve cüzdanımın içerisinde sadece maaş kartım ve kredi kartım vardı, başka da değerli eşyam veya param yoktu. Daha sonra aynı günün sabahı yani 17.05.2015 tarihinde saat 08.00 sıralarında mesaim bittikten sonra tekrar üzerimi değiştirerek işçi servisi ile ...şehir merkezine geldim ve saat 09.00 sıralarında maaş kartımla para çekmek için PTT binasına ait bankamatiğin önüne gidip cüzdanımı çıkararak maaş kartıma baktığımda kartımın yerinde olmadığını gördüm ve bunun üzerine bir önceki gece alışveriş yaptığım markette kalabileceğini düşünerek cep telefonundan marketi işleten arkadaşımı aradım ve maaş kartımın orada kalıp kalmadığını sordum. O da bana kartımın markette kalmadığını söyleyince maaş kartımın ait olduğu ...’ın müşteri hizmetlerini arayarak bakiye sorgulattığımda hesapta 135 TL olması gerekirken 5 TL olduğunu öğrenince hesaptan ne zaman ve nereden para çekildiğini müşteri hizmetlerine sorduğumda idari büromuzun da bulunduğu ... Madencilik Krom 1-3 kısmında bulunan...’a ait bankamatikten 17.05.2015 günü saat 08.30.01’de 100 TL, 08.30.28’de de 30 TL paranın çekildiğini öğrendim. Bankamatik 10 TL ve katlarını verdiği için hesabımda da sadece 5 TL para kalmış. Ben maaş kartımı kimin aldığını ve hesabımdaki parayı kimin çektiğini bilmiyorum ancak maaş kartıma ait şifremi sadece aynı ... yerinde, aynı vardiyada çalışan ve aynı zamanda köylüm olan...’a söylemiştim, başka da kimse şifremi bilmemektedir. Olaydan sonra...’a maaş kartımı alıp almadığını, hesabımdan para çekip çekmediğini sorduğumda, bana kartımı almadığını, hesabımdan para falan da çekmediğini söyledi. Benim şüphelendiğim başka da kimse bulunmamaktadır. Benim olay ile ilgili söyleyeceklerim bundan ibarettir, ben maaş kartımı çalan ve hesabımdaki parayı çeken şahıs veya şahıslardan davacı ve şikâyetçiyim.”, Mahkemede; “Ben hesabımdan para çeken şahıstan şikâyetçiyim. Sanığın bunu yapıp yapmadığını bilmiyorum ama benim kart şifremi bilen tek kişi sanıktır. Davaya katılmak isterim zararım giderilmedi.”, Şeklinde ifadede bulunmuştur. Sanık ... kollukta bilgi alma tutanağında; “Ben yaklaşık olarak bir yıldır ... Madencilik isimli şirkette işçi olarak çalışmaktayım. ... benim köylüm olur ve kendisini uzun zamandır tanımaktayım, kendisi benim arkadaşım olur ve ... Madencilik isimli şirkette beraber çalışmaktayız. Tam olarak tarihini hatırlamıyorum ancak olaydan bir iki gün önce bana cüzdanından ...’a ait maaş kartının çalınmış olduğunu ve bankamatikten 130 TL parasının çekildiğini söyledi. Ayrıca bu konu ile ilgili bilgim olup olmadığını sordu, ben de kendisine benim haberim yok dedim. Zaten ... ile uzun zamandır yakın arkadaşız, aramızda para söz konusu olmaz. Benim paraya ihtiyacım olduğu zaman bana verir, ben de kendisine para veririm. Ben bu zamana kadar kendisinin maaş kartını almadım ve onun adına para çekmedim, maaş kartının şifresini de bilmiyorum. Ayrıca ...’in maaş kartının çalındığı gün Arif benden yaklaşık olarak 10-15 dakika kadar işten erken çıktığını hatırlıyorum, çünkü bana ...’nde işi olduğunu söylemişti.”, Savcılıkta; “... benim uzun zamandır tanıdığım arkadaşım olur. Aynı zamanda köylümdür ve kendisiyle ...ilçesinde bulunan ... Madencilik isimli ... yerinde beraber işçi olarak çalışırız. Şirketten almış olduğumuz maaşlarımız şirketin anlaşmalı olduğu ... isimli bankaya yatmaktadır. Bu nedenle de banka tarafından adımıza hesap açılıp maaş kartı verilmiştir. Şirket tarafından maaşlarımız her ayın 10’u ile 20’si arasında yatmaktadır. Her ay bu tarih değişmektedir. Biz de maaşımızın yatıp yatmadığını öğrenmek için bu tarihler arasında bankanın müşteri hizmetlerini arayarak sorgulama yaparız. Yine hatırlamadığım bir tarihte ... ile beraberken maaşının yatıp yatmadığını sorgulamam için ...'ı aramamı istedi. Ben de arayarak ...'in kart bilgilerini tuşladım. Daha sonra telefonda kartın şifresi soruldu. ...'te bana o sırada kartın şifresini söyledi, ben de şifreyi tuşlayarak girdim. Bu olay nedeniyle ...'e ait banka kartının şifresinin öğrenmiştim. Fakat o tarihten sonra bu şifreyi unuttum. 17.05.2015 tarihinde saat 00.00’da ... ile aynı vardiyada çalışıyorduk. Vardiyamız saat 08.00’de bitmişti. ... ... yerinden benden önce ayrıldı, ben de saat 08.30 sıralarında ... yerinden ayrıldım. Saat 08.45-08.50 sıralarında ... yerinin önünde bulunan ... ATM'sine giderek kendime ait maaş kartımdan nakit para çektim, 30 TL idi. Benim ...'a ait maaş kartımın numarası 5167 4000 1242 2382'dir. Daha sonra oradan ayrılarak eve gidip istirahat ettim. Benim ...'in banka kartının çalınması ve bu banka kartından ATM'den para çekilmesi olayıyla ilgili olarak o tarihte herhangi bir bilgim yoktu. Olaydan yaklaşık 2-3 gün sonra ... bana banka kartının çalınmış olduğunu ve ATM'den bu şekilde para çekilmiş olduğunu söyleyince bu olaydan haberim oldu. Kendisi benim uzun süredir arkadaşımdır. Aramızda herhangi bir para sorunu olmaz. İstediğimizde birbirimize para veririz. Benim böyle bir olayı yapmam söz konusu değildir. Ben kesinlikle ...'e ait banka kartını çalarak ATM'den para çekmiş değilim. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Suçsuzum.”, Mahkemede; “Ben suçlamaları kabul etmiyorum. Ben müştekinin kartını almadım. Müştekinin kartının şifresini ben biliyordum ama ben kullanmadım. Kendi hesabımdan 30 TL çektim ama ben bunu ... yerimden avans olarak çektim. Savcılıkta korktuğum için maaş kartımdan çektiğimi söyledim. Suçsuzum beraatimi isterim” , Şeklinde savunmalarda bulunmuştur. Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate veya herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Mağdurun 17.05.2015 tarihinde saat 00.00 sıralarında ... yerine giderek çalışmaya başladığı, çalışmaya başlamadan önce bahse konu ... yerinde çalışan işçilerin elbiselerini değiştirmeleri için tahsis edilen yerdeki dolaba içerisinde cüzdanının bulunduğu pantolonunu asarak ... elbiselerini giydiği, aynı gün saat 08.00 sıralarında da mesai saatinin bitmesi üzerine tekrar elbiselerini değiştirip ... yerinden ayrılarak ...ilçesine gittiği, ...ilçesinde bulunan PTT binasına ait bankamatikten para çekmek istediği sırada maaş kartının yerinde olmadığını fark ettiği, yapılan araştırma sonucunda mağdurun banka kartı ile ATM’den 100 ve 30 TL olmak üzere toplam 130 TL çekildiğinin tespit edildiği, söz konusu banka kartını alarak parayı çeken kişinin sanık olduğu iddia olunan olayda; mağdurun aşamalarda; maaş kartını kimin aldığını ve hesabındaki parayı kimin çektiğini bilmediğini, ancak maaş kartının şifresini sadece sanığın bildiğini beyan etmesi, sanığın da; maaşlarının her ayın 10’u ile 20’si arasında yattığını, bu tarihlerin her ay değiştiğini, maaşlarının yatıp yatmadığını öğrenmek için de bu tarihler arasında bankanın müşteri hizmetlerini arayarak sorgulama yaptıklarını, hatırlamadığı bir tarihte de mağdurun maaşının yatıp yatmadığını öğrenmek üzere müşteri hizmetlerini aramasını istediğini, kendisinin de kabul edip müşteri hizmetleri arayarak mağdurun kart bilgilerini tuşladığını, bu sırada kartın şifresinin sorulması üzerine de mağdurun kartın şifresini söylediğini ve bu şekilde şifreyi öğrendiğini ancak kesinlikle mağdura ait banka kartını alıp para çekmediğini savunması, sanığın soruşturma aşamasında kendi hesabından 30 TL çektiğini belirtmesine rağmen mahkeme huzurunda söz konusu 30 TL’yi ... yerinden avans olarak çektiğini, savcılıkta korktuğu için maaş kartından çektiğini söylediğini bildirmesi ve paranın çekildiği ATM’nin kamera görüntülerinin mevcut olmaması karşısında; sanığın savunmasının aksine atılı suçları işlediğine dair mahkûmiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşıldığından beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesinin isabetsiz olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir. SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 03.11.2021 tarihli ve 2322-16975 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, 3- ...Asliye Ceza Mahkemesinin 10.02.2016 tarihli ve 298-30 sayılı mahkûmiyet hükümlerinin, sanığın atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kuşkuyu aşan, yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 26.10.2022 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.