22. Hukuk Dairesi 2016/28100 E. , 2016/28293 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkilinin ... Belde Belediyesinde çalıştığı süre içerisinde ödenmeyen ücretlerinin 6360 sayılı Kanun ile çalıştığı belediyenin İl Özel İdaresine devredilmesinden sonra davalı tarafından ödendiğini, ancak işlemiş faizinin ödenmediğini belirterek faiz alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili, davacının ifanın kabulü sırasında ya da hem…
**22. Hukuk Dairesi 2016/28100 E. , 2016/28293 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkilinin ... Belde Belediyesinde çalıştığı süre içerisinde ödenmeyen ücretlerinin 6360 sayılı Kanun ile çalıştığı belediyenin İl Özel İdaresine devredilmesinden sonra davalı tarafından ödendiğini, ancak işlemiş faizinin ödenmediğini belirterek faiz alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili, davacının ifanın kabulü sırasında ya da hemen ardından ileri sürmediği işlemiş faiz alacağını sonradan talep edemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, faizin alacağa bağlı feri bir borç olduğu, asıl alacakla birlikte sona erdiği, faize ilişkin ihtirazi kayıt hakkını ifa anında yada en geç ifanın hemen ardından ileri sürmeyen davacının sonradan işlemiş faiz talep edemeyeceği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Karar, süresi içerisinde davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında öncelikle çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için gerekli şartları taşıyıp taşımadığı noktasında toplanmaktadır. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesiyle, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak ve tespit davası kabul edilmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 107. maddesine göre, "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir." Hükümet tasarısında yer almayan bu madde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu tarafından, esasen baştan miktar veya değeri tam tespit edilemeyen bir alacakla ilgili hak arama durumunda olan kişinin, hukuk sisteminde karşılaştığı güçlüklerin bertaraf edilerek hak arama özgürlüğü çerçevesinde mümkün olduğunca en geniş şekilde korunmasının sağlanması gerekçesi üzerinde durularak ihdas edilmiş ve nihayetinde kanunlaşmıştır. Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafca belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hali, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkansızlığa dayanmalıdır.