Başvuru, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur bırakılması sonucu özel hayatın ve mülkiyet haklarının, 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvuruların reddedilmesi ve ret işlemlerine karşı açılan davalara ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur bırakılması sonucu özel hayatın ve mülkiyet haklarının, 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvuruların reddedilmesi ve ret işlemlerine karşı açılan davalara ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 23/7/2013 tarihinde İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 3/2/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 3/2/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 29/2/2016 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Diyarbakır ili Lice ilçesinde ikamet etmekteyken1993 ile1994 yılları arasında yoğun terör olayları yaşanması nedeniyle güvenlik güçleri tarafından göçe zorlandığını iddia etmiştir. Başvurucu 20/12/2004 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle Diyarbakır Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur. 4/2/2009 tarihli ve 2009/5-97 sayılı Komisyon kararında, terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması talebiyle yapılan başvuruda "...müracaatçıya; tapu kayıtlarında Lice merkezde şahsın 1993 yılına ait değirmen tapusuna rastlanmadığından değirmen talebinin kabul edilmemesine, bahçe arazisi için 586,00 TL, sulu arazi için 474,00 TL, susuz arazi için 480, 00 TL, yaş bağ için 896,00 TL MAL VARLIĞINA ULAŞAMAMA nedeniyle oluşan; toplam 436,00 TL ödenmesi..."kararı verilmiştir. Başvurucu tarafından sulhname tasarısı kabul edilmeyerek 15/7/2009 tarihli uyuşmazlık tutanağı imzalanmıştır. Başvurucu tarafından zararları konusunda yeterince araştırma yapılmadığı, zararlarının karşılanmadığı gerekçesiyle Komisyon kararının iptali istemi ile Diyarbakır İdare Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat talepli dava açılmıştır. Dava, Diyarbakır İdare Mahkemesinin 30/11/2010 tarihli ve E.2009/2028, K.2010/2447 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir; "...Davacı tarafından davacının su değirmeninin zarar görmesi ve içindeki eşyalar ve değirmenin işletilememesinden kaynaklı mahrum kalınan kâr talep edilmekte ayrıca arazi, bağ ve bahçe zararlarının daha fazla olduğu iddia edilmektedir. Bakılan davada davacı tarafından Lice İlçesinin Merkezinde 1993 ve 1994 yıllarında gerçekleşen olaylar sonucu nedeni ile zarara uğradığından bahisle başvuru yapıldığı, ancak anılan dönemde gerçekleşen olaylar üzerine zarara uğrayan şahıslar tarafından Lice Sulh Hukuk Mahkemesine başvurularak hemen zarar tespiti yaptırıldığı, oysa davacı tarafından olayın akabinde değil olaydan yıllar sonra 2001 yılında tespit yapılması için mahkemeye başvurulduğu, bu tespit sırasında da yapıların olaylar nedeni ile zarar gördüğüne dair bir belirleme yapılmadığı, bunun yanında yine olaylar sonrasında zarar görenlere dair hem İl Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünce hem de Lice Belediyesi tarafından listeler tutulduğunu, davacının her iki listede de isminin bulunmadığı görülmüştür.Davacının bağ, bahçe, arazi, ağaç ve mahrum kalınan gelir zararına ilişkin olarak, davacı tarafından hukuken geçerli hiçbir somut bilgi ve belgenin dava dosyasına sunulmaması, yer verilen tutanak ve tespitlerde de bu kalemlere ilişkin bir tespitin yapılmamış olması nedeniyle istemin bu yönünün karşılanmasına imkan bulunmamaktadır.Bu durumda davacının Lice İlçe Merkezinde yaşanan olaylar nedeni ile zarar görmediği anlaşıldığından talebin reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Davacının maddi tazminat istemine gelince, davacının meydana gelen olaylarda zarara uğradığının ortaya konulmamış olması karşısında davacıya tazminat ödenmesine olanak bulunmamaktadır.5233 sayılı Yasa hükümlerine göre manevi tazminat ödenmesinin olanaklı olmaması karşısında davacının manevi tazminat isteminin de kabul edilmesine olanak bulunmamaktadır. " Komisyon, İdare Mahkemesinin kararı üzerine 23/2/2011 tarihli ve 2011/5-107 sayılı kararıyla başvurucunun talebinin reddine karar vermiştir. Temyiz üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesinin 18/1/2012 tarihli ve E.2011/11517, K.2012/129 sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir. Karar düzeltme istemi aynı Dairenin 13/12/2012 tarihli ve E.2012/9166, K.2012/14088 sayılı ilamıyla reddedilmiştir. Başvurucu 23/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 5233 sayılı Kanun’un , , , , , , geçici , geçici , geçici maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Karar’ın maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-28). 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanun’un maddesiyle değişik maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir: “Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, Nakdî ödeme yapılır. … Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır.”