3. Ceza Dairesi 2022/1866 E. , 2024/7100 K. İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2058 E., 2020/620 K. KATILANLAR : 1-... 2-ÖSYM Başkanlığı SUÇLAR : 1-Silahlı terör örgütüne üye olma 2-Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık 3-Resmi belgede sahtecilik 15.06.2017 (Dolandırıcılık suçu yönünden) HÜKÜM : İstinaf başvurusunun usulden ve esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret - Düzeltilerek Onama Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, res…
**3. Ceza Dairesi 2022/1866 E. , 2024/7100 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2058 E., 2020/620 K. KATILANLAR : 1-... 2-ÖSYM Başkanlığı SUÇLAR : 1-Silahlı terör örgütüne üye olma 2-Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık 3-Resmi belgede sahtecilik 15.06.2017 (Dolandırıcılık suçu yönünden) HÜKÜM : İstinaf başvurusunun usulden ve esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret - Düzeltilerek Onama Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından ... vekilinin; silahlı terör örgütüne üye olma ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından ÖSYM Başkanlığı vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca “başvuranın buna hakkı bulunmadığının anlaşılması” nedeniyle reddine karar verildiği, bahse konu kararın; 5271 sayılı Kanun’un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu ve temyiz incelemesine yer olmadığına, kaldı ki itiraz merciince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan bu hususta bir karar da verildiği anlaşılmakla, anılan suçlar ve temyiz istemleri yönünden dava dosyasının incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçundan hükmolunan cezanın tür ve miktarı, resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat hükmünün niteliği ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararları dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının g bendi uyarınca hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04/07/2018 tarihli ve 2017/1130 Esas, 2018/972 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun ) 3 üncü maddesi delaletiyle aynı yasanın 5 inci maddesi, 5237 sayılı Kanun'un 62 inci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine; kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 158/1-e, son fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 478.680 TL adlî para cezası cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, resmi belgede sahtecilik suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine göre beraatine karar verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 23.09.2020 tarihli ve 2018/2058 Esas, 2020/620 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafii ile katılan kurumlar vekillerinin istinaf başvurularının usulden ve esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 12.12.2021 tarihli, ret ve düzeltilerek onama görüşlerini içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; 1. Sanığın, mahkum edildiği suçları işlediğinin kesin olarak ispat edilemediğine; 2. Sanığa atılı suçların yasal unsurlarının oluşmadığına; 3. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir. Katılan ... vekilinin temyiz istemi özetle; 1-Sanığın, unsurları oluşan tüm suçlardan cezalandırılması gerektiğine; 2. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir. Katılan ÖSYM Başkanlığı vekilinin temyiz istemi özetle; 1-Sanığın, unsurları oluşan tüm suçlardan cezalandırılması gerektiğine; 2. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanığın eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma ve kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlarını oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında ayrı ayrı mahkûmiyetine, resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı gerekçesiyle atılı suçtan beraatine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A) Ayrıntıları Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin, 26.10.2017 tarihli ve 2017/1809 Esas, 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere; Örgüt üyesi; örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği; örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi, örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, s. 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (Toroslu Özel Kısım s. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28, Özgenç Genel Hükümler s. 280). Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 24.03.2016 tarihli bilirkişi raporunda sanığın sınavdaki başarısının tesadüfi olamayacağına yönelik kuvvetli kanaat oluştuğunun belirtilmesi karşısında; ihtimallere dayanan yüzdelik oranlarının yer aldığı değerlendirme içermesi sanığın hileli bir davranışını ortaya koymaya elverişli olmadığı gibi kişinin önceki ve sonraki yıllardaki doğru ve yanlış cevap sayılarının kıyaslanarak sınav sorularını haksız elde etmek sureti ile sınavda hileli yollarla yüksek puan aldığının kesin olarak ispatlanamayacağı, ayrıca bilirkişi raporunu teyit eder başkaca delil, beyan veya bilgi bulunmadığı gibi bilirkişi raporunda sınav sorularının alındığına dair kesin kanaatin de bildirilmediği, dosya kapsamında sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna ve örgüte üye olma suçundan mahkûmiyetini gerektirir her türlü kuşkudan uzak, yeterli ve kesin delilin de bulunmadığı gözetilerek, atılı suçtan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, B) Kabul ve uygulamaya göre; 1-Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen cezanın 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi ile artırılması sırasında artırım oranının doğru uygulanmasına karşın uygulanan kanun maddesinin aynı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası olarak gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2- Dosya kapsamına göre 2010 yılı KPSS sınavı ile haksız şekilde kamu görevine atanan sanığın eylemi icra hareketlerine geçmiş olup, kamu kurumundan maaş dahil aldığı her ücret temadi ettikçe zincirleme şekilde 5237 sayılı Kanun'un 158/1-e maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağından kamu görevine son verilinceye kadar zincirleme olarak menfaat temini de devam ettiği, bu halde kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçu yönünden suç tarihinin sanığın açığa alındığı tarih olan 15.06.2017 olduğu; bu itibarla gerekçeli karar başlığında suç tarihinin, "15.06.2017" yerine “10.07.2010” olarak gösterilmesi, kanuna aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Katılan ... vekilinin silahlı terör örgütüne üye olma ve resmi belgede sahtecilik, katılan ÖSYM Başkanlığı vekilinin silahlı terör örgütüne üye olma ve kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlarından verilen beraat ve mahkûmiyet kararlarına yönelik temyiz istemleri yönünden: Ön inceleme bölümünün 1. paragrafında açıklanan nedenle, katılan kurumlar vekillerinin sanık hakkında belirtilen suçlardan kurulan hükümlere ilişkin istinaf başvurularının sıfat yokluğundan reddine dair karara yönelik temyiz istemlerinin, bahse konu kararın 5271 sayılı Kanun'un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından temyiz incelemesine yer olmadığına,, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, dosyanın mahalline oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, B. Katılan ... ve Hazine vekili ile sanık müdafiinin kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık ve ÖSYM Başkanlığı vekilinin resmi belgede sahtecilik suçlarından sanık hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz istemleri yönünden: Ön inceleme bölümünün 2. paragrafında açıklanan nedenlerle sanık müdafii ve katılanlar ÖSYM Başkanlığı ve Maliye ve Hazine Bakanlığı vekillerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle AYRI AYRI REDDİNE, C. Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hüküm yönünden: Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 23.09.2020 tarihli ve 2018/2058 Esas, 2020/620 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.05.2024 tarihinde karar verildi.