8. Hukuk Dairesi 2023/1517 E. , 2025/804 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/146 E., 2022/100 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda;
**8. Hukuk Dairesi 2023/1517 E. , 2025/804 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/146 E., 2022/100 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ile davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında Çemişgezek/Paşacık köyü çalışma alanında bulunan 195 ada 31 parsel sayılı 2.001,94 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı nedeniyle Hazine adına tarla vasfıyla tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen önceki tarihli hüküm Yargıtay'ca bozulmuş olup bozma ilamında özetle; "...Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davacıların dayandığı ve çekişmeli taşınmazın güneyden komşusu olan aynı ada 20 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kaydının revizyon gördüğü parselle birlikte davaya konu taşınmazın (D) ile gösterilen bölümünü de kapsadığının anlaşılmasına ve bu bölümün davacı tarafın zilyetliğinde bulunduğunun mahkemece doğru olarak belirlenmesine göre davalı Hazine vekilinin, çekişmeli taşınmazın (D) ile gösterilen bölümüne yönelen temyiz itirazlarının yerinde olmadığı; tarafların taşınmazın (E) harfi ile gösterilen bölümüne yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; Mahkemece çekişmeli 195 ada 31 parselin kuzeyinde yer alan çeşme ve çevresinin kullanımının hiçbir zaman tek başlarına davacılara ait olmadığı, bu bölümün tüm köylünün ortak kullanımında olan ve köy halkınca ziyaret alanı olarak tanımlanan; sulama amaçlı olarak da kullanılan dilekler dilenen, çaputlar bağlanan ortak bir alan olduğu, kadastro tespiti esnasında sehven 195 ada 31 parsel içerisinde gösterildiği gerekçesiyle bu bölümün Köy Tüzel Kişiliği adına çeşme ve çevresi vasfıyla tesciline karar verilmiş ise de somut olayda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30/2. maddesince tahdidi olarak düzenlenmiş bulunan re'sen malik araştırması gerektiren bir hal bulunmadığından ihtilafın kişilerin istemleriyle sınırlı olarak değerlendirilmesi gerekirken bu bölüm yönünden Köy Tüzel Kişiliği tarafından açılan bir dava da olmadığı halde Köy Tüzel Kişiliği adına tesciline karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; bu bölüm hakkında yapılan araştırma ve incelemenin de hüküm vermeye yeterli olmadığı; şöyle ki; her ne kadar keşif sonucu düzenlenen teknik bilirkişi raporlarında; “tanık ve mahalli bilirkişilerce çekişmeli taşınmazda (E) harfi ile gösterilen bölümünün Köy Tüzel Kişiliğine ait çeşme olduğu; geri kalan kısmın ise davacıların kullanımında bulunduğunun beyan edildiği” belirtilmiş ise de; taşınmaz başında yapılan keşifte, bu bölümde çeşme olduğuna dair keşif tutanağına yansıyan bir hakim gözlemine ve bu hususta mahalli bilirkişi ve tanık beyanına rastlanmamış olup; dosya kapsamı, teknik raporlarda yer alan değerlendirmeyi denetime ve keşfi takibe elverişli bulunmadığına işaret edilerek; çekişmeli taşınmaz başında yeniden keşif yapılması; dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan teknik raporlarda (E) ile gösterilen taşınmaz bölümünün evveliyatının ne olduğu; kim ya da kimler tarafından ne şekilde kullanıldığı; çeşmenin bulunduğu ifade edilen bu bölümün evvelce sınırdaşı olan yol içerisine mi dahil olduğu, yoksa çekişmeli 31 parsel sayılı taşınmazın (D) ile gösterilen bölüm ile birlikte davacı yanca bir bütün olarak kullanılan yer içerisinde mi kaldığı,ayrıca 15.12.2014 tarihli teknik bilirkişi ek raporunda gösterildiği şekilde, bu bölüm ile 195 ada 31 parselin geri kalan (D) bölümü arasında ark ve patika yol bulunup bulunmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, çeşmenin bulunduğu taşınmaz parçasının evvelce yol olduğunun anlaşılması halinde davacının tutunduğu tapu kaydının kuzey hududunun yol okuduğu dikkate alınarak; kayıt kapsamı dışında kaldığının kabulü gerekeceği hususu da düşünülerek sonucuna göre bir hüküm kurulması; yine kabule göre ise 22.05.2014 tarihli teknik bilirkişi raporunda (E) ile gösterilen bölümün çeşme olup yüzölçümünün 156.36 metrekare olduğu; 16.12.2014 havale tarihli ek raporda ise aynı bölümün bu kez de 71.32 metrekare olduğunun belirtildiği anlaşılmış olup bu farkın hangi nedenden kaynaklandığı ek raporda belirtilmeyerek raporlar arasında çelişki yaratıldığı halde bu çelişkinin yöntemince giderilmemiş olması ve hükümde 16.12.2014 havale tarihli ek rapora atıf yapıldığı halde; önceki 22.5.2014 tarihli raporda yazılı yüzölçümler üzerinden hüküm kurulmasının dahi isabetsiz olduğu" hususlarına değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "...195 ada 31 parselin (E) harfi ile gösterilen kısmının, toprak yapısı, topoğrafik yapısı, toprak profili (horizonu) üzerinde yapılan tekstür, strüktür incelemesi, toprak rengi, bitki deseni, taşınmazı komşu parsellerden ve 195 ada 31 parsel nolu taşınmazın (D) harfiyle gösterilen kısımdan ayıran yapay ve doğal sınırların oluşması, bu sınırların belirli yükseltide net bir şekilde belirgin olması vb. kriterlere bakıldığında, bu kısmın en az 60 yıldan bu yana çeşme (kaynak) ve arsası olarak kullanıldığı, 195 ada 31 parsel nolu taşınmazdan bağımsız bir parsel olduğu, kadastro tespit tarihinden (29.12.2008) geriye doğru en az 50 yıl çeşme (kaynak) ve arsası olarak kullanıldığı, oluşan yapay ve doğal sınırları ile 195 ada 31 parsel nolu taşınmazdan ve diğer taşınmazlardan ayrıldığı bağımsız bir parsel olduğu, özel mülkiyete konu olabilecek özellikler taşımadığı, bu kısımda bulunan çeşmenin (su kaynağının) sulama havzasında bulunan taşınmazların sulama suyu ihtiyacı amaçlı olarak ortak kullanımında olduğu, kaldı ki 195 ada 31 parsel içinde bulunan çeşme ve çevresinin kullanımının hiçbir zaman tek başlarına davacılara ait olmadığı, bu yeri tüm köy halkı ile birlikte onlarında yararlandığı, bu bölümün tüm köylünün ortak kullanımında olan ve köy halkınca ziyaret alanı olarak tanımlanan ayrıca çeşmesi sulama amaçlı olarak da kullanılan dilekler dilenen, çaputlar bağlanan ortak bir alan olduğu, fakat bozma ilamında da belirtildiği gibi, somut olayda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30/2. maddesince tahdidi olarak düzenlenmiş bulunan re'sen malik araştırması gerektiren bir hal bulunmadığından ihtilafın kişilerin istemleriyle sınırlı olarak değerlendirilmesi gerekeceğinden, bu bölüm yönünden Köy Tüzel Kişiliği tarafından açılan bir dava da olmadığından davacının davasını ispatlayamadığı .." gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine; çekişmeli 195 ada 31 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan kadastro tespitinin iptali ile; taşınmazın 16.12.2014 havale tarihli ek raporuna ekli kroki de koordinat değerleri belirtilen ve kırmızı renkte (E) harfi ile gösterilen kısmının tespit gibi tesciline; aynı raporda açık yeşil renkte (D) harfi ile gösterilen 1.845.58 m²'lik kısmının ise 195 ada 31 parselden ayrılarak 195 ada da en son parsel numarası verilerek taşınmazın sulu tarla vasfıyla 195 ada 31 parsel olarak tescili ile 1/2 şer hisse oranında birleşen dosya davacısı ... oğlu ... ile asli müdahil ... Oğlu ... adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş olup; hüküm davacı ... tarafından taşınmazın (E) harfi ile gösterilen bölümüne; davalı Hazine vekili tarafından ise (D) harfi ile gösterilen bölümüne yönelik olarak temyiz edilmiştir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davacı ... ile davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır. Mahkeme hükmüne esas alınan 15.12.2014 düzenleme; 16.12.2014 havale tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde; taşınmazın (E) harfi ile gösterilen bölümü 71,31 metrekare; (D) harfi ile gösterilen bölümü ise 1.930,62 metrekare yüzölçümlü olarak belirlenmiş ve Mahkemece de bu rapora atıf yapılarak hüküm kurulmuş ise de; hükmüne uyulan bozma ilamında açıkça "...kabule göre ise 22.05.2014 tarihli teknik bilirkişi raporunda (E) ile gösterilen bölümün çeşme olup yüzölçümünün 156.36 metrekare olduğu; 16.12.2014 havale tarihli ek raporda ise aynı bölümün bu kez de 71.32 metrekare olduğunun belirtildiği anlaşılmış olup bu farkın hangi nedenden kaynaklandığı ek raporda belirtilmeyerek raporlar arasında çelişki yaratıldığı halde bu çelişkinin yöntemince giderilmemiş olması..." nın da isabetsiz olduğu bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamından sonra çekişmeli taşınmaz başında yapılan keşif sonucu düzenlenen 07.06.2022 havale tarihli fen ve jeodezi bilirkişileri tarafından düzenlenen raporda; "... yapılan hesaplamalar sonucunda rapor ekindeki krokide koordinat değerleri ve alan hesabı yapılan D harfi ile gösterilen kısmın 1845,58 metrekare; E harfi ile gösterilen kısmın alanının ise 156,36 metrekare olduğu" tespit edilmiş olup bu rapor bozma öncesi 22.05.2014 tarihli asıl teknik bilirkişi raporunu da doğrular nitelikte olduğuna göre 07.06.2022 havale tarihli son raporda tespit edilen yüzölçümlerin hükme esas alınması gerekir. Nitekim iş bu temyize konu hükümde (D) harfi ile belirtilen kısmın doğru ve rapordaki belirlemeye uygun olarak 1.845,58 metrekare yüzölçümü ile tesciline karar verilmiş iken; (E) harfi ile gösterilen kısım yönünden anılan rapora atıf yapılmak suretiyle 71.32 metrekare olacak şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup hüküm bu haliyle infaza elverişli olmadığı gibi çekişmeli taşınmazın (D) harfi ile gösterilen bölümünün ifrazen aynı ada son parsel numarası verilerek tesciline karar verildikten sonra devamında tekrardan 195 ada 31 parsel sayısı ile tesciline karar verilmiş olması dahi isabetsiz ve anılan bu hususlar bozma nedeni ise de bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı ... ile davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davacı ... ile davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinin "a-" bölümünde yer alan "kadastro fen bilirkişisi ... ...'un 16/12/2014 havale tarihli ek raporuna ekli kroki de koordinat değerleri belirtilen ve kırmızı renkte (E) ile gösterilen" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "ve teknik bilirkişiler ... ... ve ... ... tarafından müştereken düzenlenen 07.06.2022 havale tarihli rapora ek krokide (E) harfi ile gösterilen 156,36 metrekarelik" ibaresinin yazılmasına; Yine hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinin "b-" bölümünde yer alan " kadastro fen bilirkişisi ... ...'un 16/12/2014 havale tarihli ek raporuna ekli krokide koordinat değerleri belirtilen açık yeşil renkte (D) harfi ile gösterilen" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "teknik bilirkişiler ... ... ve ... ... tarafından müştereken düzenlenen 07.06.2022 havale tarihli rapora ek krokide (D) harfi ile gösterilen" ibarelerinin yazılmasına ve yine hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinin "b-" bölümünün 4. ve devamında 5. satırlarında yer "Çemişgezek ilçesi Paşacık köyü 195 ada 31 parsel olarak tescili ile" ibarelerininde hükümden çıkartılmasına ve İlk Derece Mahkemesi hükmünün DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.