8. Hukuk Dairesi 2018/9537 E. , 2019/5113 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün asıl ve birleşen dosya davacısı Hazine vekili ile asıl ve birleşen dosya davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Asıl ve birleşen davada davacı Hazine vekili, dava konusu 508 parsel sayılı taşınmazın …
**8. Hukuk Dairesi 2018/9537 E. , 2019/5113 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün asıl ve birleşen dosya davacısı Hazine vekili ile asıl ve birleşen dosya davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Asıl ve birleşen davada davacı Hazine vekili, dava konusu 508 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağı iddiasına dayalı tapu iptal, sicil kaydının kütükten terkini, el atmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuştur. Asıl ve birleşen davada davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, (ilk kararda) 3402 sayılı Yasa'nın 12. maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların hakdüşürücü süre yönünden reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 12.04.2010 tarihli ve 2010/3633 Esas, 2010/4136 Karar sayılı ilamında belirtilen "... mahkemece yapılan keşif sonucu çekişmeli bölümlerin kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı ve dava tarihinde davacı Hazinenin haklı olduğunun anlaşıldığına ve yargılama sırasında yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa gereğince dava reddedildiğine göre davalının tüm yargılama giderlerinden ve avukatlık ücretiyle, harçtan sorumlu tutulması gerekir..” gerekçesiyle bozulmuş, davacı vekilinin karar düzeltme talebi aynı dairece reddedilmiş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece, (ikinci karada) 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasa hükümleri uyarınca davanın hak düşürücü süreden reddine; 6099 sayılı Yasa uyarınca da yargılama masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş, davacı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 08.02.2012 tarihli ve 2011/12934 Esas, 2012/972 Karar sayılı ilamında belirtilen “...Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra davanın hak düşürücü süreden reddine ilişkin verilen kararın doğruluğundan söz edilemez. Zira, kamu düzeniyle ilgili bütün haller istisnanın kapsamına girer. Hal böyle olunca; işin esası hakkında 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı doğrultusunda değerlendirme yapılmak suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması için karar bozulmalıdır.” gerekçeleriyle bozma kararı verilmiş ve davalılar vekilinin karar düzeltme talebi aynı daire tarafından reddedilmiştir.