TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05.11.2025 NUMARASI : 2025/839 Esas-Derdset DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 04/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen ara karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak ya…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1928 KARAR NO: 2026/267 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05.11.2025 NUMARASI : 2025/839 Esas-Derdset DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 04/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen ara karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve tespit istemi olup; davalının ihtiyati tedbire itirazın reddine dair verilen ara karara karşı davalı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili; Davacı vekili; taraflar arasında davacıya ait taşınmaz üzerinde tesis edilecek 01.12.2022 tarihli "...ve Bakım Sözleşmesi" imzalandığını, davaya konu işbu taşınmaz üzerinde davalı lehine tesis edilmiş herhangi bir ipotek görülmediğini, sözleşmenin imzalanmamış sayılmasına dair hükmünün devreye girdiğinin açıkça gözlendiğini, davacının ekonomik/mali açıdan sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre yapılacak bir tasfiye bakiyesini nakden ve defaten ödeme gücüne sahip olduğunu, takdiren teminatsız veya uygun görülecek bir teminat mukabilinde; davalı tarafından düzenlenecek faturaların ödenmesinin tedbiren durdurulmasını, davalı bankaya teslim edilmiş bulunan, ... TAŞ tarafından düzenlenmiş bulunan Seri No:... E-Mektup No: ....olan teminat mektubunun tazmin edilmesinin veya tazmin talebine bulunulması durumunda adı geçen banka tarafından ödenmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme 22.09.2025 tarihli ara kararında; taraflar aralarındaki ticari ilişkinin teminatı olan teminat mektubunun paraya çevrilmesi koşullarının dosyaya sunulan dava dilekçesi ekinde sunulan sözleşme, ihtarname, tapu kayıtları ve delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, teminat mektubunun nakde çevrilmesi durumunda ileride telafisi güç veya imkansız zararlar doğabileceğini, teminat mektubunun karşılıksız kalıp kalmadığının yargılama ile tespit edileceği gözetildiğinde, dosyanın bulunduğu aşama itibariyle, HMK'nın 390/3. maddesinde düzenlenen yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği kabul edilerek teminat mektubu hakkında tedbir talebinin kabulüne karar vermek gerektiğini, davacının davalı tarafından iş bedeli faturası/makbuzu/dekontu düzenlenmesinin ve düzenlenecek iş bedeli faturası/makbuzu/dekontu ödenmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ettiğini, fakat ticari ilişkilerde faturanın sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin bir belge olduğunu, tedbir kararı verebilmek için ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın varlığı ve ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkması gerektiğini, somut olayda henüz bir fatura/makbuz/dekont düzenlenmediğinden davacı vekilinin bu yöndeki talebinin reddine karar vermiştir. Davacı vekilinin 22.09.2025 tarihli bu ara kararı, reddedilen kısım yönünden istinaf etmesi neticesinde; Dairemizce 03.12.2025 tarih, 2025/1787 E., 2025/1400 sayılı karar ile; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin bedelinin 175.000.000TL + KDV olarak belirlendiği, sözleşmenin 14.1.1 maddesine göre davacının; davalıya 25.000.000TL bedelli bir adet teminat mektubu vereceğinin kararlaştırıldığı, Mahkemece teminat mektubu değerinin %30'unun ödenmesi halinde dava sonuçlanıncaya kadar teminat mektubunun paraya çevrilmemesine karar verildiği, teminat mektubunun paraya çevrilmesi koşullarının sözleşme hükümleri ile birlikte incelenmesi gerektiği, ayrıca dava konusu uyuşmazlık ve alacak miktarı yargılama sonucu belirlenebileceğinden; bu aşamada mahkemenin verdiği ihtiyati tedbir kararının yerinde olduğu, öte yandan, davalı tarafından; iş bedeli faturası/makbuzu/dekontu düzenlenmesinin ve düzenlenecek iş bedeli faturası/makbuzu/dekontu ödenmesinin tedbiren durdurulması talebi de yargılamayı gerektirdiği gerekçesi ile; mahkemece ihtiyati tedbir talebinin kısmen reddine ilişkin kararda isabetsizlik bulunmadığına karar verilmiştir. Davalı vekili 22.09.2025 tarihli ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne dair kararı 23.09.2025 tarihinde tebliğ almış ve 05.10.2025 tarihli dilekçesi ile aynı ihtiyati tedbir kararına itiraz etmiştir.Mahkemece 05.11.2025 tarihli ara karar ile; davaya konu edilen teminat mektubu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde davacının haklarını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceği hususunda HMK 390/3 maddesindeki yasal koşulların somut olayda oluştuğu, dosyaya sunulan deliller, sözleşme, ihtarname, tapu kayıtları kapsamında yaklaşık ispatın yerine geldiği, davalı şirketin itirazları da değerlendirildiğinde tedbirin kaldırılmasını gerektirir bir husus olmadığı gerekçesi ile davalı tarafın itirazının reddine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; davanın yetkisiz mahkemede görüldüğünü, sözleşmenin 23.6. Maddesinde; yetkili mahkemenin, Çağlayan (İstanbul) mahkemeleri olduğunun kararlaştırıldığını, davacının ihtiyati tedbir talebinin, sözleşmenin hükümsüz sayılması gerektiği iddiasına dayandırdığını, davacının “sözleşmenin imzalanmamış sayıldığı” yönündeki yorumunun; kendi sübjektif ve isabetsiz değerlendirmesi olduğunu davacının ileri sürdüğü “mali türbülans”, “kredi ilişkilerinin bozulması” gibi iddiaların, HMK m. 389’da öngörülen “ciddi zarar” şartını karşılamadığını, davalının şu zamana kadar tedbire konu teminat mektuplarını paraya çevirmeye teşebbüs etmediğini, teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin davacıyı telafisi imkansız bir zarara sokmayacağını, davalı aleyhine verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, tarafların bugüne kadar herhangi bir itiraz ileri sürmeksizin; sözleşme hükümlerini fiilen ifa ettiklerini, davalının sözleşme kapsamında ... sahibi olduğunu; bu santrali kullandığını ve kullanmaya da devam ettiğini, ödeme yükümlülüklerini de yerine getirdiğini, bu durum karşısında, davacı’nın geçersizlik iddiasının açıkça hakkın kötüye kullanılması niyeliğinde olduğunu, verilen tedbir talebinin, davalı şirketin mevcut ve geçerli sözleşmeden doğan alacaklarına kavuşmasını engelleyecek ve davacıya akdi yükümlülüklerinin ifasında keyfi davranma cesareti vererek; davalı şirketi telafisi mümkün olmayan zarara uğratacak nitelikte olduğunu, bu sebeple, ivedilikle yetkisiz mahkeme tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi olup, davalı yüklenicidir. Taraflar arasında; 01.12.2022 tarihli ...ve Bakım sözleşmesi imzalanmıştır.Dairemizce, daha önce mahkemece verilen tedbir talebinin kısmen kabulü kararına karşı davacı vekilinin istinafını değerlendirerek; davacı yanın istinafı hakkında; mahkemenin verdiği kısmen kabul kararının doğru olduğu değerlendirilerek; esastan red kararı verildiği, bu kez aynı kararın davalıya daha geç tebliğ edilmesi sebebi ile davalı yanın kısmi tedbir kararına itirazının mahkemece reddedilmesi sonucu, davalı yanın ihtiyati tedbirin kabul edilen kısmı yani teminat mektubu değerinin %30'unun ödenmesi halinde; dava sonuçlanıncaya kadar teminat mektubunun paraya çevrilmemesine dair ara karara karşı istinafa geldiği, bu kararın daha önce Dairemizce değerledirildiği ve yerinde olduğuna karar verildiğinden ve geçen sürede tedbirin kaldırılmasını gerektirecek delilde bulunmadığı anlaşıldığından; mahkemece, davalı vekilinin tedbir ara kararına yaptığı itirazın reddine karar verilmesi yerinde olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 05.11.2025 tarih ve 2025/839 Esas, Karar sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince KESİN olmak üzere 04/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. 05/03/2026