Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayanılarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasında adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayanılarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasında adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 7/2/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde, yargılama sürecindeki dava dosyalarında ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgi ve belgelerde yer aldığı şekliyle olaylar özetle şöyledir: 1985 doğumlu olan başvurucu, 15/9/2007 tarihinden itibaren Muş Türkiye Kamu Hastaneleri Birliği (Kurum) nezdinde Varto Devlet Hastanesinde (Hastane) çeşitli alt işverenler nezdinde (en son S... Telekom Hizmetleri İnşaat Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti./Şirket) temizlik işçisi olarak çalışmaya başlamıştır. Hastane, alt işverenlere bağlı olarak çalışan başvurucunun da dâhil olduğu bir kısım personel hakkında illegal bir örgüt bağlantısının olup olmadığı ile ilgili Varto İlçe Emniyet Müdürlüğüne (Emniyet) yazı yazarak araştırma yapılmasını talep etmiştir. Emniyetten gönderilen 10/4/2017 tarihli yazıda, PKK/KCK terör örgütü adına kırsal alanda faaliyet gösteren örgüt mensupları ile milis/iş birlikçi faaliyetlerde bulunduğuna dair başvurucu hakkında bilgi edinildiği bildirilmiştir. Bunun üzerine Türkiye Kamu Hastaneleri Birliği (Birlik) tarafından 15/5/2017 tarihli yazıyla Hastaneye, 16/6/2017 tarihli yazı ile de Şirkete, yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde başvurucu ve ilgili diğer personelin PKK/KCK terör örgütüne müzahir olduğu tespit edildiğinden görevlerine son verilmesi gerektiği bildirilmiştir. Bu kapsamda Şirket, Krumun yazısı ve Hastanenin talimatı doğrultusunda, 17/5/2017 tarihli ihtarnameyle başvurucuya iş akdinin feshedildiği bildirilmiştir. Başvurucu, feshin geçersizliğinin tespitine ve işe iadesine karar verilmesi talepleriyle Şirket ve Kurum aleyhine 13/6/2017 tarihinde dava açmıştır. Varto Asliye Hukuk Mahkemesine (Mahkeme) (iş mahkemesi sıfatıyla) sunduğu dava dilekçesinde başvurucu, yaklaşık on yıldır asıl ve alt işverenler açısından hiçbir sorun yaşamadan işini layıkıyla yerine getirdiğini, fesih işleminin usulüne uygun yapılmadığını, savunmasının alınmadığını zira somut bir tespit olmadığı için savunma yapacağı bir durum da olmadığını belirtmiş; davanın kabulü ile işe iadesini talep etmiştir. Davalı Kurum cevap dilekçesinde, usule ilişkin husumet, yetki ve süre aşımı itirazlarında bulunmuş; esasa ilişkin olarak ise iş akdinin geçerli bir sebebe bağlı olarak feshedildiğini, Emniyetten gelen bilgilerde başvurucunun geçmiş dönemde PKK/KCK terör örgütüne müzahir şahıslarca düzenlenen eylem ve etkinliklere katıldığının tespit edildiğini ileri sürmüştür. Mahkeme, Kuruma, Muş ve Varto Cumhuriyet Başsavcılıklarına (Başsavcılık), İl ve İlçe Emniyet Müdürlüklerine, Muş Valiliği Olağanüstü Hâl Bürosuna (OHAL Bürosu) müzekkere yazarak başvurucu hakkında bilgi toplama yoluna gitmiş; ayrıca 17/11/2017 tarihli duruşmada başvurucu ile davalı tanıklarını dinlemiş, tarafların iddia ve itirazlarını incelemiştir. Duruşmada dinlenen tanıklar genel olarak başvurucunun illegal örgütlerle bağlantısına dair bilgi sahibi olmadıklarını belirtmiştir. Emniyet tarafından müzekkere cevabı olarak gönderilen 26/4/2018 tarihli yazıda, olağanüstü hâl kapsamında millî güvenliği tehdit eden yapılarla iltisaklı olduğuna dair bu tarihe kadar başvurucu hakkında açılmış veya devam eden herhangi bir adli soruşturmanın kaydına rastlanmadığı bildirilmiş; yine bu kapsamda dosyaya giren belgelerden Emniyet tarafından OHAL Bürosuna gönderilen 5/7/2017 tarihli yazıda başvurucu ile ilgili tespitin teyide muhtaç ve istihbari nitelikli olduğu belirtilmiştir. Başsavcılık tarafından gönderilen müzekkere cevabında ise başvurucu hakkında bir kişinin yaralanmasına taksirle neden olma suçundan soruşturma yürütüldüğü ve 27/7/2012 tarihinde şikâyet yokluğu ve delil yetersizliğinden kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, yine Başsavcılık nezdinde 2017/44 sayılı dosyada başvurucu ile ilgili olarak hem müşteki hem de şüpheli sıfatıyla hakkında soruşturma yürütüldüğü, hakkındaki isnadın suç delillerini yok etme, gizleme ve değiştirme ile görevi kötüye kullanma suçlarından ibaret olup soruşturmanın derdest olduğu belirtilmiştir. UYAP üzerinden yapılan incelemede soruşturmanın 5/1/2018 tarihinde takipsizlik kararı ile kapandığı, başvurucunun adının ise şüpheliler arasında yer almadığı tespit edilmiştir. Mahkeme 12/1/2018 tarihli kararıyla davanın reddine hükmetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"... Konuya ilişkin Varto İlçe Emniyet Müdürlüğünün 10/04/2017 tanzim tarihli, 77378786-23140-(12512)-2017/22 sayılı yazısı ile Muş İli Kamu Hastaneleri Genel Sekreterliği tarafından 35465298-659 sayılı yazısında PKK/KCK Terör Örgütüne müzahir şahıs olarak tespit edildiği sonucunun alt işverene bildirildiği nazara alındığında, taraflar arasındaki güven ilişkisinin sona erdiği, davalı işverenden iş akdinin devamının beklenemeyeceği, fesih tarihi itibariyle işe iade davasına ilişkin geçerli nedenin bulunduğu, İş Mahkemesi hakimi tarafından kamu kurumunda işçi statüsünde çalışan personellerle ilgili kamu kurumları tarafından yapılan değerlendirme ve tespitin ise daha da irdelenmesinin, araştırılmasının mümkün olmadığı kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." Başvurucu, istinaf talebinde bulunmuş; hakkındaki iddiaların hiçbir şekilde somut deliller ile desteklenmediği gibi tam tersine bu iddiaları teyit edecek hiçbir bilgi ve belge elde edilemediğini belirtmiş, istinaf talebinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi 15/11/2018 tarihli kararı ile istinaf talebini reddetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle fesih ile ilgili mahkeme gerekçesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davacının istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir." Nihai karar 11/1/2019 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 7/2/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. İlgili Mevzuat İlgili mevzuat için bkz. Berrin Baran Eker [GK], B. No: 2018/23568, 2/7/2020, §§ 20-B. Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Dairesinin 22/10/2007 tarihli ve E.2007/16878, K.2007/30923 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Davalı işveren, davacının geçmişten gelen sabıkası ve özellikle yasadışı örgütle bağlantısı nedeni ile güvenlik önlemi olarak iş sözleşmesini feshetmiştir. Bu fesih Alman Hukukunda ve Alman Federal Mahkemelerinde şüphe feshi olarak adlandırılmaktadır. Böyle bir fesihte, işverenin işçisine karşı duyduğu şüphe, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine yol açmaktadır. İşverenden katlanması beklenemeyecek bir şüpheden dolayı, işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğu ortadan kalktığından, güven ilişkisinin sarsılmasına yol açan şüphe, işçinin kişiliğinde bulunan bir sebeptir. Ciddi, önemli ve somut olayların haklı kıldığı şüphe, güven potansiyeline sahip olmaksızın ifa edilemeyecek iş için işçinin uygunluğunu ortadan kaldırdığından, şüphe feshi, işçinin yeterliliğine ilişkin fesih türü olarak gündeme gelecektir. Davacının geçmişte yasadışı örgüt üyesi olması, davacının görev yaptığı bölgede terör olaylarının artması ve demiryolu ulaşımının da hedefte bulunması, davalı işveren açısından iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güvenin sarsıldığı, elverişli objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphenin bulunduğu anlamına gelmektedir. Davacının iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedenle yapıldığı kabul edilmelidir. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır." Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/11/2018 tarihli ve E.2015/22-2715, K.2018/1720 sayılı kararı şöyledir:"... şüphe feshinin söz konusu olabilmesi için iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güveni yıkmaya elverişli, objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphe mevcut olması ve ayrıca olayın aydınlatılması için işverenin kendisinden beklenebilecek bütün çabaları göstermesine karşın eylemin gerçekleştiğinin kanıtlanamaması gerektiğinden, somut uyuşmazlıkta davacının sabit olan, doğruluk ve bağlılığa uymayan nitelikteki eyleminin şüphe feshi teşkil etmediği de açıktır..." Yargıtay Hukuk Dairesinin 26/11/2018 tarihli ve E.2018/11097, K.2018/25472 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Taraf iradesine öncelik verilmesi sadece davanın açılmasında değil, yargılama sırasında taraflara ait bir çok usul işleminde de kendisini gösterir...Yani, yargılamada esas olan, dava malzemelerinin taraflarca toplanması ve mahkemeye sunulması olarak tanımlayabileceğimiz 'taraflarca hazırlama (getirilme) ilkesi' dir. Bu ilkenin geçerli olduğu davalarda, dava malzemelerinin mahkemeye tam olarak getirilmemesinin sorumluluğunu taraflar üstlenmiş olup; hakim, kural olarak tarafların ileri sürmediği vakıaları ve belirli bir delili kendiliğinden araştıramaz ve taraflara hatırlatamaz. Diğer yandan, kamu düzenini ilgilendiren davalarda, irade serbestisinin ve taraf iradesine tanınan üstünlüğün bir sonucu olan 'taraflarca hazırlama ilkesi' yerine, kendiliğinden (resen) araştırma ilkesinin uygulanması esastır. Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda; hâkim, davanın ispatı için gereken bütün delillere kendiliğinden başvurur; taraflar da yargılama bitinceye kadar delil gösterebilirler. Bu davalarda bir bakıma, dava ile ilgili olguların hazırlanmasında, tarafların yanında, hakimin de görevli olması söz konusudur.Bu açıklamalar karşısında kamu ya da özel hukuk tüzel kişiliği de olsa işçinin terör örgütleri ile irtibatının bulunması halinde bu durumun hem kamu güvenliğini hem de özel güvenliği tehdit edeceği açıktır. Bu nedenle davalı tarafın cevap dilekçesi ile davacının iş akdinin .../... bağlantısı bulunduğuna dair kuvvetli şüphe duyulması sebebi ile feshedildiğini belirttiği görülmekle; eldeki davada taraflarca hazırlama ilkesi yerine istisnai nitelikteki kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulanması gerekmektedir."