Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır.Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin,........ Mah. ....... Sokak No:....... Esenler/İst adresinde bulunan meskenini zorunlu deprem sigortası kapsamında davalı şirkete sigortalattığını, taraflar arasında 31.07.2019 tarihli DASK sözleşmesi imzalandığını, 26.09.2019 tarihinde Marmara Denizi(silivri Açıklarında) meydana gelen 5.8Mw büyüklüğündeki depremde müvekkilinin evinin hasar gördüğünü ve oturulamaz vaziyette olduğunu, depremin hemen akabinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü tarafından ihbar edilen binalarda yapılan çalışma sonucu müvekkilin oturduğu binanın "AĞIR HASARLI" olduğu tespit edildiğini, müvekkiline tebliğ edilen yazıda "7269 sayılı kanun kapsamında teknik personel tarafından ön hasar tespit çalışması yapıldığı ve yapının AĞIR HASARLI yapılar listesinde yer aldığı görüldüğü"denilerek tahliyesinin talep edildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (TTK) 1401. maddesinde “Sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir.” düzenlemesi mevcut olduğunu, müvekkilinin zararının giderilmesi için öncelikle davalı sigorta şirketine başvurduğunu ancak sigorta şirketi tarafından sadece 3.185,00TL ödeme yapıldığını, ancak poliçe bedeli 97.900,00TL olup sigorta bedelinin kalan bakiyesinin tamamının ödenmesi gerektiğini, mahkemenin aksi kanaate olması durumunda ise bilirkişi marifetiyle müvekkil zararının hesap edilerek davalı taraftan alınmasını talep ettiklerini ileri sürerek, fazlaya ilişkin her türlü dava ve taleplerimiz saklı kalmak üzere; 31.07.2019 tarihli DASK sözleşmesinden kaynaklı poliçe bedeli (kalan bakiye) aksi halde müvekkil zararının bilirkişi marifetiyle hesap edildikten sonra ıslah edilmek üzere şimdilik 10.000,00TL'nin rizikonun meydana geldiği tarihten itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.