Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının müvekkili Bankanın Avcılar Şubesinde bireysel ürünler memuru olarak görev yaptığı dönemde müşteri hesaplarında müşterilerin bilgi ve talimatları dışında işlem yaptığını, bu işlemler sonucunda Bankanın zarara uğradığını, Banka Teftiş Kurulu Başkanlığınca davalı beyanlarında adları geçen müşterilerin hesaplarının inceleme kapsamına alındığını, yapılan inceleme ve ek inceleme neticesinde Bankanın zararının ortaya çıktığını, davalı aleyhine Bakırköy 4. Ağır
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının müvekkili Bankanın Avcılar Şubesinde bireysel ürünler memuru olarak görev yaptığı dönemde müşteri hesaplarında müşterilerin bilgi ve talimatları dışında işlem yaptığını, bu işlemler sonucunda Bankanın zarara uğradığını, Banka Teftiş Kurulu Başkanlığınca davalı beyanlarında adları geçen müşterilerin hesaplarının inceleme kapsamına alındığını, yapılan inceleme ve ek inceleme neticesinde Bankanın zararının ortaya çıktığını, davalı aleyhine Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinde 2001/130 Esas sayılı dosya ile dava açıldığını ileri sürerek uğranılan zararın oluştuğu tarihten itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 36/1 hükmü şöyledir: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." 6100 sayılı Kanun'un 27/1 hükmü ise "Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler." düzenlemesini içermektedir. 6100 sayılı Kanun'un 27. maddesinde yer bulan hukuki dinlenilme hakkı gereğince davanın tarafları, müdâhiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup bu hak, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukuki dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak hukuki dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkının, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar. Somut uyuşmazlıkta; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı her iki taraf vekilince süresinde istinaf başvurusunda bulunulmuş olmasına rağmen davacı vekilinin istinaf talebi değerlendirilmeksizin hüküm kurulması hatalı olmuştur.