T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1442 Esas KARAR NO: 2026/474 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2022/682 Esas - 2023/210 Karar TARİH: 12/04/2023 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yolun…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1442 Esas KARAR NO: 2026/474 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2022/682 Esas - 2023/210 Karar TARİH: 12/04/2023 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıya metal cinsi üretime konu mal ve hammadde satmasına rağmen, satış bedelinin büyük kısmının tahsil edilemediğini, bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe davalı tarafından haksız şekilde itiraz edildiğini ileri sürerek davanın kabulü ile davalının takibe vaki itirazının iptaline ve inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karara verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği şekilde faturalarda yer alan malların teslimini yapmadığını, bu hususun taraflar arasındaki e-posta yazışmalarından anlaşılabileceğini, ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, davalının teslim edilmeyen ürünlere ilişkin davacıya iade faturası düzenlendiğini, bu faturalara davacının herhangi bir itirazı bulunmadığını, ayrıca ürünlerin teslim edilmemesinden dolayı oluşan davalı zarraının da fatura tanzimi yolu ile davacıya yansıtıldığını, davalının bu faturaya da itiraz etmediğini, davacının teslim etmediği malların bedeli için haksız icra takibi başlattığını savunarak davanın reddine, davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 12/04/2023 tarih ve 2022/682 Esas - 2023/210 Karar sayılı kararında; davacı yanın 9 adet faturaya dayalı takip başlattığı, davalının fatura konusu malların teslim edilmediğini savunduğu, taraf defterleri üzerinde yaptırılan mali bilirkişi incelemesi ile, takip dayanağı faturalardan ikisi hariç diğerlerinin davalı defterlerinde kayıtlı olduklarının, davacının kendi defterlerine göre dava tarihi itibariyle 93.826,91-TL alacaklı göründüğünün, davalı defterlerinde davacıya ürünlerin teslim edilmemesi nedeniyle düzenlenmiş iki adet toplam 214.538,86-TL zarar ve iade faturasının kayıtlı bulunduğunun, bu nedenle davalının kendi defterlerine göre davacıdan 120.715,91-TL alacaklı göründüğünün tespit edildiği, davalının düzenlediği iki adet iade ce zarar faturasının davacı tarafından vergi dairesine alım olarak beyan edildiği hususunun ba formlarından anlaşıldığı, ancak vergi dairesine bildirilen bu iki faturanın davacı defterlerine işlenmediği, davacının takip dayanağı faturalarının davalı defterlerine işlenmesinin, fatura muhtevasının davalıya teslim edildiğine karine teşkil ettiği, bu durumda teslim edilen fatura içeriğindeki malların iade edildiğini veya fatura bedelinin ödenmemesi gerektiğini hususunu ispat külfetinin davalıya ait olduğu, davalının bs formunda bildirilen iki adet iade faturası her ne kadar davacı defterine kaydedilmemiş ise de bu faturaların davacı tarafından ba bildirimine konu edilmeleri nedeniyle, artık davalının takip ve dava konusu faturaların içeriği malların davalıya iade edildikleri hususunda davalı lehine karine oluştuğu, ispat külfetinin tekrar yer değiştirerek davacıya döndüğü, davacının davalı lehine oluşan karinenin kasini ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli karara dayanak 07/01/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında davalıdan alacaklı oldukları tespit edilmesine rağmeni mahkemece mal tesliminin ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddedildiğini, oysa dava konusu tüm faturaların "irsaliye yerine geçer" şerhi ile birlikte davalının ....'lı çalışanlarına teslim edildiğini, teslim olgusunun ispatlandığını, davalının zarar faturalarının davacı tarafından ba bildirimine konu edildiğine dair gerekçenin, davalının zarar ve iade faturaları davacı defterlerinde kayıtlı olmadığından yerinde olmadığını, ba bildiriminin, elektronik arşive konu olduğunu ve teknik olarak davacının kontrolünde olmadığını, davalının bs bildirimi nedeniyle, ba bildiriminin görüldüğünü, kaldı ki davalının cevap dilekçesinde zarar ve iade faturalarına dayanmadığını, mal teslimi yapılmadığını ileri sürdüğünü, davanın reddine gerekçe yapılan iade faturalarına itibar edilecek ise, iade faturalarına konu ürünlerin tesliminin davalı tarafça kanıtlanması gerektiğini, taraflar arasındaki kaydi durumun gerçek durumu yansıtmadığı hallerde gerçekte olan durumun tespiti gerektiğini, bs-bs formları ile ticari defterler arasında uygunsuzluk olduğunu, bu durumda mahkemece dava konusu faturaların içeriği malların en son kimin uhdesinde olduğu değerlendirilmek gerekirken bunun değerlendirilmediğini, ileri sürerek, icranın geri bırakılmasına ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçelerinde davanın reddi halinde davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminata hükmedilmesi talep edildiğini, mahkemece davanın reddine karar verilmesine rağmen, kötü niyet tazminatına ilişkin bir karar verilmediğini, davacının ba formları ile dava konusu ürünleri iade aldığını kabul etmesine rağmen kötü niyetli olarak takip başlatması nedeniyle kötü niyet tazminatı koşullarının oluştuğunu, ileri sürerek, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının düzeltilmesine, kötü niyet tazminatı taleplerinin kabulüne, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; ticari satış sözleşmesi kapsamında tanzim edilmiş dokuz adet faturaya dayalı ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dava konusu takip dosyası incelendiğinde; davacının davalı aleyhine 08/03/2021 tarihli 9.381,12-TL tutarlı faturadan bakiye 4.810,30-TL, 12/03/2021 tarihli 2.389,50-TL bedelli fatura, 29/03/2021 tarihli 14.932,90-TL tutarı fatura, 05/04/2021 tarihli 20.951,49-TL tutarlı fatura, 07/04/2021 tarihli 28.249,20-TL tutarlı fatura, 16/04/2021 tarihli 2.891,00-TL tutarlı fatura, 06/05/2021 tarihli 12.017,42-TL tutarlı fatura, 01/06/2021 tarihli 2.926,40-TL tutarlı fatura ve 10/06/2021 tarihli 4.898,18-TL tutarlı fatura toplamı 94.066,39-TL asıl alacak ve 4.734,64-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 98.801,03-TL alacağın tahsili amacıyla 31/08/2021 tarihinde ilamsız takip başlattığı anlaşılmıştır. Davalının incelenen ticari defter ve kayıtlarından davacının davalıya 2021 yılında düzenlediği, takip konusu edilmeyen 25/02/2021 tarihli 18.189,70-TL tutarlı fatura dahil toplam 116.826,91-TL tutarlı on adet faturadan, sekiz adedinin davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, 01/06/2021 tarihli 2.926,40-TL tutarlı fatura ve 10/06/2021 tarihli 4.898,18-TL tutarlı iki adet faturanın defterlerde kayıtlı olmadıkları, davalının defterine kayıtlı olmayan bu iki adet fatura dışındaki sekiz adet faturayı alım olarak vergi dairesine bildirdiği anlaşılmıştır. Tarafların e-defter mükellefi oldukları, takip ve dava konusu edilen on adet faturanın da e-arşiv fatura oldukları, faturaların tamamında irsaliye yerine geçer kaydı bulunduğu, bu kayıtlar altında da ...., ... .ve İlkay ...'nun imzalarının bulunduğu, mahkemece celbedilen SGK kayıtlarından anılan fatura tarihleri itibariyle, faturalarda imzası bulunan her üç kişinin de davalı çalışanı olduklarının anlaşıldığı, bu hususun bilirkişi raporunda da tespit edildiği, davalı tarafından faturalar altında isim ve imzası bulunan bu üç kişinin davalı çalışanı olmadığına veya davalı adına mal teslim almaya yetkili olmadıklarına dair bir itirazda bulunmadığı, bilirkişi raporuna karşı da bu içerikte bir itiraz ileri sürülmediği, bu durumda takip konusu edilen dokuz adet fatura muhtevasının, davalı defterlerinde kayıtlı olmayan ve vergi dairesine de bildirilmeyen iki adet fatura muhtevası da dahil olmak üzere davalı yana teslim edildiğinin ispatlandığı anlaşılmıştır. Davalının savunmasında bildirdiği 28/08/2021 tarihli iki adet faturadan ilki, davacının davalıya düzenlediği 07/04/2021 tarihli .....nolu 28.249,20-TL tutarlı satış faturasına konu malların teslim edilmemesi nedeniyle davalının davacıya düzenlediği aynı tutarlı iade faturasıdır. Davalının sunduğu mail yazışmalarında bahsedilen iade faturası da budur. 28/08/2021 tarihli 18.897,88-Euro karşılığı 186.289,66-TL bedelli faturada ise; ... nolu faturada yer alan yarı mamullerin teslim edilmemesinden kaynaklı zarar miktarı açıklaması bulunmaktadır. Her iki fatura davacı tarafından defterlere kaydedilmemiş ve fakat vergi dairesine ba formu ile bildirilmiştir. Ne varki bu iki faturadan yalnızca biri iade faturası olup, davalının 07/04/2021 tarihli ..... nolu 28.249,20-TL tutarlı satış faturası dışındaki diğer sekiz faturaya konu ürünlere karşılık düzenlediği iade faturası bulunmamaktadır. Davalının cevap dilekçesinde takas def'i veya mahsup talebinde bulunmadığı, eldeki davanın ve takibin konusunun bakiye açık hesap değil fatura alacağı olduğu da nazara alındığında, mahkemenin; yalnızca 07/04/2021 tarihli satış faturasına karşılık düzenlenen bir adet iade faturası bulunmasına rağmen, zarar faturasını da iade faturası gibi yorumlayarak, davalının takip dayanağı faturaların tamamının muhtevasını davacıya iade ettiğine dair kabulünde isabet bulunmamaktadır. Davacının bu yöndeki istinafı haklı bulunmuştur. Yapılan tüm saptamalar karşısında, davacının takip dayanağı dokuz adet fatura muhtevasını davalıya teslim ettiğini ispat ettiği, davalının bu faturalardan yalnızca 07/04/2021 tarihli 28.249,20-TL tutarlı faturaya konu ürünleri 28/08/2021 tarihli iade faturası ile davacıya iade ettiğini ispat edebildiği, davalının zarar faturasına ilişkin mahsup itirazı, yahut takas def'inde bulunmaması karşısında, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan kalan sekiz adet fatura nedeniyle toplam 65.817,19-TL bakiye alacağının bulunduğu, davalının takipten önce temerrüde düşürülmemiş olması nedeniyle işlemiş faiz isteminin yerinde olmadığı, mahkemece bu hususlar göz önünde bulundurularak davanın kısmen kabulüne, 65.817,19-TL alacak likit nitelikte olduğundan ve davalı bu tutar yönünden itirazında haksız bulunduğundan, davalının hüküm altına alınan alacak üzerinden %20 oranında inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeler ile davanın reddine karara verilmesinin yerinde olmadığı, davacının istinafının alacak tutarı bakımından kısmen haklı olduğu anlaşılmıştır. Ne varki bu yanılgı yeniden tahkikat yapılmasını gerektirmemektedir. İlk derece mahkemesi tarafından, davalının kötü niyet tazminatı yönünden olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmamış olması yerinde olmamış ve davalı istinafı bu yönden haklı bulunmuş ise de de; dairemizce yapılan tespitler doğrultusunda yeniden hüküm tesis edildiğinden bu eksiklik eleştirilmekle yetinilmiştir. Davacı takipte ileri sürdüğü, dairemiz kabulünü aşan asıl alacak tutarı ve işlemiş faiz tutarı bakımından haksız ise de, takipte kötü niyetli olduğu davalı tarafından ispat olunamadığından, yasal koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. Sonuç itibariyle; davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm tesis edilerek davanın kısmen kabulüne, davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../04/2023 tarih ve 2022/... Esas - 2023/.. Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 3-Davanın KISMEN KABULÜ ile, A) Davalının.... İcra Müdürlüğü'nün ....Esas sayılı takibine vaki itirazının 65.817,19-TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin takipteki diğer koşullarla devamına, fazla istemin reddine, B)Hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında 13.163,44-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, C) Davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine, İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 4-Dairemiz karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Harçlar Kanunu ve tarifesi uyarınca alınması gereken 4.495,97-TL nispi karar ve ilam harcının davacı tarafından dava açılırken yatırılan 1.193,27-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 3.302,70-TL' nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 1.193,27-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edildiği anlaşılan 80,70-TL başvuru harcı, 1.655,00-TL tebligat/ posta gideri olmak üzere; toplam 1.735,70-TL yargılama giderinin davanın kabul/ ret oranına (%67) göre 1.162,91-TL'sının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafının sarf edilen yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T uyarınca kabul edilen miktar dikkate alınarak hesap edilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 9-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T uyarınca reddedilen tutar üzerinden hesaplanan 32.983,84-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 10-Adalet Bakanlığı bütçesinden Arabuluculuk ücreti olarak ödenen 1.320,00-TL'nin kabul oranına (%67) göre hesaplanan 884,40-TL'nin davalıdan alınarak, red oranına (%33) göre hesaplanan 435,60-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 11-Artan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 12-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 13-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 14-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 15-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 145,00-TL posta gideri olmak üzere; toplam 637,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 16-Artan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 17-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/03/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.