T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2009 - 2025/2264 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2009 KARAR NO : 2025/2264 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/06/2023 NUMARASI : 2022/483 E. - 2023/327 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali ve Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fi…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2009 - 2025/2264 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2009 KARAR NO : 2025/2264 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/06/2023 NUMARASI : 2022/483 E. - 2023/327 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali ve Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/06/2023 Tarih ve 2022/483 Esas - 2023/327 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ile davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı şirketin 2021/118574 sayılı "..." ibareli markanın 16. sınıfta tescili talebine yönelik müvekkilinin itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa 1953 yılında temelleri atılan halen ve 130 ülkede faaliyet gösteren müvekkilinin, yüksek ayırt ediciliğe sahip ... markasını faaliyete başladığı tarihten beri kullanmakta olduğunu, Dünya Logosu ile stilize edilmiş yeşil renkli paket tasarımının Türkiye dahil pek çok ülkede süreklilik arz eden ciddi tanıtım faaliyetleri sayesinde ilgili sektörde tüketiciler nezdinde tanınmış marka haline geldiğini, müvekkili şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalının, müvekkilinin markasından haberdar olup müvekkilinin markasının tanınmışlığından yararlanmak amacıyla kötü niyetle hareket ettiğini, davaya konu markadaki "..." ibaresinin müvekkilinin "..." ve "..." markaları ile oluşturduğu benzerliğin markalar arasında iltibas ihtimalini doğurduğunu, daha önceden "..." ibareli markanın tescili isteği reddedilen davalı şirketin bu kez "..." ibaresinin sonuna "..." ibaresini ekleyerek tescil isteğinde bulunduğunu, altın anlamında olan ve çok yoğun kullanımı bulunan bu ibarenin ayırt ediciliğinin bulunmadığını, davaya konu markadaki "..." ibaresinin de müvekkilinin tescilli markasındaki "..." ibaresi kopyalanarak oluşturulduğunu ve davaya konu marka kapsamına alınmak istenen 16. sınıftaki malların müvekkilinin markasının kapsamında tescilli olduğunu ileri sürerek 2022-M-13817 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, davacı markalarının ... ibareli seri markalar olduğunu, markaların bölünmezliği ilkesi gereğince davacının ... ibaresi üzerinde herhangi bir sınırlama hak ve yetkisinin bulunmadığını, davacının müvekkilinin ticari faaliyetlerini ve markasal gelişimini engellemek amacıyla kullanmadığı halde, ... ibaresini 29/01/2021 tarihinde tescil ettirdiğini, ... ibaresini içeren tescilli çok sayıda markanın bulunduğunu, müvekkilin "..." ibareli markası için hükümsüzlük nedenlerinin oluşmadığını, davacının hükümsüzlük gerekçesi olarak bildirilen ... markasının ciddi olarak kullandığının ispatlanamadığını, davacının markasının tanınmışlığından söz edilemeyeceğini ve görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklı olan markaların karıştırılmayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu ve dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu edilen tüm emtiaların davacı markalarında yer alan emtialar ile aynı/aynı tür olduğu, ilgili tüketicinin ortalama seviyede dikkat seviyesine sahip olduğu, birer kelime markası olan markalar arasında ilk dört harf ve toplamda 5 harfin ayniyet taşıdığı, Türkçe’nin soldan sağa okunan bir dil olması nedeniyle, tüketicilerin dikkatinin markanın başına yoğunlaşacağı, kelimenin başındaki toplam beş harften oluşan benzerlik ve “...” ibareli markanın ayırt ediciliğinin yüksek olması nedeniyle tüketicilerin taraf markalarını aynı/aynı tür ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, önceden bildiği ve tanıdığı davacıya ait marka ile davalının başvuru konusu markasını birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunduğu, ortalama tüketicilerin iki ayrı marka ile karşı karşıya kaldığını fark etseler dahi aynı iktisadî veya idarî kaynağa ait olduğu yanılgısına düşebileceği, YİDK iptali yönünden tanınmışlığın değerlendirilebileceği herhangi bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, buna karşılık hükümsüzlük istemi bakımından bilirkişiler tarafından tespit edildiği üzere, davacının markasının çok sayıda ülkede tescilli olup farklı firmalarla yapılan işbirlikleri vasıtası ile ülke içinde düzenlenen kampanyalar sonucunda markanın “kağıt ürünleri” bakımından tanınmış marka halini aldığı, taraf markaları arasındaki benzerlik ve dava konusu marka kapsamında yer alan emtiaların, davacının tanınmış olduğu sektöre ait emtialar olması nedeniyle SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşullarının gerçekleştiği, davalı şirketin daha önceden reddedilen "..." ibareli markaları ile marka hakkına tedavüzden kaynaklanan dava dosyaları esas alındığında, ... nezdinde reddedilmesine rağmen, ısrarla, davacıya ait markalar ile iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer "..." ibareli markaları tescil ettirmeye yönelik çabası, davaya konu "..." esas unsurlu markanı davacıya ait önceki tarihli markalar ile iltibas tehlikesi oluşturacak derecedeki benzerliği ve ayrıca davacı markalarının özellikle kağıt ürünleri" bakımından ulaştığı tanınmışlık mertebesi ile davalı şirketin aynı sektörde faaliyet gösterdiği nazara alındığında marka tescil başvurusunun kötü niyetli olduğu, ancak alan adına dayalı üstün bir hak iddiası ile önceki kullanıma dayalı hak iddiasının ispatlanamadığı, gerekçeleriyle davanın kabulü ile 2021-M-13817 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu 2021/118574 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, uzun yıllar önce yaratılan müvekkilinin markasının günümüze kadar kesintisiz olarak kullanılmakta olduğunu, müvekkilinin sahip olduğu .... şeklindeki ticaret unvanının SMK'nın 6/3 maddesi kapsamında red nedeni teşkil etmekte olup Paris Sözleşmesinin açık hükmü doğrultusunda Birlik Ülkelerinde tescilli olan ticaret unvanlarının korunması esas olduğundan mahkemenin ticaret unvanının Türkiye'de tescilli olmamasından bahisle korunamayacağı yönündeki kanaatinin usul ve yasaya uygun olmadığını, ayrıca müvekkilinin internet sitesine Türkiye'den de erişim sağlanabildiğinden Türkçe dil seçeneğinin bulunmamasının internet alan adının korunmasına engel teşkil etmediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve koşulları gerçekleştiğinden SMK'nın 6/3, 6/6 maddesindeki ret nedenleri de gözetilerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, "..." ibareli seri markaların sahibi olan davacının, tescilin kendisine tanıdığı hak ve koruma sınırlarını aşarak "..." ibaresi üzerinde tekelci ve yayılmacı bir tutum sergilediğini, markaların bölünmezliği ilkesi gereği "..." ibaresi üzerinde herhangi bir sınırlama hak ve yetkisinin bulunmadığını, davacının hükümsüzlük nedeni olarak ileri sürdüğü "..." ibaresini içeren çok sayıda tescilli markanın bulunduğunu, davacının tanınmış marka tescili bulunmadığından bu yöndeki iddiaların reddi gerektiğini, müvekkilinin markasının esaslı unsur olarak "..." ibaresini ve devamında "..." ibarelerini ihtiva ettiğini, herhangi bir şekil içeren logosal kullanımın olmadığı, düz yazı biçiminde ve karakteristik bir yazı tipi ile tescil edilen müvekkilinin markasının, A4 kağıdı içerisinde dünya haritası figürünün bulunduğu logosal biçimde tescilli davacı markası ile herhangi bir benzerliği bulunmadığından markaların ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava,YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının "..." ve ..." ibareli markaları ile davalının '... ..." ibareli markaları arasında başvuru kapsamında yer alan 16. sınıf mallar yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, davaya konu markadaki kopya kağıdı çözümleri anlamındaki "..." ibaresi markanın kapsamında bulunan mallar yönünden tanımlayıcı olup ayırt ediciliği zayıf olduğundan markanın esaslı unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, bu itibarla uzun kelimelerden oluşan taraf markaları arasında baştaki dört harfin aynıyeti nedeniyle görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu gibi, davalı şirketin "..." ibareli markayı kullanması nedeniyle davacı tarafından açılan Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/508 Esas, 2022/74 Karar sayılı marka hakkına tecavüz davasının mahkemece kabul edilmesi, davalı şirketin 2021/020592 sayılı "... ..." ibareli başvurusunun ... tarafından resen reddedilmiş olması, davacıya ait markanın kağıt ürünlerinde tanınmış olması, davalı şirketin davacı şirket ile aynı sektörde faaliyet göstermesi karşısında mahkemece davalı şirketin kötü niyetli olduğu ve YİDK kararının iptali ve davaya konu markanın hükümsülüğüne karar verilmiş olması nedeniyle SMK'nın 6/3 ve 6/6 maddelerindeki koşullarının sonuca bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla davacı ve davalı şirket vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı ve davalı şirket vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca davacı ve davalı şirketten ayrı ayrı alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı ve davalı şirket tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan. 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacı ve davalı şirketten ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı ve davalı şirket tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı ve davalı kurum uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 27/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/11/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.