İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP:İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; Müvekkilinin işbu davaya konu alacağının, yazılı kefalet sözleşmesi, banka kayıtları, noter ihtarnamesi ve fiilen…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/491 KARAR NO:2026/533 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:30/12/2025 (Ara Karar) NUMARASI:2025/822 Esas (Derdest) TALEP:İhtiyati Tedbir İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP:İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; Müvekkilinin işbu davaya konu alacağının, yazılı kefalet sözleşmesi, banka kayıtları, noter ihtarnamesi ve fiilen yapılmış ödeme belgeleriyle ispatlandığını, yaklaşık ispat koşulunun fazlasıyla sağlandığını, davalıların borçtan kurtulmuş olmalarına karşın, haksız ve dayanaksız itirazlarla icra takibini durdurduğunu, müvekkilinin alacağını tahsil etmesini uzun süredir engellediğini, davalı tarafın borcun varlığını inkar etmeye yönelik çelişkili ve soyut beyanlar ileri sürdüğünü, davalıların ticari faaliyetleri ve malvarlığı yapısı dikkate alındığında; banka hesaplarının boşaltılması, üçüncü kişilere devir veya muvazaalı işlemlerle mal kaçırılması ihtimalinin somut ve ciddi olduğunu, müvekkilinin borcu ödemek suretiyle davalıları banka takibinden kurtardığını; buna karşın davalıların, borçtan kurtulmanın sağladığı bu avantajı, müvekkilin aleyhine olacak şekilde kullanmaya başladığını, dava sonuna kadar beklenmesi halinde müvekkilin alacağının fiilen tahsil edilememesi riski doğduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389 ve devamı maddeleri uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya tamamen imkansız hale geleceği hallerde ihtiyati tedbire kararı verilmesinin mümkün olduğunu, davalıların tüm malvarlığını bloke etmeye yönelik olmayıp, yalnızca banka hesaplarına, alacak miktarıyla sınırlı olarak uygulanmasını, müvekkilinin açıkça ispatlanmış alacağının güvence altına alınabilmesini, davalıların banka hesaplarına ve mal varlıklarına dava konusu alacak ve fer’ileri tutarıyla sınırlı olmak üzere ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "Somut olayda ise davacı vekilinin ihtiyati tedbir talep etmiş olduğu davalıların banka hesaplarına ve mal varlıklarına dava konusu alacak ve fer’ileri tutarı dava konusu olmadığından, dava konusu alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden ve yargılama devam ettiğinden şartları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin de reddine," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın para alacağına ilişkin bir itirazın iptali davası olduğunu, para alacağı davalarında uyuşmazlık konusunun, soyut bir “hak iddiası” değil; bizzat alacağın kendisi ve onun tahsil edilebilirliği olduğunu, dolayısıyla, alacağın tahsilini güvence altına almaya yönelik geçici hukuki koruma taleplerinin, dava konusu dışı sayılmasının hukuken mümkün olmadığını, bir alacağın varlığının yargılamayı gerektirmesinin ihtiyati tedbire engel bir durum değil, tam aksine ihtiyati tedbirin varlık nedeni olduğunu, somut dosyada, yaklaşık ispat ötesinde, yazılı, resmi ve birbiriyle örtüşen delillerle güçlü biçimde ortaya konulduğunu, somut dosyada gecikmede sakıncanın, davalıların itiraz yolunu kullanma biçimi ile açıkça ortaya çıktığını, davalıların, davacı müvekkili tarafından yapılan ödeme sayesinde banka borcundan tamamen kurtulduklarını, buna rağmen rücu borcunu ödemek yerine, icra takibine itiraz ederek alacağın tahsilini bilinçli biçimde durdurduklarını, mahkemenin, talebi reddederken ölçülülük bakımından herhangi bir değerlendirme yapmadığını, para alacağına ilişkin davalarda ölçülülüğün, alacak tutarıyla sınırlı güvence sağlanması suretiyle gerçekleşeceğini, davacı müvekkili tarafın tam olarak bunu istediğini, talep edilen korumanın, davalıların ekonomik varlığını ortadan kaldırmaya değil, yalnızca dava sonunda verilecek hükmün etkisiz kalmasını önlemeye yönelik olduğunu, somut olayda, mahkemenin ihtiyati tedbir talebini reddeden ara kararının, şekli gerekçelere dayanmak suretiyle davalıların fiilen sergilediği kötü niyetli davranışları sonuç itibariyle ödüllendirmekte, buna karşılık dürüst davranarak borcu fiilen ödeyen davacıyı ağır bir risk altında bırakmakta olduğunu, bu durumun hukuk düzeninin temel mantığıyla çeliştiğini beyanla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Talep, kefil tarafından ödenen tutarın asıl borçlu ve diğer kefile rücusuna ilişkin olarak açılan davada ihtiyati tedbir kararı verilmesi, istemidir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak ihtiyati haciz şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. İhtiyati tedbirler hali hazırda görülmekte olan veya ileride açılacak bir davanın sonucunun etkisiz veya anlamsız kalmasını önlemek için başvurulan geçici nitelikte ve kural olarak kanunla belirlenmiş önlemlerdir. Özel düzenlemeler bir kenara bırakılacak olursa ihtiyati tedbirlere ilişkin temel düzenleme Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389 ve devamı maddelerinde yer almaktadır. İhtiyati tedbirde ferdileştirilmiş muayyen bir talebin teminini hedef tutulmaktadır. Bu nedenle para alacağına ilişkin bir davada ihtiyati tedbir kararı verilmesi hukuka uygun değildir. Ayrıca, HMK'nın 389/1. Maddesinde belirtildiği gibi ihtiyati tedbir ancak uyuşmazlık konusu hakkında verilebilir. İhtiyati tedbir talebi üzerine mahkemece, tedbir talebiyle para alacağının güvence altına alınmak istendiği ve bunun da İİK'da düzenlenen ihtiyati hacze ilişkin olduğu gerekçesiyle resen ihtiyati hacze karar veremeyeceği gibi ihtiyati haciz talebi üzerine resen ihtiyati tedbire de karar veremez(Yargıtay 11. HD'nin 29.09.2025 Tarih ve 2025/3391 E. - 2025/5785 K. sayılı kararı).Somut olayda ihtiyati tedbir yargılaması devam eden bir dava içerisinde talep edilmiş olup, yargılamaya konu dava bir para alacağına ilişkindir. Bu halde, para alacağı hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün değildir. Ayrıca davalı tarafın üzerine tedbir konulması talep edilen mal varlığı değerleri uyuşmazlık konusu değildir. Buna göre ihtiyati tedbirin şartları oluşmamış olup, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 26/03/2026