1. Hukuk Dairesi 2012/2919 E. , 2012/6420 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ, YIKIM Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalılar adına kayıtlı olan 133 ada 79 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptaline ve bu bölümdeki yapının yıkımına karar verilmesini istemiştir. Davalılar, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda belirlenen kıyı kenar çizgisinin iptali için idari yargı yeri
**1. Hukuk Dairesi 2012/2919 E. , 2012/6420 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ, YIKIM Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalılar adına kayıtlı olan 133 ada 79 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptaline ve bu bölümdeki yapının yıkımına karar verilmesini istemiştir. Davalılar, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda belirlenen kıyı kenar çizgisinin iptali için idari yargı yerinde dava açtıklarını, anılan dava sonucunun beklenmesi gerektiğini, yerin tarım arazisi olduğunu belirtip davanın reddini savunmuşlardır. Davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, dairece; “Dava, 3621 sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptali ve taşınmazın sicil kaydının kütükten terkini, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkin olup, mahkemece 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasa hükümleri uyarınca kadastro tespitiyle dava tarihi arasında 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davacı Hazinenin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, reddine. Ancak, temyiz aşamasında 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesiyle 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde;”... Avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilemeyeceği 17. maddesiyle de davalı tarafın sorumlu tutulamaması süreci uzatılarak infaz edilmemiş karar için de geçerli olduğu” hükmü öngörülmüştür. Buna göre yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması da doğrudur. Ne varki, anılan yasal düzenleme gözetilerek, davalı tarafın kararı temyiz etmemesine karşın usulü kazanılmış hak olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durularak gerekçelendirilmesi neticeten davalıların harçtan davacının 29.5.1957 tarih 4/16 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince yargılama giderlerinden sayılan avukatlık ücretinden sorumlu tutulup tutulmayacağı başka bir ifadeyle davalı lehine avukatlık ücreti verilip verilmeyeceği irdelenip, değerlendirilmesi için karar bozulmalıdır” gerekçesiyle bozulması üzerine, bozma ilamına uyularak mahkemece, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi ...’ın raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. -KARAR- Dava, 3621 sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptali ve taşınmazın sicil kaydının kütükten terkini, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkin olup hükmüne uyulan bozma ilamı sonrasında davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Ancak, hükmün gerekçesinde davanın esastan reddi gerektiği açıklandığı halde hüküm yerinde hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de, anılan bu yanılgılı yeniden yargılama yapılmasını gerekli kılmadığından, hüküm fıkrasının ilk fıkrasında yer alan "hak düşürücü süre nedeni ile " kısmının çıkarılmasına, hükmün bu şekliyle düzeltilmesine, 6100 sayılı H.M.K.'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 31.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.