8. Hukuk Dairesi 2016/13027 E. , 2020/2231 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali Ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili, tarafların 1995 yılında vefat eden ...’ın mirasçıları olduklarını, muris adına kayıtlı taşınmazlara ilişkin olar…
**8. Hukuk Dairesi 2016/13027 E. , 2020/2231 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali Ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili, tarafların 1995 yılında vefat eden ...’ın mirasçıları olduklarını, muris adına kayıtlı taşınmazlara ilişkin olarak tüm mirasçıların katılımı ile 06.08.2004 tarihinde miras taksim sözleşmesi imzalandığını öne sürerek bu sözleşmeye göre devir alanların hakları korunmak sureti ile tapu kayıtlarının oluşturularak tescile karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar, davayı kabul ettiklerini beyan etmişlerdir. Mahkemece, davanın kabulü ile, İscehisar Noterliğinin 06.082004 tarihli ve 2054 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde miras taksim sözleşmesinde yer alan taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras taksim sözleşmesinde belirtilen hisse oranlarına göre malikler adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş,karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. HMK’nin 297/2. maddesi gereğince; mahkemece verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu maddeye göre; hüküm fıkrasının açık olması, infazı sırasında tereddüt yaratmayacak şekilde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların tek tek belirtilmesi gerekir. Aksi halde, hükmün icrası sırasında şüphe ve tereddütlerin doğmasına ve ilamın infaz edilememesine neden olur. Somut olayda, Mahkemece hüküm fıkrasında, hakkında karar verilen taşınmazların ada ve parsel numaraları ile her bir pay sahibinin kimliği ve pay oranları tereddüte meydan vermeyecek şekilde açık ve anlaşılır şekilde gösterilmemiştir. Bu nedenlerle Mahkemece kurulan hükmün infaza elverişli olmaması bozmayı gerektirmiştir. Kabule göre de, miras taksim sözleşmesinden sonra yapılan pay satışlarına değer verilmeyerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.