(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2012/2199 E. , 2012/3930 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm bir kısım davalı vekili Av.... ile davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan son…
**(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2012/2199 E. , 2012/3930 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm bir kısım davalı vekili Av.... ile davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak; 1-Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasayla değişik 11.maddesinin birinci fıkrasının arazilere ilişkin (f) bendinde taşınmaz malın kamulaştırma (dava) tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler yönünden sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır. Mahallinde yapılan keşif sırasında bu yönde herhangi bir tespit yapılmamış olduğu halde, bilirkişi kurulu raporunda gerekçe gösterilmeden sulu tarım arazilerindeki ürünler münavebeye alınarak değer biçilmiştir. Sulama kaynağının ne olduğu açıkça gösterilmeden (taşınmazın üzerindeki bir su kaynağından veya yakınındaki bir dereden sulanıp sulanmadığı), sulamanın taşınmazın tamamında ve her mevsim için fiilen yeterli olup olmadığı, dereden sulanıyorsa bu suyun kendi doğal akışı ile mi yoksa özel bir pompalama ya da başka bir sistemle mi taşınmaza ulaştığı, yeraltı suyundan hangi sistemle yararlanıldığı hususları ayrıntılı bir biçimde araştırma yapılarak belirlenmeden, pompajla sulama varsa bunun için yapılacak giderlerin de üretim masraflarına ilave edilmesi gerektiği düşünülmeden ayrıca ek raporda taşınmazın yan parsellerindeki taşınmazların sulu oluşu ve buna sebep olarak da yanı başındaki su kuyusu oluşu sebep olarak gösterilmiş ise de bahse konu kuyu üzerinde herhangi bir irtifak bulunmadığı da anlaşıldığı halde taşınmazın sulanabilir arazi olarak kabul edilmesi ve bu yönde düzenlenen bilirkişi kurulu raporuna dayalı hüküm kurulması, 2-Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre özel ve dikkate alınması gereken haklı bir neden bulunmadıkça tarım arazilerinin olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden bilimsel yöntemle yapılacak değerlendirmede münavebeye alınacak ürünler için dekar başına elde edilecek ortalama verim, üretim gideri ve toptan satış fiyatına ilişkin olarak ciddi istatistiki bilgilere dayalı olduğu bilinen o yerdeki gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüğü verilerinin esas alınması gerekmektedir. Geri çevirme kararı üzerine dosyaya getirtilen gıda, tarım ve hayvancılık ilçe müdürlüğünün veri cetvelinde; dekara ortalama verim patateste 3700 kg ve bostan (kavun)da 1450 kg olduğu halde, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda sırasıyla 3350 kg ve 1400 kg alınması suretiyle düşük değer hesaplanmış olması, 3-Taşınmazın şehir merkezine, karayollarına, demiryollarına, ürün toplama merkezlerine yakın olması gibi nedenler tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın değerinde en çok %20 objektif artışa neden olabileceği düşünülmeden %30 oranında objektif artış uygulayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması, 4-Dava konusu taşınmaz 9051,92 m² olup, bunun 4700,53 m²'si kamulaştırılmış geriye 3911,67 m² ve 439,72 m²lik iki parça halinde yer kalmıştır. Artan kısımdan küçük olan parçada bir değer kaybı söz konusu ise de, 3911,67 m²lik (A) harfi ile gösterilen kısmın yüzölçümü geometrik şekli ve tarımsal bütünlüğü dikkate alındığında bir değer kaybı olmayacağının düşünülmemesi, yine değer kaybının hesabında da artan kesim miktarı ile taşınmazın bulunan m² değerinin çarpılması ve böylece artan kesimin tamamının değerinin bulunması, bundan sonra da değer kayıp oranına denk gelecek miktarın hesaplanması gerekirken, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda artan kesimin değer kayıp oranına denk gelen m² miktarının parasal değer olarak alınması suretiyle hesap hatası yapılması, Doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 12.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.