Başvuru, mahkemelerin tarafsız ve bağımsız olmadığı, açılan alacak davasında verilen Yargıtay onama kararının gerekçesiz olduğu, Yargıtay tetkik hâkimi görüşünün tebliğ edilmediği, davanın reddinin Anayasaya uygun olmadığı, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığı nedenleriyle adil yargılanma hakkının, mülkiyet hakkının, hak arama özgürlüğünün, angarya yasağının, çalışma ve sözleşme özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, mahkemelerin tarafsız ve bağımsız olmadığı, açılan alacak davasında verilen Yargıtay onama kararının gerekçesiz olduğu, Yargıtay tetkik hâkimi görüşünün tebliğ edilmediği, davanın reddinin Anayasaya uygun olmadığı, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığı nedenleriyle adil yargılanma hakkının, mülkiyet hakkının, hak arama özgürlüğünün, angarya yasağının, çalışma ve sözleşme özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 3/3/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu tarafından 5/6/2008 tarihinde Üsküdar İş Mahkemesinde açılan alacak davasında başvurucu, iş akdinin davalı işverence feshedilmesinden sonra açtığı işe iade davasının kabul edilerek kesinleşmesi üzerine yasal süresi için yaptığı işe iade talebine davalı tarafın yasal süresi içinde cevap vermediğini, işe davetin yasal süre geçtikten sonra yapıldığını, işverenden yasal haklarının ödenmesini talep ettiğini, bunun üzerine işverenin yeniden işe davet yazısı gönderdiğini, iyi niyetli olarak, geçersiz olan bu işe davetini kabul edip işe başlamak için başvurmasına karşın idarenin kendisini oyaladığını, ardından eski görevinin dışında başka bir görevle görevlendirildiğini ancak yeni görevi kabul etmediğini belirtmiş ve kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücretli izin alacağı, boşta geçen dört aylık ücret alacağı, iş güvencesi tazminatı ve işçilik alacaklarının faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Yapılan değerlendirme sonucu Üsküdar İş Mahkemesi 23/2/2010 tarihli karar ile davanın kısmen kabulüne hükmetmiş, bu hüküm Yargıtay Hukuk Dairesinin 26/9/2012 tarihli ilamı ile bozulmuş, bozma üzerine dava dosyası İstanbul Anadolu İş Mahkemesinin E.2012/646 sıra sayısına kaydedilerek yargılamaya devam edilmiştir. Bozma ilamı doğrultusunda yeniden yapılan değerlendirme sonucunda İstanbul Anadolu İş Mahkemesi 10/9/2013 tarihli kararı ile başvurucunun, iş akdinin feshedilmesi üzerine açtığı işe iade davasının kabul edilerek kesinleştiğini, kararın başvurucu vekiline mahkeme kaleminde tebliğ edildiğini, tebliğ üzerine başvurucu vekilinin başvurucunun işe başlatılması için davalı işverene süresi içinde yazılı olarak talepte bulunduğunu ardından davalı işveren tarafından işe başlatma başvurusunda bulunan başvurucu vekiline bir aylık süre içinde işe başlatma yazısı tebliğ edilerek başvurucunun 20/02/2008 tarihinde işe başlaması gerektiğinin bildirildiğini, bu hususun başvurucu vekili tarafından 29/02/2008 tarihinde başvurucuya tebliğ edildiğini, başvurucunun ise aynı tarihte davalı işverenden hak ettiği tazminatlar ve kanuni haklarını talep ettiğini oysa işe başlatma yazısını tebliğ alması üzerine dört gün içinde işe başlaması gerekirken kanunda öngörülen bir aylık süre geçtiğinden bahisle tazminat ve alacaklarını istediğini, başvurucunun profesyonel asker olan eşinin tayinin Tunceli’ye çıkması birlikte dikkate alındığında başvurucunun işe başlama konusunda samimi olmadığını belirtmiş ve başvurucunun süresi içinde işe iade için talepte bulunmadığına kanaat ederek davanın kısmen kabulüne ayrıca başvurucu vekilinin 2/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun maddesi 5 fıkrasının anayasaya aykırılık iddiasına ilişkin itirazının reddine hükmetmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı Yargıtay Hukuk Dairesinin 19/12/2013 tarihli ilamı ile onanmış ve yargılama süreci sona ermiştir. Onama ilamı başvurucuya 3/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 3/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.