10. Hukuk Dairesi 2023/12139 E. , 2023/11645 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/75 E., 2023/457 K. KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında Mahkemesinde görülen Kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı-karşı davacı…
**10. Hukuk Dairesi 2023/12139 E. , 2023/11645 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/75 E., 2023/457 K. KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında Mahkemesinde görülen Kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı-karşı davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; yetim aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile yeniden bağlanmasını talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Anadolu 21. İş Mahkemesinde açılan ve hukuki ve fiili irtibat olduğundan mahkemenin dosyası ile birleştirilen dosya olup davacı Kurum tarafından davalı ve eski eşinin fiilen birlikte yaşadığı nedeniyle yersiz ödendiği tespit edilen aylıkların tahsili için yürüttüğü ... Anadolu 23. İcra Müdürlüğünde 2015/16448 Esas sayılı takipte ödeme emrine yapılan itirazın iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız olduğunu, 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinde daha önceki Sosyal Güvenlik Kanunlarında boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu gelir kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama aynı zamanda gelir bağlama engeli olarak da benimsendiğini, eşinden boşandığı halde boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının belirlendiğini, salt tanık anlatımlarıyla aksinin iddia edilemeyeceğini beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 08.03.2016 tarihli ve 2015/372 Esas, 2016/93 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar vermiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. 1.Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2.Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 22.05.2017 tarihli ve 2016/17612 Esas, 2017/4303 Karar sayılı bozma kararında; Mahkemece filli birlikteliğin tespiti yönünden yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli görülmediği, Mahkemece öncelikle dava konusu yapılan istirdat dönemi ve tutarı kuşkuya mahal bırakmaksızın açık ve net bir biçimde belirlenmeli, davacının ve boşandığı eşinin tespit edilen adreslerinde re'sen belirlenecek tanıklar dinlenmeli, bu bağlamda tespit edilen adreslerde görev yapmış/yapmakta olan, mahalle/köy muhtar ve azalarından, komşularından kanaat edinmeye yetecek kadarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, 29.01.2015 tarihli denetmen raporundaki davacının eski eşinin imzalı beyanı 5510 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesi kapsamında yöntemince irdelenmeli, diğer delillerle birlikte değerlendirilmeli ve böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığında şüphe bırakmayacak şekilde ortaya konulmalı ve elde edilecek sonuca göre hüküm kurulması gerektiğinden bahisle bozulmuştur. Mahkemenin 1. bozma ilamına uyarak verdiği 21.01.2020 tarihli ve 2017/391 Esas, 2020/2 Karar sayılı 2. kararıyla; Asıl davada davanın kabulü ile davalı SGK'nın yetim aylığının kesilmesine dair işleminin iptali ile kesilen aylıklarının kesilme tarihi itibariyle yasal faizi ile davacıya ödenmesine, davacının davalı Kuruma 171.630,04 TL ana para ve 47.499,74 TL faiz borcu bulunmadığının tespitine, ... Anadolu 21. İş Mahkemesinin 2016/863 Esas sayılı birleşen dosyada davacının davasının reddine karar verilmiştir. B. 2. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 03.02.2021 tarih, 2020/8096 Esas, 2021/1107 Karar sayılı bozma kararında; Mahkemece Dairemizin 22.05.2017 tarihli bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş olup, bu kapsamda filli birlikteliğin tespiti yönünden yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli görülmediği, Mahkemece davacının ve boşandığı eşinin tespit edilen adreslerinde re'sen belirlenecek tanıklar dinlenmeli, bu bağlamda tespit edilen adreslerde dava konusu dönem itibariyle görev yapmış/yapmakta olan, mahalle/köy muhtar ve azalarından ve komşularından kanaat edinmeye yetecek kadarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, davacı ve boşandığı eşinin dava konusu dönemi kapsar MEDULA kayıtları getirtilmeli, 29.01.2015 tarihli denetmen raporundaki davacının eski eşinin imzalı beyanı 5510 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesi kapsamında yöntemince irdelenmeli ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilmeli ve böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığında şüphe bırakmayacak şekilde ortaya konulmalı ve elde edilecek sonuca göre hüküm kurulması gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Yapılan yargılama, toplanan deliller, Kurum kayıtları, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre tarafların anlaşmalı olarak boşandıkları, 22.02.1990 tarihinde açılan davanın 11.04.1990 tarihinde anlaşmalı olarak kabul ile sonuçlandığı, bilahare tarafların 03.09.1999 tarihinde yeniden evlendikleri, 29.02.2000 tarihinde yeniden boşandıkları, davacının eski eşinin oturduğu adresle ilgili yapılan zabıta araştırması yazı cevabında söz konusu yazlıkta ...'ün genellikle yazları oturduğu, dairenin elektrik ve su faturalarının ev sahibinin üzerinde olduğu, dairenin sözle kiralandığı, yazılı kira kontratının bulunmadığı bildirilmiş, YSK'dan gelen yazı cevabında ise, davacı ile eski eşinin zaman zaman Kadıköy'de, zaman zaman da Çınarcık Yalova'da oy kullandıkları, eski eşin telefon faturalarının ... adresinde bulunduğu, İlçe Emniyet Müdürlüğünden yapılan araştırmada davacının ikamet ettiği adrese doktor kontrolü için gelen Üveyis'in zaman zaman kalacak yeri olmadığında kaldığı hususunun bildirildiği, 26.03.2007 tarihinde TÜİK tarafından yapılan tespitte davacı ve boşandığı eşinin boşandıktan sonraki ikamet adreslerinin farklı şehirlerde olduğu, seçimlerde oy kullandıkları sandıkların farklı adreslerde olduğu, davacının boşandığı eşinin hastalığı nedeni ile tedavisi için bir araya geldikleri dönemlerde aile birliği içinde birlikte yaşadıklarının iddia edilmesinin yerinde olmayacağı, bu hali ile dosyada yapılan araştırmalardan boşanılan eşle eylemli olarak bir arada yaşama olgusunun eldeki davada gerçekleşmediği anlaşılmış, asıl davada davanın kabulü ile davalı Kurumun davacının yetim aylığının kesilmesine dair işleminin iptali ile kesilen aylıklarının kesilme tarihi itibariyle yasal faizi ile davacıya ödenmesine, davacının davalı Kuruma 171.630,04 TL ana para ve 47.499,74 TL faiz borcu bulunmadığının tespitine, birleşen dosyada davacının davasının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı-karşı davacı Kurum vekili; Kurum işlemlerinin kanuna ve hukuka uygun olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, Kurum işleminin iptali; birleşen dava itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesi 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı-karşı davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 22.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.