1. Ceza Dairesi 2023/4365 E. , 2024/6805 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1730 E. 2022/1751 K. SUÇLAR : Nitelikli kasten öldürme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması, bozma İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi u…
**1. Ceza Dairesi 2023/4365 E. , 2024/6805 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1730 E. 2022/1751 K. SUÇLAR : Nitelikli kasten öldürme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması, bozma İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanıklar ... ve ... müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bakırköy 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.10.2022 tarihli ve 2020/189 Esas, 2022/332 Karar sayılı kararı ile; sanıklar ..., ... ve ... hakkında maktûle karşı nitelikli kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 82/1-a, 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 16.12.2022 tarihli ve 2022/1730 Esas, 2022/1751 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık ..., sanık ... ve müdafi, sanık ... Abdurrahman ve müdafinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-(a) maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığın beraat etmesi gerektiğine, öldürme kastı olmadığına, suçun taksirle işlendiğine, iştirak hükümlerinin uygulanamayacağına, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama olduğundan bahisle suç vasfına, eksik incelemeye, delillerin hatalı değerlendirildiğine, kararın gerekçesiz olduğuna, olası kasta, tasarlama olmadığına, takdiri indirime, haksız tahrike, sanığın yardım eden olarak değerlendirilmesi gerektiğine, 2. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığın beraat etmesi gerektiğine, suçun kasten işlendiğine dair delil bulunmadığına, sanığın diğer sanıkların eylemine iştirakinin bulunmadığına, 3. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığın beraat etmesi gerektiğine, eylemin tasarlayarak işlenmediğine, sanığın iştirakinin olmadığına, İlişkindir. III. GEREKÇE [adres satırı maskelendi] Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eksik incelemenin bulunmadığı, dosyada mevcut delillerin isabetli şekilde değerlendirildiği, eylemin sanıklar tarafından kasten ve tasarlanarak gerçekleştirildiğinin saptandığı, suçun kanuni tanımındaki fiili gerçekleştiren sanıkların müşterek fail olarak kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımlarının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, olayda olası kast hükümlerinin uygulama koşullarının oluşmadığı, maktulden sanıklara yönelen haksız söz ve davranış bulunmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 16.12.2022 tarihli ve 2022/1730 Esas, 2022/1751 Karar sayılı kararında sanıklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümler yönünden oy birliğiyle, sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanıklar müdafilerinin tahliye taleplerinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Bakırköy 23. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.10.2024 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Kanun’da suç olarak tanımlanan fiilin, birden fazla suç ortağı tarafından iştirak hâlinde gerçekleştirilmesi durumunda TCK’nın 37/1. maddesinde düzenlenen müşterek faillik söz konusu olacaktır. Öğretideki görüşler de dikkate alındığında müşterek faillik için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir: 1- Failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır. 2- Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmalıdır. Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı “fail” konumundadır. Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. Müşterek faillikte müşterek alınan suç işleme kararına bağlı olarak, suçun icrai hareketlerinin birlikte gerçekleştirilmesi ve dolayısıyla, suç oluşturan eylemin icrası üzerinde ortaklaşa hâkimiyet kurulması söz konusudur. Buna göre her müşterek fail suçun icrasına ilişkin etkin, fonksiyonel bir katkıda bulunmaktadır. Birlikte suç işleme kararının yanı sıra, eylem üzerinde müşterek hâkimiyet kurulduğu için, her bir suç ortağı fail statüsündedir. Fiil üzerinde ortak hakimiyetin kurulup kurulmadığı suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı öneme göre mahkemece belirlenecektir. Suç ortaklarının suçun işlenmesinde yaptıkları katkının diğerinin fiilini tamamladığı durumlarda müşterek faillik söz konusu olacaktır. Müşterek failliğin yapısı ve tanımı gereği, fiilin kanuni tarifinde yer alan hareketlerin birlikte gerçekleştirilmesi ve birlikte suç işleme kararının varlığı gereklidir. Suçun işlenmesine veya neticenin oluşumuna doğrudan bir etkisi olmayan kişi müşterek fail olarak kabul edilemez. 5237 sayılı TCK'nda yer alan düzenlemeye göre suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen suç ortaklarına “şerik” denilmekte olup, şeriklik; azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen ancak yardım eden suç ortağı, gerçekleşen fiilden 5237 sayılı TCK’nin 40 ıncı maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca şerik olarak sorumlu olmaktadır. 5237 sayılı TCK’nin 39/2 nci maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır. Maddi yardım; suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek, suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak olarak sayılmış, manevi yardım ise; suç işlemeye teşvik etmek, suç işleme kararını kuvvetlendirmek, suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaat etmek, suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek şeklinde belirtilmiştir. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira "yardım etme"yi müşterek faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hâkimiyetinin bulunmamasıdır. Uyuşmazlık konusunun isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için müşterek faillik için gereken şartlardan birisi olan "suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurma" unsurunun ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır. Olayımıza gelince ; Her ne kadar mahkemece sanıkların araç ile Küçükçekmece ilçesinde tam olarak tespit edilemeyen bir yere geldikleri esnada aralarında yapılan iş bölümü uyarınca sanık ...'in araçtan inerek maktulün aracına çarptıkları yere gittiği ve maktulün aracını kaza yerinden çektiği, sanıklar ... ve ... tarafından maktulün araçla zorla Sultanbeyli civarına götürüldüğü, maktulün burada bir süre daha araçta tutularak daha önceden sanıklar arasında yapılan plan uyarınca temin edilen bir valize zorla sokulduğu ve valizle birlikte aracın bagajına konduğu, devamında sanıklar ... ve ... tarafından maktulün valiz içerisinde ...'a ait Bilecik/Söğüt'te bulunan araziye götürüldüğü, maktulün valiz içerisinde yolda vefat etmesi üzerine sanıklar ... ve ... tarafından maktulün buradaki araziye gömüldüğü kabul edilerek TCK'nın 37. maddesi kapsamında suça iştirakten sorumlu tutulmuş ise de; Sanık ...’in "Küçükçekmece Karadeniz sokak içerisinde girdiğimiz anda bizimde içerisinde bulunduğumuz ...'nın kullanımında olan 34 KD ... plakalı beyaz renkli Citroen marka araç ...’nun kullanımında olan 34 MM ... plaka sayılı araca arkadan çarpmak suretiyle kaza süsü verdik ve ...’nun aracının durmasını sağladık. Ben aracın arka tarafından aşağı indim bu arada ... ... araçtan inmedi ben iner inmez aracın kaza kısmını kontrol eden ...’yu itekleyerek bizim bindiğimiz 34 KD ... plakalı sayılı aracın arkasına soktum. Bu arada yanıma ...ta bindi ben ...’nun ağzını kapattım, ...’nun aracını kaza mahalinde bıraktık, kendi aracımızla ben ... ... ve ...’yu çevreyi bilmediğimden tam güzergâhı size söyleyemiyorum ancak Kanarya Leylek Caddesi civarında bir sokağın içine girdik, bu arada ben kızın ağzını elimle kapatmaya devam ettim sokak içerisine girdiğimizde sokağın karanlık olduğunu gördüm uygun bir yere çektik, araçta ... ... ve ...’yu orada bırakarak kaza yerinde bıraktığımız ...’nun aracını almak için oradan tuttuğum bir taksiyle olay yerine aracın yanına gittim. Aracı oradan aldım şuan adresini bilmediğim ancak siz görevlilere yerini gösterebileceğim Kanarya Leylek Caddesi yakınlarında bir sokağın içerisine park ettim. Daha sonra evim o aracı bıraktığım yere çok yakın olması sebebiyle yürüyerek evime gittim. Daha sonra ben ... isimli şahsın akıbetinden haberim olmadı" şeklindeki savunmasının Sanık ...’nın " idaresinde olan ve araç içerisinde ... ve ...’ın da olduğu 34 KD ... plakalı aracın ...’nın sevk ve idaresinde olan 34 MM ... plaka sayılı araca Küçükçekmece Karadeniz sokak içerisinde arkadan çarpmak suretiyle kaza süsü verdiklerini ve ...’nun aracının durmasını sağladıklarını, kaza olduktan sonra ...’nun aracından aşağı inerek aracını kontrol ettiğini, bu arada ...’nın aracını kontrol esnasında telefonuyla birilerine muhtemelen kazayı çince konuşmak suretiyle haber verdiğini, kendilerinin de bu durumdan korktuklarını, bu sırada kaza sonrası araçtan inen ...’in ... ile çince hararetli bir konuşma yaptıklarını, ...’nın kendilerinin Uygur olduğunu fark etmesi üzerine dahada çok tepki gösterdiğini, ...’inde bu duruma çok sinirlendiğini ve ...’yı iteklemek suretiyle kendilerinin bulunduğu 34 KD ... plakalı aracın içerisine iterek soktuğunu, kendisinin de dışarda kaldığını, bu arada ...’nın ağzını arka koltukta ...’ın kapatığını, ...’in ...’nın aracını ortadan kaldırmak için olay yerinde kaldığını, kendisi, ... ve ...’yla birlikte 34 KD ... plakalı araç ile Sultanbeyline gittiklerini" ifade ederek doğrulaması , [adres satırı maskelendi]