18. Ceza Dairesi 2017/6060 E. , 2018/4023 K. "" KARAR Kişilerin huzur ve sükununu bozmak suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 07/12/2016 tarihli ve 2016/48806 soruşturma, 2016/24058 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine dair mercii Bakırköy 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 13/01/2017 tarihli ve 2017/161 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun y…
**18. Ceza Dairesi 2017/6060 E. , 2018/4023 K.** **"İçtihat Metni"** KARAR Kişilerin huzur ve sükununu bozmak suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 07/12/2016 tarihli ve 2016/48806 soruşturma, 2016/24058 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine dair mercii Bakırköy 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 13/01/2017 tarihli ve 2017/161 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12/09/2017 gün ve 50762 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi. İstem yazısında; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, müştekinin iddiaları kapsamında Küçükçekmece Cumhuriyet savcılığınca, olaya ilişkin bildirilen tanıklar dinlenilmeden ve delil olarak beyan edilen kamera kayıtları incelenmeden, hiç bir araştırma yapılmaksızın sadece şüpheli beyanından hareketle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği cihetle, itirazın bu nedenle kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir. Hukuksal Değerlendirme: CMK'nın 160. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." 2. fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170. maddesinin 2. fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." 172. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinde ise;