T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1058 KARAR NO: 2025/1499 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2021/830 KARAR NO: 2025/365 KARAR TARİHİ: 15/05/2025 DAVANIN KONUSU: Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177) DAVA TARİHİ: 30/03/2021 KARAR TARİHİ: 24/12/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya ince…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1058 KARAR NO: 2025/1499 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2021/830 KARAR NO: 2025/365 KARAR TARİHİ: 15/05/2025 DAVANIN KONUSU: Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177) DAVA TARİHİ: 30/03/2021 KARAR TARİHİ: 24/12/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı, davalı ... Şirketi aleyhinde İzmir 6. İş Mahkemesinin 2016/533 Esas 2018/506 Karar sayılı dosyasının ilamına dayanılarak 22/08/2018 tarihinde İzmir 4 İcra Müd'nün ... sayılı dosyasında ilamlı icra takibi başlattığını, icra emri tebliğine rağmen borcun ödenmediğini, davalının dava dışı işçi alacaklarına dayalı ilamlardan kaynaklanan alacakları da ödemediği belirtilerek 2004 sayılı İİK'nun 177. Maddesi hükümleri gereğince iflasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince''.... İflasta yurt içinde birlik ( vahdet) ilkesi geçerlidir. Bu nedenle borçlu hakkında muhtelif iflas davalarının açılması eşyanın tabiatı icabı ise de ancak tek iflas kararı verilebilir. İflasın tekliği prensibi sadece yurt içinde geçerli olup borçlunun muamele merkezindeki ticaret mahkemesinde birden fazla iflas davasının derdest bulunması durumunda, bu davalardan birisinde iflas kararı verildiği takdirde, diğer iflas davalarının iflas kararının kesinleşmesini bekletici sorun yapmaları zorunluluğu vardır. Bu zorunluluğun nedeni, bir borçlu hakkında birden fazla iflas kararı verilemeyeceği ve mameleki hakkında birden fazla iflas tasfiyesi açılamayacağı esasına dayanmaktadır. Bu durum birlik (vahdet) ilkesinden kaynaklanmakta ve iflasın inşai karakterinin doğal sonucunu oluşturmaktadır. Bununla birlikte borçlu hakkında verilen iflas kararı Yargıtayca bozulduktan sonra, daha önce iflas kararının kesinleşmesini bekletici sorun yapan diğer iflas davalarına bakan mahkemelerin artık bekletici sorun hakkındaki ara kararlarını kaldırarak yargılamayı sürdürmeleri gerekir. Şu kadar ki; iflasa daha önce karar veren ve kararı Yargıtayca bozulan hüküm mahkemesinin direnme kararı vermesi de ihtimal dahilinde olduğundan bozma hakkında yerel mahkemece verilecek karara kadar diğer mahkemeler bekletici sorun hakkındaki ara kararını sürdürmeli, bozmaya uyulması halinde kendi mahkemelerindeki iflas davasına ilişkin yargılamayı devam ettirmelidirler. Direnme kararı doğrultusunda yeniden iflasa karar verilmesi durumunda ise daha önce oluşturulan bekletici soruna dair kararın sürdürülmesi gerektiğinde kuşku yoktur.(Türk İflas Hukuku, Sümer Altay, Sayfa 132) Davacının İzmir 6. İş Mahkemesinin 2016/533 Esas 2018/506 Karar sayılı kararla alacağın ilama bağlandığı, dava tarihi itibariyle iş bu davayı açmakta haklı olduğu, ancak yargılama sırasında davalı şirketin iflasına karar verildiği ve verilen kararın kesinleşmiş odluğu, davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş, davacının dava tarihi itibari ile dava açmakta haklı olduğu dikkate alınarak yargılama giderinin davalıya yükletilmesine) '' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekilinin yasal süresinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle: derdest bir iflas davası var iken davacı tarafça yeni bir iflas davası açıldığı, iş bu nedenle davanın reddine dair karar verilmesi gerektiği, davanın açılmasına iflas masasının sebebiyet vermediği ve davacının alacak kaydının iflas masası tarafından kabulü nedeniyle davalı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığı belirtilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, ilama dayalı alacağın icra emriyle istenilmesine rağmen ödenmemesi sebebiyle 2004 sayılı İİK'nın 177. maddesi uyarınca açılan iflas davasıdır.Dosya kapsamında yapılan incelemede, istinafa konu edilen iş bu davanın 30.03.2021 tarihinde açıldığı ve İİK nun 177. Maddesi uyarınca davalı hakkında iflas kararı verilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır.İstanbul 14.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/826 E 2022/288 K sayılı ilamının incelenmesinde, davalı...A.Ş. hakkında itirazın kaldırılması ve iflas istemli açılan davada, mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda 14.04.2022 tarihinde şirketin 14.04.2022 günü saat 13:28 itibariyle genel (adi) iflas yolu ile iflasına karar verildiği ve iş bu kararın taraflarca yasa yoluna başvurulmaması nedeniyle 23.01.2025 tarihinde kesinleştiği mahkeme tarafından düzenlenen kesinleşme şerhinde belirtilmiştir.İstinafa konu edilen davada mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda , davanın konusuz kaldığı belirtilerek esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş ve davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:"İflasın Tekliği" kuralı gereği hakkında iflas kararı verilen ve kesinleşen şirket hakkında yeniden iflas kararı verilemeyecektir.Yargıtay 23 .Hukuk Dairesi'nin 21.04.2015 gün ve 2014/4751 E. 2015/2783 K sayılı ialmında da belirtildiği üzere iflasa tabi bir kişi veya şirket hakkında kesinleşmiş bir iflas kararı varken, ikinci bir iflas kararı verilmesi mümkün değildir.''İflas davası devam ederken başka bir davada, ticaret mahkemesince borçlunun iflasına karar verilmesi halinde mahkemenin, iflasa karar veren mahkemenin kararının kesinleşmesini beklemeli ve kararın kesinleşmesi halinde karar vermelidir. Bu halde, uygulamada, ''konusu kalmayan davanın reddine'' veya '' karar verilmesine yer olmadığına'' şeklinde karar verilmektedir. (bkz. Mahmut Bilgen, Konkordato İflas ve Yargılama Usulü, s:603)''...Keza , bir mahkemede iflas davası devam ederken başka bir mahkeme tarafından aynı kişi hakkında iflas kararı vermesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde de konusu kalmayan dava hakkında '' hüküm kurulmasına yer olmadığına'' karar verilmelidir. İlk kararın bozulması halinde ikinci mahkeme iflas davasına devam ederek nihai kararını vermelidir. '' (bkz. Mahmut COŞKUN, İflas ve Konkordato, s:464)''4)İflas kararının diğer iflas davalarına etkisi: Bir alacaklının takibi ve davası üzerine verilmiş iflas kararından , borçlunun diğer bütün alacaklıları da yararlanacağından, borçlunun iflasına karar verildikten sonra, artık borçlu (müflis) aleyhine yeni bir iflas davası açılmasında hukuki yarar yoktur; bu nedenle, müflis aleyhine yeni bir iflas davası açılamaza.Aynı nedenle, aleyhine açılmış birden fazla iflas davalarından biri sonucunda borçlunun iflasına karar verilirse, bu iflas kararının kesinleşmesine kadar ikinci bir iflas kararı verilmesinde hukuki yarar bulunmadığından , bu iflas kararı kesinleşinceye kadar diğer iflas davalarına bakılamaz. Diğer iflas davaların bakan mahkemeler, daha önce verilmiş olan iflas kararının kesinleşmesini, baktıkları iflas davaları için bekletici sorun (HMK m. 165) yaparlar. İflas kararı kesinleşirse, diğer iflas davaları konusuz kalır. ''bkz. Prof.Dr. Baki KURU, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı s:1125-1126)Yargıtay 23.Hukuk Dairesi'nin 31.05.2012 gün ve 2012/1261 E. 2012/3826 K sayılı içtihadında ''.....Bir kişi hakkında kesinleşmiş bir iflas kararı varken, ikinci bir iflas kararı verilmesi yasaya uygun değildir. Mahkemece davalı şirketin, Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2010/ 102 E. sayılı dosyasıyla iflasına karar verildiği belirtilerek, bu kararın kesinleşip kesinleşmediği denetlenmeden davalı şirketinin yeniden iflasına karar vermeye yer olmadığına karar verilmiştir. Bu uygulama doğru olmayıp, mahkemece kararın kesinleşip kesinleşmediğine bakılmalı; kesinleşmiş olması halinde şimdiki gibi yeniden iflasına karar vermeye yer olmadığına, kesinleşmemiş olması halinde ise daha önce verilen iflas kararının kesinleşmesi bekletici mesele yapılmalıdır.'' belirtilmiştir.Emsal mahiyette yer alan Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 18.04.2012 gün ve 2012/6671E. 2012/ 2553 K. sayılı ilamında da ''....Dava, kambiyo senetlerine mahsus iflas yolu ile takibe itirazın iptali ve iflas istemine ilişkindir. Mahkemece karar verilmeden önce, iflası istenen kooperatif... Kooperatifi'nin Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.12.2010 tarihli, 2010/138 Esas, 2010/905 Karar sayılı ilamı ile iflasına karar verildiği, Yargıtay incelemesinden geçerek 20.03.2012 tarihinde iflasın kesinleştiği anlaşıldığından, mevcut davanın konusu kalmaması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği halde, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, öte yandan, davanın konusuz kalması halinde iflas davalarının niteliği gereği maktu ücreti vekalet takdir edilmesi gerekirken, davanın bu niteliği de gözardı edilerek nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.'' belirtilerek daha önce verilen iflas kararının kesinleşmesi halinde mevcut davanın konusu kalmaması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.Her ne kadar dairemizin 2023/1544 E. 2025/87 K. sayılı dosyasında Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 06/03/2023 tarihli 2023/867 E. 2023/857 K. sayılı ilamı dayanak kılınarak yargılama devam ederken şirketin iflasına karar verilmesi ve kararın kesinleşmesi nedeniyle mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de, yukarıda yer alan bilgiler ve içtihatlar nazara alınarak bu görüşümüzden dönülmüştür.Somut davada, davalı şirket hakkında daha önce İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/04/2022 tarih ve 2017/826 E., 2022/288 K. sayılı kararıyla iflasına karar verilip iş bu verilen iflas kararın kesinleştiği anlaşıldığından mahkemece esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair kararının dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmaktadır. İş bu nedenle aksi yöndeki istinaf sebebinin reddine dair karar verilmiştir.Yargılama giderleri yönünden inceleme:Esastan sonuçlanmayan davada yargılama giderleri 6100 sayılı HMK'nin 331. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde hakim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin takdir ve hükmeder.''... Konusuz kalma nedeniyle esas hakkında karar verilmeyen hükümlerde yargılama gideri dava tarihindeki haklılık durumuna göre gözetilir. Somut uyuşmazlıkta dava tarihi itibariyle davacının imzasını havi kambiyo senedinin dayanağını teşkil eden asıl borç ilişkisinde davalı alacağının halen devam ettiği ve dava tarihinden sonra, davacı yanında fer'i müdahil ... A.Ş. tarafından yapılan ödeme nedeniyle davanın konusuz kaldığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durumdan davalının dava tarihi itibarıyla haklı olduğu gözetilerek yargılama harç ve giderlerinden davacının sorumlu tutulması gerekirken hatalı değerlendirme ile davalı aleyhine hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.'' (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/4806 E. 2020/5210 K. sayılı ilam) Somut olayda, mahkemece tarafların HMK'nin 331 maddesi uyarınca haklılık durum ve oranının belirlenerek yargılama giderlerine hükmetmesi gerektiği açıktır. 30/03/2021 tarihli dava dilekçesi ekinde yer alan belgeler incelendiğinde, davacının davalı aleyhine İzmir 6.İş mahkemesi'nin 2016/533 Esas 2018/506 Karar sayılı dosyasının ilamına dayanılarak 22/08/2018 tarihinde İzmir 4 İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında ilamlı icra takibi başlattığı anlaşılmaktadır. Sunulan istinaf başvuru dilekçesinde, davacının alacak talebinin İstanbul 2.İflas Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına alacak olarak kaydının yapıldığı belirtilmiştir.HMK nun 331. Maddesinin amir hükümleri uyarınca davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmedilecektir. İstinafa konu edilen iş bu davanın açıldığı tarih olan 30/03/2021 tarihinden sonra davaya konu alacak talebinin iflas masası tarafından masaya kaydına karar verilmiş olması, davacının mahkeme ilamına dayanarak dava açtığı andaki haklılığının ortadan kalmasına neden olmaz. İş bu nedenle yargılama giderinden davalının sorumlu tutulması yerinde olup, aksi yöndeki istinaf sebebinin reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.a maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nın 164. maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.24/12/2025