11. Hukuk Dairesi 2018/5723 E. , 2019/6909 K. "" MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 23/11/2017 tarih ve 2017/628 E- 2017/899 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 27/09/2018 tarih ve 2018/304 E- 2018/942 K. sayılı kararın…
**11. Hukuk Dairesi 2018/5723 E. , 2019/6909 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 23/11/2017 tarih ve 2017/628 E- 2017/899 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 27/09/2018 tarih ve 2018/304 E- 2018/942 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkette pay sahibi olduğunu, şirketin 16.02.2017 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağında ve hazirun cetvelinde şirketin sermayesinin tamamını oluşturan 9.892.259 adet payın hazır bulunduğunun yazıldığını ve her iki tutanağında şirketin yönetim kurulu başkanı ... tarafından imza altına alındığını, ancak hazirun cetvelinde pay sahiplerinden ...'na vekaleten ... ve asaleten ....'nun toplam 8.378.742 adet payı temsilen imzalarının bulunduğunu, TTK 32/3 maddesi ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'ne aykırı şekilde gerçekleştirilmesine rağmen tescili sağlanan 16.02.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların silinmesi için İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne başvuruda bulunulduğunu, silinme taleplerinin tescil olunan hususların re'sen terkininin mümkün olmadığı gerekçesi ile reddedildiğini ileri sürerek tescil edilen 16.02.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların ticaret sicilinden silinmesine, silinme kararının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne tebliğine ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının ticaret sicilinden silinmesini istediği kararın 16.02.2017 tarihinde alındığını, 20.02.2017 tarihinde tescil edildiğini ve 24.02.2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiğini, huzurdaki davanın ise 14.07.2017 tarihinde ve hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; davacının ticaret sicil işleminin iptaline ilişkin talepte bulunduğu, ticaret siciline tescil ve terkin taleplerinin 6102 sayılı TTK 34. maddesi uyarınca ilgililere ait olduğu, bu ilgililerin kimler olacağının Ticaret Sicil Nizamnamesi 30 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği 22 ve 39. maddelerinde yer verildiği, davacının şirket ortağı olması nedeniyle ilgililer kavramı içerisinde olmadığı gerekçesiyle HMK 114/1. maddesi uyarınca davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.